Sütanne Elejisi

Parveke / Paylaş / Share

 
      Benim sütannem dîndir
     kırk gün değil, kırk yıl emzirdi beni
     bir memesi Tevrat
     bir memesi Kur’an
     seveceksen böylece sev beni…
     “İnsana secde etmek, Tevhîd’e aykırı” dedim diye
     beni evlatlıktan reddettiler Adem’le Havva
     sonra öğrendim ki beni Lilith doğurmuş
     adımı ilk sorduğumda İbrahim dediler
     oysa Musa gibi beşiğe konulup Peri Çayı’na bırakıldım sanıyordum
     “Oku” emrini duyduğum gün başladım okumaya
     o günden beri hep okudum, hep okudum
     gençlik çağına gelince elime kalem aldım ve yazmaya başladım
     ömrümün en verimli yıllarında çok yalnızlık çektim
     hep yalnız yaşadım, hep yalnız yaşadım
     yanımda ne Varaka vardı ne de Selman
     bir gün Tur Dağı’na çıkmak istiyordum, heves işte
     önderlik etmek istedim İsrailoğulları’na
     onları alıp geri götürmek istedim Babil’e
     peygamber Hulda’ya âşık oldum ama kadın evliydi
     ve çoktan ölmüştü, ben dünyaya geldiğimde
     suskun bir çığlığın zifirisinde durmuştu zaman
     Sara saraya sunulunca bitmişti benim için imtihan.
 
     Benim sütannem ilimdir
     kırk gün değil, kırk yıl emzirdi beni
     bir memesi Avesta
     bir memesi Nehc’ul- Belağa
     seveceksen böylece sev beni…
     Nuh çağırdığında gemisine, tam gidecektim ki
     “Dur” dedi Yunus, bırakmadı,
     “Dur” dedi, “Gel biz deniz hayvanlarını kurtaralım”
     balıklardan, yengeçlerden, ahtapotlardan,
     birer çift alıp Namib Çölü’ne götürdük tufan olduğunda
     yaşasınlar ve soyları devam etsin diye
     en verimli günlerim zindanda Yusuf’la beraber geçirdiğim zamandır
     çok kitap okurduk içeride ikimiz de
     çıktıktan sonra o yönetici oldu, ben de Zerdüşt’ün yanında talebe
     Avesta yazılırken ben yanındaydım
     “Buradan başlayarak” diye yazıyordu,
     “Horasan’dan başlayarak Kilikya ovasına, size Arz-ı Mevud kıldım”
     ama sayfaları kaybettim kavimler göçünde
     bir de gizli bir mektup vardı yanımda, onu da kaybettim
     peygamber Deborah’a âşık oldum ama kadın evliydi
     ve çoktan ölmüştü, ben dünyaya geldiğimde
     Zimri’de mahalle arkadaşlarım vardı, iyi çocuklardı
     birlikte Pirmigro Kalesi’ne çıkardık, çay içip sohbet ederdik
     kimimiz dünyayı kurtarmak isterdi, kimimiz yalnızca Lolo’yu
     Subariler kuzenlerim olur, evlerimiz yanyanaydı Vaşşuganni’de
     Kaduene’de ne öğrendimse, Sophane’de hepsini takipçilerime öğrettim
     sonra öğrendim ki Selman ile Süheyb bulmuşlar kaybettiğim sayfaları
     Ali’nin evinde saklanıyormuş Kitap
     ama zorla elinden alıp yakmışlar
     Tahrim sûresinin tefsirini sadece Huzeyfe biliyordu
     fakat o da susmayı tercih etti
     ne Tebuk’tan sonra konuşmuştu ne de şimdi
     suskun bir çığlığın zifirisinde durmuştu zaman
     Fatımâ öldürülünce bitmişti benim için imtihan.
 
     Benim sütannem tarihtir
     kırk gün değil, kırk yıl emzirdi beni
     bir memesi Ebla Tabletleri
     bir memesi Şerefname
     seveceksen böylece sev beni…
     Tapınakları ve ibadet eden insanları ilk Sümer’de gördüm
     insan kurban ediyorlardı, Tanrı’yı memnun etmek için
     öyle bir korkmuştum ki, öyle bir korkmuştum ki
     korkudan kaçıp Ashab-ı Kehf’e katıldım
     üçyüzdokuz yıl uyuduk bir mağaranın içinde
     uyandıktan sonra öğrendim ki dünya o dünya değil
     yeni medeniyetler kurmuş Fenikeliler ve Lidyalılar
     komşu iki medeniyet kurulmuş Kenan topraklarında
     gidip yerleşeyim dedim ben de, yeni bir hayat kurmak istedim
     bir kolumdan Lidya çekiyordu bir kolumdan Fenike
     her biri “İlla bizim ülkemize buyur” diye ısrar ediyordu
     Sordum, “Karşılığında bana ne ikrâm edeceksiniz?”
     Lidyalılar para uzattılar, Fenikeliler alfabe
     ben alfabeyi seçtim
     o yüzden ömrüm yazmakla geçti
     o yüzden ömrüm boyunca parasızlık çektim
     Adiabene kraliçesi Helena’ya âşık oldum ama kadın evliydi
     ve çoktan ölmüştü, ben anamdan doğduğumda
     Fenikeliler’den alfabeyi öğrendikten sonra duramazdım artık
     diyar diyar gezip ilim aradım
     hikmeti aradım
     ve onu bilge bir adamda buldum, adı İmam-ı Âzam Ebu Hanife
     o kadar güzel şeyler anlatıyordu ki, hakikatin tâ kendisiydi
     fakat onun özgür düşünmesinden rahatsız olmuştu dînlerin İlah’ı
     “kafir” dediler İmam’a, “zındık” dediler
     “Muhammed’in getirdiği dîni inkâr ediyor” dediler
     alıp zindana attılar o bilge adamı
     korkunç işkenceler yaptılar o hakikat filozofuna
     suskun bir çığlığın zifirisinde durmuştu zaman
     Ebu Hanife zehirlenince bitmişti benim için imtihan.
 
     Benim sütannem felsefedir
     kırk gün değil, kırk yıl emzirdi beni
     bir memesi İskenderiye Kütüphanesi
     bir memesi Aristo Şerhleri
     seveceksen böylece sev beni…
     İsa ve Mehdi yetmez
     hepsi geri gelmeli, hepsi
     özellikle de Ashab-ı Kehf
     dünyayı ancak o yedi genç kurtarabilir
     İsa ve Mehdi değil…
     Bıçağın altına yatmak için kavga ederken İshak ile İsmail
     çoktan doğum yapmıştı aslında bakire Meryem
     ben o sırada Mushafa Reş yazmakla meşguldüm
     ırk mücadelesi verecektim çünkü yirmibirinci asırda
     yeni bir Malcolm olacaktım reenkarnasyondan sonra
     hayat bilgisini ilk Sokrates vermişti bana
     “ya mutluluk ya felsefe” demişti
     benim kaderimde ikincisi vardı
     bakmayın aşk şiirleri yazdığıma, hiçbirinin muhatabı yok
     hepsini “içi boş bir kalple” kaleme aldım
     Hypatia’ya âşık oldum ama o Orestes’i seviyordu
     ve ben doğmadan binaltıyüz yıl önce ölmüştü
     taşlayarak öldürmüşlerdi
     öyle olsun emretmişti dînlerin İlah’ı
     karanlığı çok seviyordu
     Sümer’e geri döndük, hep birden kurban ediliyoruz Tanrı’ya
     önce İskenderiye düştü, sonra Yemen, sonra Horasan
     Rohingya’nın yıkılışı daha büyük felâket bence Endülüs’ten
     suskun bir çığlığın zifirisinde durmuştu zaman
     Frizler asimile olunca bitmişti benim için imtihan.
 
     SEDİYANİ HABER
 
     1 MAYIS 2017
 
 

Parveke / Paylaş / Share

11 Replies to “Sütanne Elejisi”

  1. yüreğine sağlık hocam size şiir çok yakışıyor, tarih kültür sosyoloji her şey dahil …..

  2. korkunç işkenceler yaptılar o hakikat filozofuna
    “suskun bir çığlığın zifirisinde durmuştu zaman”

  3. Hypatia’ya âşık oldum ama o Orestes’i seviyordu
    ve ben doğmadan binaltıyüz yıl önce ölmüştü
    taşlayarak öldürmüşlerdi
    öyle olsun emretmişti dînlerin İlah’ı
    karanlığı çok seviyordu
    Sümer’e geri döndük, hep birden kurban ediliyoruz Tanrı’ya
    önce İskenderiye düştü, sonra Yemen, sonra Horasan
    Rohingya’nın yıkılışı daha büyük felâket bence Endülüs’ten
    suskun bir çığlığın zifirisinde durmuştu zaman
    Frizler asimile olunca bitmişti benim için imtihan.

    (İbrahim Sediyani)

  4. Ellerine sağlık, kalemine kuvvet abi; ‘Sütanne Elejisi’ bir kitap halinde mi, öyle ise de nerden temin edebiliriz?

  5. Ne yaptın hocam yav. Tüylerim diken diken oldu. Nasıl yoğun bir duygulanim yaşadım anlatamam. Yüreğine sağlık.

  6. Çok karmaşık bir duygu var içinde ve anlaşılması zor bir düşünce… Bi Xwedê hişê min tevli hebu.

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir