Brüksel Konferansı – 4 Haziran 2016

Parveke / Paylaş / Share

Belçika’nın başkenti Brüksel’de 4 Haziran 2016 günü düzenlenen “Kürt Aydınlar İnisiyatifi” Avrupa Toplantısı’nda İbrahim Sediyani’nin yaptığı konuşma…

 

 

     Belçika’nın başkenti Brüksel’de 4 Haziran 2016 günü düzenlenen “Kürt Aydınlar İnisiyatifi” (Înîsiyatîfa Rewşenbîrên Kurd) Avrupa Toplantısı’nda İbrahim Sediyani’nin Kürtçe olarak yaptığı konuşmanın Türkçe tercümesini sunuyoruz…

     * * *

Kürt Aydınları, Qazî Muhammed’in Ahlâkını Örnek Almalıdır

İbrahim Sediyani

brüksel konferansı 00 kapak

     Bismillahirrahmânirrahîm. Rahmân ve Rahîm olan Allah’ın adıyla.

     Sevgili kardeşlerim;

     Sözlerime başlamadan önce, Belçika’nın ve aynı zamanda tüm Avrupa’nın başkenti olan bu güzel şehirde, Brüksel şehrinde bulunmaktan büyük mutluluk duyduğumu belirtmek istiyorum. Bu güzel birlikteliğe vesile olan ve bizi de bunu yaşamak, paylaşmak için dâvet eden Kürt Aydınlar İnisiyatifi’ne en içten teşekkürlerimi sunuyorum.

     Kıymetli kardeşlerim, saygıdeğer Kürt entelijansiyası;

     “Kürt Aydınlar İnisiyatifi”, elbette hayırlı bir oluşum ve böyle bir birlikteliğin tesisi için çok geç kalındığını dahi söyleyebiliriz. Ancak bir oluşumun veya hareketin, hatta partinin, örgütün, hükûmetin veya devletin inşâ ve işleyişinde, onun renk ve fikriyatından ziyade, onun kimler eliyle hayata geçirildiği daha bir fazla önem arzetmektedir.

     Açayım: İsviçre de Demokrasi’dir, Demokratik Kongo Cumhuriyeti de. İran da Şeriat’la yönetiliyor, Pakistan da Suudî Arabistan da. Küba ve Venezuela da Sosyalist’tir, Çin ve Kuzey Kore de.

     Bu ülkelerin, aynı ideoloji veya şeriat ile yönetildikleri halde, yönetim biçimleri aynı oldukları halde biribirlerine taban tabana zıt bir çehreye sahip olmalarının sebebi, hangi şeriat veya ideoloji olursa olsun, ne tür bir fikrî veya siyasî temel üzere olursa olsun, dünyadaki herşeyin ama herşeyin, onu hayata geçirecek kişilere göre biçim aldığı gerçeğinin hayatın tartışmasız bir realitesi olmasıdır.

     Dikkat ederseniz, ideolojileri aynı, dînleri, fikirleri aynı, sistemleri aynı olan devletler biribirine tamamen ters bir karakterde olabiliyor. Neden böyledirler? Çünkü, hangi insan onu inşâ ederse, onun eliyle rengini alır. Eğer ben iyi bir insan isem, ben ahlâklı ve edep sahibi bir insan isem, benim İslamcılık’ım da iyi olur, Sosyalistlik’im de iyi olur, Kürt millîyetçiliğim de iyi olur. Fakat eğer ben kötü bir insan isem, ben güzel ahlâk sahibi biri değil isem, kişiliğim bozuk ise, benim İslamcılık’ım da kötü olur, Sosyalistlik’im de kötü olur, Kürt millîyetçiliğim de kötü olur.

     Değerli kardeşlerim;

     Bununla, şuna gelmek istiyorum: Kürt Aydınlar İnisiyatifi’ne veya Kürt aydınlarına, bütün Kürt entelijansiyasına lazım olan şey, bilinç değil ahlâktır. Kürt entelektüellerine bilinç değil ahlâk lazımdır. Kürt yazarlara ilk lazım olan şey ahlâktır, güzel ahlâktır.

     Eğer ahlâkımız güzel olursa, bu inisiyatif de başarılı olur. Ama eğer ahlâkımız çirkin olursa, eğer biz biribirimize karşı hased edersek, biribirimize karşı kıskançlık yaparsak, o zaman bu Kürt Aydınlar İnisiyatifi bir yıl bile devam etmez. Açık söyleyeyim, bir yıl dahi sürmez.

     Şimdi, biz ne tür bir ahlâkı üzerimizde taşırsak, hangi şahsiyetin ahlâkını örnek alırsak, o zaman temiz ahlâklı oluruz, taşıdığımız vasıflara layık insanlar oluruz?

     Yazılarımda da sık sık söylüyorum, burada da söyleyeceğim: Kürt aydınları, Pêşava Qazî Muhammed’in ahlâkını örnek almalıdırlar.

     Pêşava Qazî Muhammed öyle bir insandı ki, O’nun tertemiz ahlâkı ve yüce şahsiyeti bütün Kürtler için, hususen de Kürt aydınları için örneklik teşkil etmelidir. Kürt entelijansiyası, Qazî Muhammed’in ahlâkı ile ahlâklanmalıdır.

     Qazî Muhammed (rh. a.)’i idam ettikleri zaman, idam sehpasına gitmeden önce Kürt milletine yönelik bir vasiyet kaleme almıştı. Qazî Muhammed (rh. a.)’in idam edilirken kaleme aldığı vasiyetname ve orada Kürtler’e yaptığı nasihatler, aslında her Kürd’ün nasıl bir yol takip etmesi gerektiğini ve her Kürt aydınının nasıl bir ahlâka sahip olması gerektiğini ortaya koymaktadır.

     Şimdi orada, o son vasiyetinde Qazî Muhammed biz Kürtler’e ne tür nasihatlerde bulunuyor, bakalım:

     Bir: “Allah aşkına artık biribirinize düşmanlık etmeyin, sırt sırta verin, zorba düşmana ve zalimlere karşı durun. Kendinizi düşmana bedava satmayın.”

     Bu neden mühimdir? Şunun için mühimdir:

     Ben bakıyorum, Türkiye’de kaç çeşit camiâ var; AK Parti var, HDP var, Türk Solu var. Şimdi ben hepinize soruyorum, burada bulunan tüm Kürt yazarlara soruyorum:

     Siz hiç gördünüz mü, iki tane yazar, oylarını aynı partiye veriyorlar, ikisi de AK Partili, ikisi de aynı camiânın insanları, ama biribirlerine iftira atıyorlar, biribirlerine küfrediyorlar?

     Ya da HDP cenahından, iki tane yazar, ikisi de HDP’li, ama durmadan biribirlerine çamur atıyorlar, etrafındaki insanlara diğer arkadaşını kötülemeye, itibarsızlaştırmaya çalışıyorlar?

     Ya da Türk Solu’nda, iki tane Atatürkçü yazar, başkalarıyla değil sadece kendisiyle aynı fikirde olanlarla uğraşıyorlar?

     Siz hiç böyle birşey gördünüz mü? Düşünmesi bile saçma, değil mi?

     Ama ben bakıyorum, o ki kendilerine “Kürt millîyetçisi” diyorlar ya, bu yazarlar, Kürt millîyetçisi yazarlar, ben bakıyorum, yaaa var mı böyle birşey, sabahtan akşama kadar biribirlerine küfür ve hakaret ediyorlar, biribirlerine çamur atıyorlar, biribirlerine iftira atıyorlar, bütün gün biribirlerinin dedikodusunu yapıyorlar. Fikirleri aynı haa, fikirleri aynı. Aynı şeyleri savunuyorlar. Düşünebiliyor musunuz?

     Ben böyle bir aşağılık ahlâkı, böyle bir ahlâksızlığı, bu yaşıma kadar sadece ve sadece Kürt millîyetçisi çevrede gördüm. Türkiye ve Kürdistan’da her türlü camiâyı tanıdım, ama bu ahlaksızlığı ve edepsizliği, yani tüm düşmanlığını kendisiyle aynı çizgideki arkadaşlarına karşı yapan, bu kişiliksizliği, sadece ve sadece Kürt millîyetçilerinde gördüm. Bu kıskançlığı ve hesudluğu sadece Kürt millîyetçisi yazarlarda gördüm. Bunu burada açıkça söylüyorum. Kimse de darılmasın gücenmesin.

     Ben bazen Twitter’de veya Facebook’ta adımı aratıyorum, normaldir yani, bakıyorum hele millet hakkımda neler söylüyor, insanî bir şey, yaaa binlerce küfür ediyorlar bana, akla hayâle sığmaz iftiralar, mesnetler… Ben bakıyorum, hele bunların derdi nedir, yani niçin yapıyorlar? Olur ya, belki farkında olmadan büyük bir yanlış yapmışım, affedilmez büyük bir hatam var, bakayım da öğreneyim en azından hatamı…

     Ben bakıyorum sayfasına, adam nasıl biri, kimdir, bakıyorum ki yazarmış, Kürt yazar, çeşitli Kürt sitelerinde yazılar karalıyor, çevresinde üç – beş seveni var. Fakaaat, bakıyorum, yaa adam Kürt millîyetçisi, “Kürdistanî”, o da Kürt millîyetçisi, şaşıp kalıyorum. Sayfasına girip bütün yazdıklarını okuyorum, adam ne yazmış, neler yazmış, tek tek okuyorum, bakıyorum ki ben neyi savunuyorsam o da onu savunuyor, ben ağzımı açtığımda neler söylüyorsam o da onları söylüyor. Fakat hakkımda o kadar iğrenç ve edepsiz laflar ediyor ki, ve üstelik etrafındaki herkesi bana karşı kışkırtıyor, insanları bana düşman ettirmeye çalışıyor. İyi de kardeşim, aynı şeyleri savunuyoruz, aynı fikirde ve aynı çizgide insanlarız, sen neyi savunuyorsan ben de onu savunuyorum, peki o zaman bana bu düşmanlığı niye yapıyorsun? Etrafındaki kişilere beni niye kötülüyorsun? Bana niye iftiralar atıyorsun? Aynı şeyleri savunduğumuz halde neden senin bütün işin gücün benimle uğraşmak? Derdin nedir senin benimle?

     Ben böyle bir aşağılık ahlâkı, böyle bir ahlâksızlığı, böyle bir edepsizliği ve terbiyesizliği, bugüne dek ne AK Partili yazarlarda gördüm, ne HDP’li yazarlarda gördüm, ne Türk Solu ne de Türk millîyetçisi yazarlarda gördüm. Yok böyle birşey, emsali yok. Tamam, onlar da ahlâksızlık yapıyorlar, onlar da başkalarına çamur atıyorlar, iftira atıyorlar. Ve fakaaat, onlar bu ahlâksızlığı ve edepsizliği, karşıt fikirdeki yazarlara karşı yapıyorlar, anlatabiliyor muyum? Yani AK Partili yazarlar, HDP’li yazarlar, Türk Solcusu yazarlar, Türk millîyetçisi yazarlar, bunlar da ahlâksızlık yapıyorlar, diğer yazarlara iftira ve çamur atıyorlar ama, bunları kendisiyle aynı çizgideki yazarlara karşı değil, karşıt çizgideki yazarlara karşı yapıyorlar. Ancak bu ahlâksızlığı ve edepsizliği karşı çizgideki değil, kendisiyle aynı çizgideki yazarlara karşı yapan yazarlar, sadece ve sadece Kürt millîyetçisi yazarlar.

     Ben böyle bir şey görmedim yaaa. Vallahi görmedim böyle birşey. Bu nedir yaa? Nasıl bir ahlâktır bu, nasıl bir şahsiyetsizliktir, nasıl bir kişiliksizliktir?

     Bilmiyorum, bu ahlâkı nerden almışlar? Çünkü Kemalistler’de olsun, İslamcılar’da olsun, Türk millîyetçilerinde olsun, AK Parti’de olsun, CHP’de olsun, HDP’de olsun, PKK’lilerde olsun, hiç kimsede böyle bir ahlâk yok! Kürt millîyetçileri bu ahlâkı nerden aldılar, kimden kaptılar bilemiyorum, bulamıyorum bir türlü…

     Ben inanıyorum ki bunun tek sebebi kıskançlıktır, sebebi hesudluktur.

     Ama Qazî Muhammed diyor ki; “Her halkın, milletin başarı sembolü, birliktir, işbirliği ve dayanışmadır. Birlik olursanız, biribirinizi kıskanmazsanız, biribirinize karşı hesudluk yapmazsanız, siz de başarılı olursunuz, siz de kurtulursunuz. Ama siz biribirinizi kıskanırsanız, biribirinize karşı hesudluk yaparsanız, böyle köle olarak kalmaya devam edersiniz.”

     Benim Kürt aydınlarına, Kürt yazarlara söyleyeceğim şudur:

     Ya kardeşlerim, biribirinizle kavga etmeyin yaa, biribirinize hakaret etmeyin, biribirinizin dedikodusunu yapmayın.

     Ey Kürt aydınları;

     Sabahtan akşama kadar kocakarılar gibi biribirinizin dedikodusunu yapmaktan, bütün gün biribirinizin arkasından konuşup gıybet yapmaktan vazgeçin. Üretin, üretin, üretin! Fitne değil, fikir üretin. Sorun değil, çözüm üretin. Düşmanlık değil, bilinç üretin.

     Ama illâ da kavga etmek istiyorsanız, işte düşmanınız karşıda, onların aleyhine yazın. Neden kendi kardeşinin aleyhine yazıyorsun? Sana ne kazandıracak? Senin yükselmen, kardeşinin ayağının kaymasına mı bağlıdır?

     Yeni bir kitabım çıkıyor, daha çıktığı gün, daha kitabın kapağını bile açmamış, kitap çıktığı aynı gün başlıyor her türlü çirkinliğe, terbiyesizliğe, kitabı kötülemek için, beni karalamak için elinden ne geliyorsa yapıyor. Ya neden? Neden?

     Sen de yazarsın, sen de yaz kitap. Ben mi engel oluyorum sana?

     Sen aslında 60 milyonluk Kürt milletine “ulusal lider” olacak çapta büyük bir insansın da, bizim varlığımız yüzünden mi Kürtler bunu göremiyor? Sen aslında tüm Kürtler’in – hâşâ – taparcasına sevmesi gereken büyüüük büyük bir yazarsın da, bizim kitaplarımız ve yaptığımız çalışmalar mı bunu gölgeliyor?

     Sebep nedir?

     Şimdi diyelim ki, yarın, diyelim ki Aydın Dere’nin aslında “MİT ajanı” olduğu ortaya çıktı. E şimdi ben bu durumda puan mı kazanacağım? Aydın Dere ölürse benim başım yukarı mı kalkacak? Makamım mı yükselecek? Sediyani’ye birşey olursa, ölürse, senin mi kıymetin artacak?

     Hayır. İnsan, kendi gayretleriyle değer kazanır, kendi emek ve çalışmalarıyla kıymet edinir, kendi eserleriyle aydın olur.

     Kürt aydınlarına sözüm şudur: Biribirinize sırt verin, kardeşlerinizi satmayın, karalamayın, kardeşlerinizin dedikodusunu ve gıybetini yapmayın. Yazılarınızda, sosyal medyadaki paylaşımlarınızda, kardeşlerinizden bahsettiğinizde, diğer Kürt yazarlarından bahsettiğinizde olumlu bahsedin, güzel sözler söyleyin.

     Amacınız bir, fikriniz bir. Öyleyse bu düşmanlık, bu kıskançlık ne için?

     Sevgili İsmail Beşikçi diyordu ki, biliyorsunuz, Beşikçi bir Türk yazardır ama hepimizden daha fazla Kürt’tür, İsmail Beşikçi diyordu ki, “Kürtler biribirlerine taviz vermedikçe Kürdistan büyümez.” Sevgili İsmail Beşikçi son yazısında bunu diyordu; Kürtler neden biribirlerine taviz vererek güç olamıyor? Halbuki, Kürtler’in, biribirlerine verdiği taviz, sonuçta, Kürtler’i / Kürdistan’ı büyütür. Biribirlerine taviz vermedikleri zaman ise, devlete / devletlere taviz vermek durumunda kalıyorlar. Bu da her zaman onur kırıcı oluyor.”

     Kürt bunu öğrenmeli. Biz biribirimize taviz vermeliyiz. Ben eğer diğer Kürd’e taviz vermezsem Kürdistan büyümez.

     Biz Kürt yazarları biribirimize karşı yazmamalıyız, biribirimiz için yazmalıyız. Kürt aydınları biribirlerine karşı çalışmamalıdırlar, biribirleriyle birlikte çalışmalıdırlar.

     Öğrenmemiz gereken ilk şey budur.

     Ben konuşmama son vermek istiyorum. Ama bitirmeden, bir hususa cevap vermem gerekiyor, cevap vermeden geçemeyeceğim.

     Benden önce kürsüye çıkan bir konuşmacı, Soran Kürtçesi ile konuştuğu için konuşmasını pek anlayamadım, galiba Goran partisinden biriydi, Güney Kürdistan’dan gelmişti, Goran’lıydı, Sayın Mesud Barzanî’den bahsetti, incitici sözler söyledi.

     Ona cevap vermek istiyorum:

     Biz Goran’ı da çok iyi tanıyoruz, neler yaptığını biliyoruz, PKK’yı da tanıyoruz, Sayın Celal Talabanî ve hareketini de tanıyoruz, Sayın Mesud Barzanî ve hareketini de tanıyoruz.

     Bütün hareketleri ve partileri tanıyoruz. Kürt hareketleri çoktur, ama bu hareketlerin çoğu ideolojik mücadele veriyorlar. Ancak Sayın Mesud Barzanî ideolojik değil millî bir mücadele veriyor.

      Hiç kimsenin haddine değildir ki, Kürdistan’ın millî rehberi Mesud Barzanî’nin aleyhine konuşsun, O’nun ismini aşağılayıcı bir üslûpla diline dolasın. Mesud Barzanî sadece PDK’nin lideri değildir, Mesud Barzanî aynı zamanda Kürdistan Devleti’nin ve Kürt milletinin lideridir. Kimsenin haddine değildir ki, burada, bizim önümüzde, Kürt Aydınlar İnisiyatifi toplantısında Sayın Mesud Barzanî hakkında böyle çirkin ifadelerle, aşağılayıcı bir üslûpla konuşsun. Kimsenin haddine değildir.

     Eğer bir kimsenin Kürt millî dâvâsıyla, Sayın Mesud Barzanî ve bağımsız Kürdistan mücadelesiyle bir sorunu varsa, o kimsenin bizim aramızda yeri yoktur, böyle bir inisiyatifin içinde yerinin olmaması gerekir.

     Tamam normaldir, hepimiz insanız, ideolojilerimiz farklı olabilir, benim de Mesud Barzanî ile ideolojik farklılıklarım olabilir, ama Mesud Barzanî, bizlere Pêşava Qazî Muhammed’in ve Mella Mustafa Barzanî’nin emanetidir.

     Çünkü O’nun ahlâkı, Qazî Muhammed’in ahlâkıdır. Bizim de sahip olmamız gereken ahlâktır bu.

İbrahim Sediyani

     KÜRT AYDINLAR İNİSİYATİFİ (ÎNÎSİYATÎFA REWŞENBÎRÊN KURD) AVRUPA TOPLANTISI

     BRÜKSEL / BELÇİKA

     4 HAZİRAN 2016

FOTOĞRAFLAR:

kürt aydınlar inisiyatifi 01

Kürt entelijansiyasının bu yılın başlarında kurduğu ve yüzlerce Kürt aydınının birlikteliğiyle teşekkül edilen “Kürt Aydınlar İnisiyatifi” (Înîsiyatîfa Rewşenbîrên Kurd), üçüncü toplantısını Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleştirdi

kürt aydınlar inisiyatifi 02

Kürt millî marşı “Ey Reqîb”in okunmasıyla başlayan toplantının moderatörlüğünü Aydın Dere (ortada), Azad Yaşar (sağda) ve Newzat Şirnexî (solda) yaptılar

kürt aydınlar inisiyatifi 03

Agırî Soran

kürt aydınlar inisiyatifi 04

Daha önce birinci toplantısını Kırgızistan’ın başkenti Bişkek’te, ikinci toplantısını İstanbul’da düzenleyen inisiyatifin bu üçüncü toplantısına Avrupa’da yaşayan Kürt aydınları katıldı

kürt aydınlar inisiyatifi 05

Hüseyin Turhallı

kürt aydınlar inisiyatifi 06

İkram Oğuz

kürt aydınlar inisiyatifi 07

Zeynel Abidîn Han

kürt aydınlar inisiyatifi 08

Belçika’nın ve Avrupa’nın başkenti olan Brüksel şehrinde düzenlenen toplantı sabah saatlerinde başlayıp akşama kadar sürdü

kürt aydınlar inisiyatifi 09

Kadir Amaç

kürt aydınlar inisiyatifi 10

Hikmet Serbilind

kürt aydınlar inisiyatifi 11

Bishrao Eiref

kürt aydınlar inisiyatifi 12

Konuşmaların yapılmasından sonra, konferansta çalışmaları yürütmek üzere bir komite seçildi ve ileride dernekleşmeye gidileceği duyuruldu

kürt aydınlar inisiyatifi 13

Molla Nureddin Yekta

kürt aydınlar inisiyatifi 14

İbrahim Sediyani

kürt aydınlar inisiyatifi 15

İbrahim Sediyani yaptığı konuşmada Pêşava Qazî Muhammed’in kişiliği ve ahlâkı üzerinde durarak, bütün Kürt aydınlarının Qazî Muhammed’in ahlâkını örnek almaları gerektiğini söyledi

kürt aydınlar inisiyatifi 16

Leyla Peköz Çalışkan

kürt aydınlar inisiyatifi 17

Şêxmûs Sefer

kürt aydınlar inisiyatifi 18

Edip Yüksel

kürt aydınlar inisiyatifi 19

Arjin ve Sediyani

kürt aydınlar inisiyatifi 20

Brüksel Hatırâsı

(Soldan sağa) Fecrî Dost, Hülya Yetişen, Zeynel Abidîn Han, Kadir Amaç, Hüseyin Turhallı, Edip Yüksel, Basri İpek ve İbrahim Sediyani

     (Fotoğraflar: Basri İpek)

 


Parveke / Paylaş / Share

One Reply to “Brüksel Konferansı – 4 Haziran 2016”

  1. çok güzelbir sorunu dile getirmişsiniz yalnız(kimsenin haddine değil)cümlesini farklı bir üslüple dile getirmen daha güzel olurdu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir