Parveke / Paylaş / Share
– Selami Yurdan’a –
Doğar doğmaz ölür çocuklar
senin yeniden doğduğun diyarda
güneşten önce umutlar doğar
senin umutla gittiğin diyarda
yıldızlardan önce şehirler düşer
senin vurulup da düştüğün diyarda
ve haberin gelir
Visoko’dan
ben ölürüm
kurşunlar vurur göğsüne
kanlar içinde uzanırsın yerlere
sen değil
ben ölürüm.
Çocuklar oyun sanırlar
senin toprağa sereserpe uzanmanı
annelerin başlarını dövüp ağıt yakmasını
kızların çığlık atmasını
ve yiğitlerin köşe başlarını tutmasını
oyun sanırlar
susmayan silahların gürültüsünü
şehâdete olan özlemini
senin
oyun sanırlar
minicik elleriyle özgür geleceği tutan
çocuklar.
Sen yediveren gül gibi
düşünce toprağına Balkanlar’ın
şimdi büyüdün
Serhad’ın yiğidi
Patnos’tan Saraybosna’ya
coğrafyalara sığamaz oldun
bir nehir gibi akıp uzandın
Mostar’a Zenica’ya Gorajde’ye
Pale’ye Banja Luka’ya Tuzla’ya
sığdıramadı seni içine
coğrafyalar
yürekler
ve çocukların elleri
minik kar taneleri gibi
gözyaşlarının çocukları
her ölümde yeniden doğan
Bosna – Hersek’te.
Yüreğimi parçalayamaz şarapnel parçaları
kanın kokusu kimyasaldan daha tesirli
ve can verirken gülümseyen gözlerin
zalimin göğsünde iki kurşun
kurşundan daha can alıcı
umut şimdi tebessüm eden gözlerde
umut, oyun oynayan çocukların ellerinde
umut, annelerin mersiyelerinde
umut, kızların çığlıklarında
ve umut,
yiğitlerin dağ gibi göğüslerinde
savaşkan yüreklerinde
yiğitlerin
senin gibi.
Direnişe olan o müthiş tutkumuzla
Kerbelâ’dan Piran’a al bir çizgi çekmiştik
ve haberin gelir
sen değil
ben ölürüm
Palu’da
Murat Nehri kıyısında
ve şimdi al bir çizgi daha çektik
şehîd kanlarının rengini taşıyan
Palu’dan Pale’ye.
29 Ağustos 1992

Parveke / Paylaş / Share