Parveke / Paylaş / Share
Bir yanım Ural, keskin bir bıçak gibi keser Hazar’ı,
Bir yanım Kamçatka, seyreyler Atlasötesi toplu mezarı,
İlk ben vardım dünyada, ilk ben yurt oldum insana,
Honşu’dan Kapadokya’ya, Sumatra’dan Horasan’a,
Ben Asya’lıyım…
Özüm, sömürgeciliğe ve barbarlığa karşı direniş tarihidir,
Loristan, Kerbelâ, Güney Lübnan, Bahreyn, kıyamın şahididir,
Kavgam, direniş ve ihanet arasında yazgısal bir şerid,
Ne Dehhak takmışım, ne Bizans ne Moğol ne de Yezid,
Ben Ortadoğu’luyum…
Hammurabi’den Urugakina’ya dek yasalar kısasa kısas,
Medeniyetler kurdum en gelişmiş, hayatlar başlattım en has,
Bitmedi hiç Ninova’nın yolu, kurumadı Gılgameş’in huyu,
Kupkuru toprağımı cennete çevirdi Dicle ve Fırat suyu,
Ben Mezopotamya’lıyım…
İnkâr edilmiş benliğimin özünden direniş bilincini dirilttim,
Botan’dan Serhat’a topluca kaldık mustaz’âf ve yetim,
Takrir-i Sükûn, Dersim yasaları ve sonu gelmez kararnameler,
Ve ihanetten de beter kardeş kavgaları, faili meçhul cinayetler,
Ben Kürdistan’lıyım…
Şeyh Said ve Seyyîd Rıza’nın torunuyum ben, korkmadım ordulardan,
Kıyamlar, ayaklanmalar başlattım yaylalardan ve dağlardan,
Var mı yerküresinde benim isyanlarla dolu tarihime eş,
Çêwlîk, Dersim, Dara Hênê, Piran, Azapêrt ve Kaniya Reş,
Ben Karakoçan’lıyım…
Umut ve hasret akar çeşmesinden köyümün,
Haberi siner armut ağaçlarına öldüğümün,
Bir çiçektir Mart’ta açar ve bahara dönüştürür her ayı,
Açan her bir filizi anne sevgisiyle sular Peri Çayı,
Ben Sêdiyan’lıyım…
15 Mart 1993

Parveke / Paylaş / Share