Parveke / Paylaş / Share
– Ubeydullah Dalar’a –
Bir güvercin kanatlandı Diyarbakır semalarına doğru
bir sabah namazı vaktinde
sessiz ve mahzun
ak kanatlarında kan izleri
göğsünde hançeri hayının
fırsatçının vicdansızın
bir güvercin uçtu göğe doğru
kanadında ihanetin izleri
göğsünde yetimlerin yazgısı
ve gözlerinde ışıltıları özgürlüğe susamışlığın.
Öyle kim uçabilir
sonu sevgiliye varmak olan bir arzuyla
öyle yaralı kanat var mıdır
kaç bin yıllık ihanete tanık
ve öyle ışıltılı iki göz
iki yetim göz
iki mazlum göz
zalimin vicdansız göğsünde iki kurşun olan
hakka ve halka sevgili iki göz.
Bir güvercin kanatlandı Diyarbakır semalarına doğru
vakitlerden bir sabah namazında
suratımın taşrasına çırparak kanatlarını
uçtu uçtu uçtu
gözlerinde kan rengi bir tebessüm
ardında milyonların uğurlayan elleri
ve bir o kadar yürek
henüz yememiş hançerini hayının
göz sibelleri ülkesinde
bir nebze vicdanıyla
yüreğinin gettosunda sakladığı
Diyarbakır semalarında uçacak güvercinler için.
Öyle sarhoş uçma ne olur
gökte de vururlar güvercinleri bu diyarda
öyle baygın bakma ne olur
anneler ağlar sonra
bir daha da susmak nedir bilmezler
kafesten kurtuldun sen
şimdi gökler senindir
bulutlar senin
ve aşağıda milyonların yüreği.
Bir güvercin kanatlandı Diyarbakır semalarına doğru
sabah ezanının nağmeleri arasında
alıp da yanına sonsuz merhametini
mahruma olan meleksi şefkatini
ve geride bırakarak
hayınla hesaplaşma kavgasını
bir gün ben de uçsam sevdasını
topraklarında gözyaşından nehirler akan
ihanetin sapsarı olmuş tanığı
ve halkına toplu mezar olan
ülkeyi
ülkeyi
ülkeyi.
21 Aralık 1992
GÜLİSTAN

Parveke / Paylaş / Share