İsmail Beşikçi, Azadî İnisiyatifi kurucularından gazeteci – yazar İbrahim Sediyani hakkında övgü dolu ifadeler kullandı…
İstanbul’da düzenlenen “Dünden Bugüne Kürt Meselesine Bakışlar” adlı panelde konuşan sosyolog İsmail Beşikçi, Azadî İnisiyatifi kurucularından gazeteci – yazar İbrahim Sediyani hakkında övgü dolu ifadeler kullandı. “Bugün bir Kürt sorunu değil, Türkiye, Suriye, Irak, İran arasında bölünüp parçalanmış bir Kürdistan sorunu vardır” diyen Dr. İsmail Beşikçi, sorunu doğru bir şekilde anlayabilmek için dinleyicileri Sediyani’nin yazılarını okumaya davet ederek, “İbrahim Sediyani arkadaşımız çok ilgi çekici bir yazardır, çok dikkatli okunması gereken bir yazardır. Sediyani’nin yazılarını okumak, Kürt / Kürdistan sorunu hakkında çok sağlıklı bilgiler verecektir” ifadelerini kullandı.
Antikapitalist Müslümanlar tarafından İstanbul’un Fatih semtinde, İnşa Kültür Evi’nde düzenlenen “Dünden Bugüne Kürt Meselesine Bakışlar” adlı panele dünyaca ünlü sosyolog Dr. İsmail Beşikçi, İnsan Hakları Derneği (İHD) Kurucusu, Toplumsal Araştırmalar Kültür ve Sanat İçin Vakıf Başkanı ve Türk Tabipleri Birliği Merkez Konseyi Başkanı Prof. Dr. Gençay Gürsoy, Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM) Kurucusu ve İsmail Beşikçi Vakfı Yönetim Kurulu Başkanı İbrahim Gürbüz ve Antikapitalist Müslümanlar Hareketi Öncüsü R. İhsan Eliaçık konuşmacı olarak katıldılar.
DR. İSMAİL BEŞİKÇİ: “SORUN KÜRT SORUNU DEĞİL, BÖLÜNMÜŞ KÜRDİSTAN SORUNUDUR”
Kalabalık bir dinleyici kitlesinin ilgiyle takip ettiği panele, Kürtler ve Kürdistan hakkında yazdığı kitaplar nedeniyle yıllarca cezaevinde kalan ve “Kürtler’in Sokrates’i” lakabıyla çağrılan dünyaca ünlü sosyolog ve yazar İsmail Beşikçi’nin konuşması damga vurdu.
“Bugün bir Kürt sorunu değil, Türkiye, Suriye, Irak, İran arasında bölünüp parçalanmış bir Kürdistan sorunu vardır” diyen Dr. İsmail Beşikçi, ayrıca sorunun sadece Türkiye, İran, Irak ve Suriye’nin bir sorunu olmadığını söyledi. Beşikçi, “Kürdistan sorunu, bir Ortadoğu sorunudur” dedi. Ortadoğu’da son elli yılda Kürdistan sorunu ile ilgili çok önemli siyasal ve toplumsal değişikliklerin olduğunu belirten İsmail Beşikçi, konuşmasına şöyle devam etti: “Bu değişimleri iki ana dinamiğe bağlayabiliriz. Biri iç dinamik; o da 15 Ağustos 1984 tarihinde bir gerilla hareketinin başlatılması. İkinci önemli dinamik ise; dış dinamiktir. O da 2003 yılında ABD’nin ve koalisyonu güçlerinin Irak’a karşı bir silahlı mücadele başlatmış olmalarıdır. Bu iki dinamik birbirini etkileyerek, birbirini tetikleyerek Kürtler açısında çok büyük değişiklikler gerçekleştirmiştir.”
Kürt ve Kürdistan sorununun temelini anlatan Beşikçi, devamla şunları söyledi: “1920’li yıllarda Kürtler’in bölünmesi, Kürdistan’ın parçalanması ve paylaşılmasıdır. Emperyal güçlerin Ortadoğu’da en önemli, en kalıcı ve en kapsamlı dinamik icraatı, Kürdistan’ın ve Kürtler’in bölünmesi, parçalanması ve paylaşılmasıdır. Uluslararası camia da anti- Kürt bir camiadır. Bugün dünyada 208 devlet vardır. Bu devletlerin çoğunun nüfusları bir milyonun altındadır. Ortadoğu’da 40 milyondan fazla Kürt nüfusu vardır. Hatta 50 milyon da diyebiliriz. Bugün bunun görünmesi istenmediği için Kürt nüfusunun sayımı da yapılmıyor. Sayımın yapılmasını istemeyenler ve uluslararası camia, anti-Kürt bir camiadır.”
25. yıldönümünde bulunduğumuz Halepçe katliamına da değinmeden geçemeyen Dr. Beşikçi, Halepçe hakkında şunları kaydetti: “1988’de Halepçe’de Kürtler üzerine yağdırılan kimyasal silahları, 1983 yılında Saddam Hüseyin yönetimi deneyleri önceden cezaevlerindeki Kürt mahkûmları üzerinde yapmıştır. 1983 ile 1988 yılları arasında öldürülen Kürt sayısı 5 binden çok fazladır. Halepçe’de katliam yapılırken, uluslararası camia tarafından ne Paris’te ne Moskova’da ne Washington’da, hiçbir yerde buna bir tepki oluşmamıştır. Hatta Kuveyt’te o tarihte İslam Konferansı toplanmıştır ama Halepçe Katliamı’na en ufak bir tepki bile göstermemişlerdir. Bu nasıl bir kardeşliktir?” dedi.
Saddam Hüseyin rejiminin kendi vatandaşlarına karşı bir cinayet işlediğine işaret ederek, öbür İslam devletlerinin bu cinayeti görmezden, duymazdan geldiğini hatırlatan Beşikçi, “Böyle bir İslam kardeşliği var mı?” diye sordu.
1960’larda Kürtler arasında bir millî hareketin geliştiği tespitinde bulunan Dr. İsmail Beşikçi, konuşmasının devamında çok önemli bir gerçeğe dikkat çekerek şunları belirtti: “ABD‘nin Türkiye’ye tavsiyesi şudur bu konuda: ‘İleride Kürtler’de oluşabilecek millî duyguları engellemek için İslam’ı kullanın’. 1984’te gerilla hareketi başladığı zaman Kürtler’in gerillaya destek vermemesi için ‘İslam argümanı’ kullanılmıştır.”
DR. İSMAİL BEŞİKÇİ: “İBRAHİM SEDİYANİ ÇOK İLGİ ÇEKİCİ BİR YAZAR, KÜRDİSTAN SORUNUNU DOĞRU ANLAMAK İSTİYORSANIZ SEDİYANİ’Yİ OKUYUN”
İlgiyle takip edilen konuşmasının devamında Hak, Adalet ve Hürriyet için Kürdistan İslamî İnisiyatifi (Azadî İnisiyatifi) kurucusu ve “Bütün İsimlerimizi Geri İstiyoruz” Girişimi sözcüsü gazeteci – yazar İbrahim Sediyani hakkında övgü dolu ifadeler kullanan Dr. İsmail Beşikçi, sorunu doğru bir şekilde anlayabilmek için dinleyicileri Sediyani’nin yazılarını okumaya davet ederek, “İbrahim Sediyani arkadaşımız çok ilgi çekici bir yazardır, çok dikkatli okunması gereken bir yazardır. Sediyani’nin yazılarını okumak, Kürt / Kürdistan sorunu hakkında çok sağlıklı bilgiler verecektir” ifadelerini kullandı.
Sediyani’nin Bangladeş Seyahatnamesi’nin içinde kaleme aldığı “Kürtler’i Kandıran Ama Bengaller’i Kandıramayan İslam Kardeşliği” adlı makalesini cümle cümle ezbere okuyacak kadar iyi bir “Sediyani okuyucusu” olduğu anlaşılan Dr. İsmail Beşikçi, şöyle konuştu: “İbrahim Sediyani bir yazı yazmıştı. Diyor ki, ‘Kürtler’i kandıran ama Bengaller’i kandıramayan İslam kardeşliği’… Bu şu demek: Hindistan bağımsız oldu. 1947’de de Pakistan hemen Hindistan’dan ayrıldı ve ayrı bir devlet oldu. Doğu Pakistan’da yaşayan Bengal halkı da kendi özgürlükleri üzerinde durdular. Ve Pakistan’dan durmadan bunu talep ettiler. Pakistan hükümeti ‘İslam kardeşliği öne sürüyordu; ‘Biz ümmetiz, biz kardeşiz, biz Müslüman’ız, işte Müslümanlık’ta kavmiyetçilik yapmak yasaktır. O bakımdan sizin bu talepleriniz İslam’a aykırıdır’ gibi. Aynen Türkiye’nin Kürt halkına yaptığı gibi. Bengal halkı ise şunu söylüyordu: ‘Biz de kardeşiz, biz de Müslüman’ız ama siz bizim hasmımızsını, çünkü siz bizim haklarımızı ve kimliğimizi gaspettiniz ve siz bizim hakkımızı vermiyorsunuz. Siz nasıl Hindistan’dan hakkınızı aradınız, ayrı devlet oldunuz, biz de Bengal halkı olarak hakkımız arıyoruz ve devlet olmak istiyoruz. Sizin bizim haklarımıza engel olmanız, esas bu İslam’a aykırıdır!’… İşte Bengal halkı 1971 yılında bir meclis kurdular.
İbrahim Sediyani’nin bu yazısı çok dikkate değer bir yazıdır. Ve Kürtler’in bu yazı ve bu oluşum üzerinde epey durmaları gerekiyor. Çünkü İslam hak ve hukuk dînidir, dolayısıyla İslam her zaman haklının yanındadır. Kürtler haklıdır. Haklı olan Kürtler’dir. Sediyani’yi düzenli olarak okuduğunuzda bunu daha rahat kavrarsınız.”
DR. İSMAİL BEŞİKÇİ: “SAİD-İ NURSÎ’NİN RİSALELERİNDE BÜTÜN ‘KÜRDİSTAN’ İFADELERİ SİLİNDİ”
Konuşmasında yeni barış sürecine, PKK’nın silah bırakmasına ve Suriye’deki olaylara değinen Beşikçi, şu görüşlere yer verdi: “İşte resmî ideoloji, bir bütünlük sözkonusu olduğu zaman, Özgür Suriye Ordusu’na silah veren Türkiye, Kürtler’e ‘Siz silah bırakın’ diyor. Türkiye ‘PKK silahlarını bıraksın’ diyor ama ‘100 bin korucumuz silahlarını bıraksın’ demiyor. Binlerce silahlı özel tim var, onlar hakkında bir şey söyleniyor mu? Devlet-PKK görüşmesinin önemli olduğunu düşünüyorum. Bir de önemli olan Kürtler’in Ortadoğu’daki temel hakları ve hukukudur. Özgürlükleridir. 1920’lerdeki parçalanmanın artık gözden ırak tutulmaması lazım.”
Son olarak Bediuzzaman Said-i Kurdî’ye de değinerek sözünü bağlayan Dr. İsmail Beşikçi, Said-i Kurdî ve Risale-i Nûr hakkında şunları söyledi: “Said Nursî’nin çalışmaları 1950’lerde Türk olan Nurcular tarafından tahrif edilmiştir. Bunlar hem bu hatayı yapıyor, hem de bunun hata olduğunu söylüyorlar. Yani Said Kürdî’nin ‘Kürdistan’ kelimesi kulandığı için hata yaptığını söylüyorlar. Hem Üstad’ın yolundan gittiklerini iddia ediyorlar, hem de eserlerini tahrif ediyorlar. Onlar o ifadeleri kendi kafalarından silip değiştirirken yapmış olmuyorlar, ama Said-i Kurdî ‘Kürdistan’ diye yazdığı için hata yapmış oluyor. Kendilerinin yaptıklarına da ‘Sevap’ diyorlar. Onlar Risale-i Nûr’da geçen ‘Kürdistan’ gibi bölücü bir kelimeyi ordan silip çıkararak Allah katında sevap kazanmış oluyorlar. Ciddi ciddi böyle inanıyorlar! Böyle bir İslam kardeşliği olmaz…”
Büyük ilgiye mazhar olan panelin sonunda dinleyicilerin sordukları sorular cevaplandırıldı.
ADİL MEDYA
26 MART 2013