Frankfurt Konferansı – 27 Şubat 2016

Parveke / Paylaş / Share

 

 

 

 

 

     (27 Şubat 2016 günü Almanya’nın Frankfurt şehrinde düzenlenen “Hak ve Özgürlükler Partisi (HAKPAR) Avrupa Dayanışma Kongresi”nde İbrahim Sediyani‘nin yaptığı konuşma)   

     * * * 

     Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla.

     Sevgili kardeşlerim ve kızkardeşlerim;

     Sözlerime başlamadan önce burada bulunan herkesi en içten duygularımla selamlıyorum. Bu güzel birlikteliğe vesilen olan ve bizi de bunu yaşamak, paylaşmak için dâvet eden Hak ve Özgürlükler Partisi (HAKPAR)’ne teşekkür ediyorum.

     Ben Frankfurt’ta yaşıyorum, bu şehirde. Dolayısıyla kendimi bir “misafir” olarak değil, “ev sahibi” olarak görüyorum. Almanya’nın değişik eyaletlerinden, Avrupa’nın farklı ülkelerinden ve Türkiye’den, Kürdistan’dan gelen tüm değerli insanlara “Şehrimize hoşgeldiniz” diyorum. Herzlich willkommen…

     Kıymetli dostlar, saygıdeğer konuklar;

     Ben bir siyasetçi değilim. Fikir ile ve kalem ile iştigal eden bir insanım. Bunun anlamı şu: Belli bir çevrenin insanı değilim, herhangi bir camiânın adamı değilim. Her kesimden insan beni okur, dinler, ama her gittiğim yerde aynı şeyleri söylerim, hangi ortamda konuşursam konuşayım, “ilkesel” konuşurum.

     Çok renkliliğe, farklı söylemlere her zaman için değer vermiş, hatta değer atfetmiş bir insanım. Bu açıdan, gerek Türkiye siyasetinde gerek Kürt siyasetinde, farklı çizgideki siyasî hareketlerin ve değişik fikrî akımların olmasını önemsiyorum.

    Sevgili kardeşlerim ve kızkardeşlerim;

     Siz Solcu olduğunuz için zûlüm görmediniz, İslamcı olduğunuz için zûlüm görmediniz. Siz sadece KÜRT olduğunuz için zûlüm gördünüz.

     Aşağılandıysanız, KÜRT olduğunuz için. Ezildiyseniz, sürüldüyseniz, KÜRT olduğunuz için. Solcu ve İslamcı olduğunuz için değil.

     Anadiliniz, Solcu ve İslamcı olduğunuz için değil, KÜRT olduğunuz için yasaklandı. Köylerinizin isimleri, KÜRT olduğunuz için değiştirildi.

     Anadilde eğitim hakkınız yoksa, Solcu ve İslamcı olduğunuz için değil, KÜRT olduğunuz içindir. Katliâma uğruyorsanız, KÜRT olduğunuz için.

     Sadece Solcu olsaydınız, sadece İslamcı olsaydınız, el üstünde tutulurdunuz. Siz bunlar için değil, KÜRT olduğunuz için zûlüm gördünüz.

     Solcu Türk’ün anadili yasaklandı mı? İslamcı Türk’ün köyünün ismi değişti mi? Hayır. Siz bunları sadece KÜRT olduğunuz için yaşadınız.

     Solcu olsaydınız Dersim katliâmını, İslamcı olsaydınız Roboskî katliâmını yaşamazdınız. Siz sadece KÜRT olduğunuz için bunları yaşadınız.

     Solcu iktidarda Dersim katliâmı olurken, Solcu gazeteler size “vahşî” dedi. İslamcı iktidarda Roboskî katliâmı olurken, İslamcı gazeteler size “kaçakçı” dedi. 

     Değerli kardeşlerim; aziz Kürtler;

     Kürt ahlâkından yoksun bir Kürt siyaseti, sadece Kürdistan’a zarardır.

     Uyuşturucu tacirlerinin zehirlediği gençlerimizi tedavi etmek – zor da olsa – mümkün, ama Türk Solu’nun zehirlediği gençlerimizi, imkânsız…

     Kürd’ün asıl işgalcisi karşısındaki asker / polis değil, kendi beynindeki – onun “Kürtlük bilinci”ni sıfırlayan – fikir ve ideolojisidir.

     Kürtler’i devletler değil, ideolojiler köleleştirdi.

     Dünyadaki tüm hareketlere bakın: Asıl derdi halk ve ülke olanlar şiddetten uzak dururlar. Asıl derdi örgüt / parti olanların da yolu şiddet.

     Sevgili Kürtler; Kürt siyasetçileri, Kürt aydınları, Kürt gençleri, Kürt kadınları;

     Kürtler’in bir kısmının muhafazakâr, bir kısmının sosyalist, bir kısmının liberal, bir kısmının İslamcı olduğunu elbette ben de biliyorum. Ancak millî meselelerde tüm bu ihtilaflar bir tarafa bırakılmalı, Allah ve Resûlü’nün rızasına uygun bir biçimde vatanın ve milletin faydasına olacak şekilde Kürt ve Kürdistan’a hizmette ittifak edilmelidir.

     İster sosyalist – liberal – İslamcı olsun ister sağcı – solcu – dinci, ister Sünnî – Alevî – Şiî olsun ister Kurmanc – Soran – Zaza, tüm Kürtler şunu çok iyi idrak etmelidir ki, konu Kürtler ve Kürdistan olduğunda İran, Türkiye, Suriye, Irak, hepsi birdir ve kardeştir!

     Yani Suriye devleti Arap ulusalcısıymış, Türk devleti Kemalist’miş, İran devleti Şeriat’mış, bu onların kendi aralarındaki ihtilaflarıdır ve fakat konu Kürtler ve Kürdistan oldu mu bir bakarsınız ki hepsi bize karşı birleşmiştir! Bunu artık görmemek için kör olmak lazım. Sözkonusu olan Kürtler ve Kürdistan oldu mu Kemalist Türkiye, İslam Cumhuriyeti İran, Baas Cumhuriyeti Suriye, bunların hepsi birdir ve kardeştir!

     Peki buna karşı biz ne yapmalıyız? Madem ki onlar aralarındaki bunca fikrî, mezhebî ve ideolojik farklılıklara rağmen konu Kürtler oldu mu hemen tüm ihtilaflarını bir kenara bırakıp bize karşı birleşiyorlar, bu durumda biz Kürtler nasıl davranmalıyız?

     Bunun cevabını Malcolm X vermiştir: “Öyleyse biz de aynı şeyi yapmalıyız.”

     Malcolm X derdi ki: “Sorunlarınızı konuşurken yanlış kavramlarla konuşursanız, bulacağınız çözüm de yanlış olacaktır. Doğru çözüm bulmak istiyorsanız, doğru kavramlarla sorunlarınızı tartışmalısınız.”

     Hususen Kürdistan millî meseleleriyle ilgili onyıllardır yapılan yüzlerce tartışmaya ve konuşmaya rağmen doğru çözüm bulunamayışın sebebi de burda saklı. Millî sorunlarımızı ya egemenlerin diliyle veyahut da ideolojik bir dille konuştuğumuz için, doğru çözümler üretemiyoruz. Oysa millî meseleler millî kavramlarla ve millî bir şuur ile konuşulmalıdır.

     Biz buna “Kürdistanî duruş” diyoruz.

     “Kürdistanî olmak” ne demektir? Bu ifade ne anlama geliyor?

     Vakit dar, biliyorum; ancak gördüğüm, rastladığım her Kürd’e bunu anlatmadan onun yakasını bırakmayacağıma yemin ettiğim için, “Kürdistanî olmak” bilinç ve şuuru hakkında iki kelam etmeden sizleri bırakmayacağım:

     “Kürdistanî olmak”, Kürdistan’ın millî ve manevî değerleriyle uyumlu bir hayat yaşamak, Kürt halkına faydalı bireyler olmaya çalışmak ve siyasal / düşünsel alanda öncelikli olarak Kürdistan’ın ve Kürt halkının menfaatlerini gözeterek tutum belirleme bilincine sahip olmaktır.

     Örnek vermek gerekirse: Dünyada, Ortadoğu’da ve Kürdistan’da önemli hadiseler yaşanmaktadır. Mâlesef pekçok Kürt aydını ve pekçok Kürt siyasetçisi, Ortadoğu ve hatta Kürdistan’daki birçok gelişmede Kürt halkının ve Kürdistan’ın çıkarlarını önceleyen bir tutum sergileme basireti gösteremiyorlar. Bunlar millî bilinçten yoksun oldukları ve daha çok ideolojik düşüncenin esiri oldukları için, birinci derecede Kürdistan’ın geleceğini ilgilendiren gelişmelerde dahi ya Türkiye ve Suud ekseninin, ya İran ve Suriye ekseninin, ya da ABD ve İsrail ekseninin gölgesinde ve onlarla paralel davranışlar sergiliyorlar.

     Oysa ki her Kürt aydını ve her Kürt siyasetçisi, öncelikli olarak Kürdistan’ın ve Kürt halkının menfaatlerini gözeterek adım atmalıdır; Türkiye’nin, İran’ın ya da ABD’nin değil. Biz buna “Kürdistanî duruş” diyoruz.

     Aslında yeni bir icad içinde de değiliz. Dünyada zaten herkes böyle davranıyor; herkes önce kendi çıkarını düşünerek adım atıyor. Bunu bir tek Kürtler yapmıyor veya layıkıyla yapamıyor.

     Dünyada herkesin yaptığı şeyi Kürtler’in de yapmasını istiyoruz. Bu kadar basit!

     Sevgili kardeşlerim, Kürt siyaseti;

     “Türkiyelileşme”, sevgili İsmail Beşikçi’nin de vurguladığı gibi, bozuk ve tehlikeli bir hedeftir. Kürtler’in hedefi, gayesi “Kürdistanîleşme” olmalıdır.

     HAKPAR ve diğer tüm Kürt parti ve cemiyetleri, “Kürdistanîleşme”yi gaye edinmelidir.

     Kürdistan 1639 Kasr-ı Şirin’de ikiye, 1923 Lozan’da ise beş parçaya bölünmüş bir ülkedir. Kuzey Kürdistan’daki Kürtler zaten resmîyette “Türkiyeli”dir. Doğu Kürdistan’daki Kürtler resmîyette “İranlı”dır. Güney Kürdistan’daki Kürtler resmîyette “Iraklı” yapılmıştır. Güneybatı Kürdistan’daki Kürtler resmîyette “Suriyeli” yapılmıştır.

     Bu; “sorunun çözümü” değil, bilâkis sorunun tâ kendisidir. Sorunun bizzat kendisini, sorunun bizzat kaynağını siz kalkıp da “sorunun çözümü” diye sunarsanız, halkınıza bunu izah etmede zorlanırsınız. Kürt halkının temel eksikliği “Kürdistanlılaşma” hakkından mahrum bırakılmasıdır, “Türkiyelileşme”den ya da “İranlılaşma”dan değil.

     Bizler “Türkiye Kürtleri”, “Suriye Kürtleri”, “Irak Kürtleri”, “İran Kürtleri” diye bir ayrımı kabul etmiyoruz. 60 milyon nüfûslu “Kürdistan Kürtleri” vardır ve bu Kürtler emperyalistler tarafından 5 parçaya bölünmüştür.

     Aziz kardeşlerim;

     Kürtler’in ideolojik hareketlere ihtiyacı yoktur. Bunlar şifa olmak bir yana, halkımızın arasına hastalık ve mikrop saçmaktadırlar. Kürtler’in millî hareketlere ihtiyacı vardır.

   “Millî bir hareket” olmak ne demektir?

     Millî hareket demek, bir milleti oluşturan fertler / topluluklar arasında meşrebî ve mezhebî ayrım gözetmeden, tamamını kucaklamaktır.

     Hususen Kürdistan vatanı için bu, elzemdir. Zirâ kutsal vatanımızda Müslüman olmayan (Süryanî, Asurî, Ermenî, Zerdüştî vs.) unsurlar olduğu gibi, Müslüman Kürt halkı da farklı meşreb ve mezheplere sahiptir. Kurmanclar vardır, Zazalar vardır, Soranlar vardır, Lorlar vardır. Kürtler sadece Kurmanclar’dan ibaret bir millet olmadığı gibi, sadece Sünnîler’den ibaret bir millet de değildir. Dersim, Maraş vb. illerde Alevî Kürtler vardır; Kirmanşâh, Loristan gibi illerde Şiî Kürtler vardır. Sünnî Kürtler dahi kendi içinde Şafiîler ve Hanefîler diye ikiye ayrılır.

     İşte “millî hareket” demek, aziz Kürt milletinin bütün bu bileşenlerini aynı ve eşit biçimde kucaklayan, sahiplenen hareket demektir.

     Kısacası kardeşlerim; bizim Molla Mustafa Barzanî ve Pêşava Qazî Muhammed çizgisinde bir Kürdistan millî hareketine ihtiyacımız vardır.

     Kürtler’in asıl ihtiyacı budur. İlaç budur.

     Ancak bugün, özellikle de Kuzey Kürdistan (Türkiye) parçasında siyasî faaliyet yürüten Kürt parti ve cemiyetlerinin hiçbiri “millî hareket” değil, neredeyse hepsi “ideolojik hareketler” oldukları için, bunlar ne yazık ki mazlum Kürt halkına ilaç olmamakta, bilakis kendileri hastalık ve mikrop saçmaktadırlar.

     Muhterem kardeşlerim, kıymetli misafirler;

     Diğer tüm onurlu milletler ve coğrafyalar gibi, aziz Kürt milletinin ve Kürdistan vatanının da hür ve müstakil bir şekilde yaşamaya hakkı vardır. Bu hak, Allah-û Teâlâ’nın verdiği ilahî bir haktır. İmân ettiği Kitab’a sadık olan hiçbir Müslüman, Hristiyan veya Musevî, bunun tartışmasına dahi girmez.

     Bu tabiî ve ilahî hakkın Kürdistan’ın güney parçasında tecelli ediyor oluşu, elbette başta Kürtler’in kendisi olmak üzere tüm hür vicdanlı milletler nezdinde saygıyla karşılanması gerekir. Kürdistan’ın hürriyet ve istiklâline karşı çıkan her birey, hareket veya devlet, ister Müslüman (Şiî – Sünnî), ister Hristiyan, ister Musevî olsun, en başta kendi itikadına aykırı hareket ediyor demektir.

     Sevgili Mesud Barzanî’nin rehberlik ettiği Kürdistan Federe Devleti ve bu federal devletin zorlu ve sancılı bağımsızlık yürüyüşü, her onurlu ve şerefli Kürd’ün desteklemesi, kıvanç duyması gereken bir kazanımdır.

     Kürdistan’ın ve Kürtler’in “uluslararası statü” kazanmış tek parçası olan Kürdistan Federe Devleti’ne ve başkanı Mesud Barzanî’ye düşmanlık etmek, şanlı ve mukaddes Ala Rengîn’e tahammülsüzlük, şunu bilin ki apaçık Kürt düşmanlığıdır, Kürdistan düşmanlığıdır ve bunu yapanlar aziz Kürt milletinin tarihine “vatan hainleri” sıfatıyla geçeceklerdir. Kıyamete kadar da Kürt halkı tarafından lanetle anılacaklardır.

     Sözlerimizin başı da sonu da Allah-û Teâlâ’ya hamddır. Allah’ın selamı, rahmeti ve bereketi üzerinize olsun.

İbrahim Sediyani

     HAK VE ÖZGÜRLÜKLER PARTİSİ (HAKPAR) AVRUPA DAYANIŞMA KONGRESİ

     FRANKFURT a. M. / ALMANYA

     27 ŞUBAT 2016

FOTOĞRAFLAR:

hakpar sediyani 01

Hak ve Özgürlükler Partisi (HAKPAR) Avrupa Dayanışma Kongresi, Almanya’nın Frankfurt am Main şehrinde gerçekleştirildi

hakpar sediyani 02

Kongrenin moderatörlüğünü HAKPAR Avrupa Dayanışma Derneği Başkanı Fettah Timar yaptı

hakpar sediyani 03

Kongrede Kürdistan bayrağı Ala Rengîn ve Kürdistanî mesajların yoğunluğu dikkat çekiciydi

hakpar sediyani 04

Frankenallee 111 adresindeki Saalbau Gallus adlı salonda düzenlenen kongre, Kürt millî marşı “Ey Reqip”in okunmasıyla başladı

hakpar sediyani 05

Avrupa’nın değişik ülkelerinden ve Türkiye’den pekçok katılımcının hazır bulunduğu kongreye HAKPAR Kurucularından Kürt Siyasetçi Kemal Burkay, Bağımsız Bir Kürdistan İçin İnisiyatif (Alm. Initiative für ein Unabhängiges Kurdistan) Üyesi Dr. İbrahim Mahmud, Kürdistan Demokrat Parti Üyesi Araştırmacı – Yazar Kutbettin Özer, Frankfurt Suriye Kürtleri’yle Dayanışma Derneği Başkanı Aziz Abdullah, Almanya Kürt Toplumu (Alm. Kurdische Gemeinde Deutschlands) Başkanı Musa Ataman ve Gazeteci – Yazar İbrahim Sediyani konuşmacı olarak katıldılar.

hakpar sediyani 06

Kürt siyasetçi ve aydınların yanısıra Orta Anadolu Kürtleri’nden şair Mahmut Erdem bir şiir okudu, ressam Haşim Saydan portrelerini sundu, sanatçı Gani Nar ise Kürtçe şarkı söyledi.

hakpar sediyani 07

Şeyh Said

hakpar sediyani 08

Cibranlı Halid Bey

hakpar sediyani 09

Seyyîd Rıza

hakpar sediyani 10

Mella Mustafa Barzanî

hakpar sediyani 11

Pêşava Qazî Muhammed

hakpar sediyani 12

Kongrenin ilk konuşmasını Kemal Burkay gerçekleştirdi

hakpar sediyani 13

Dr. İbrahim Mahmud

hakpar sediyani 14

Kutbettin Özer

hakpar sediyani 15

Aziz Abdullah

hakpar sediyani 16

hakpar sediyani 17

İbrahim Sediyani

hakpar sediyani 18

hakpar sediyani 19

hakpar sediyani 20

hakpar sediyani 21

hakpar sediyani 22

hakpar sediyani 23

hakpar sediyani 24

hakpar sediyani 25

hakpar sediyani 26

 


Parveke / Paylaş / Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir