Göğsümde Eriyor Kar

Parveke / Paylaş / Share

 
      Hâlâ yanıyor içimde
     az önce batan güneşin ateşi
     saçlarımı aydınlatacak birazdan
     bana gözlerinin ışıltısını anımsatan ayışığı
     seni bir daha hiç görmeyeceğim sanki
     içimde hasret yok korku var
     hiç barışık olamadım çünkü yaşamla
     kavgam yenişemedi hiç nefsimle
     budur beni tabiâtın kucağından alıp
     dört duvar arasında
     ve dumanlar altında yazmaya iten.
 
     Ne zaman sussam doğa konuşur benimle
     gülümsüyorum cano, yeşil kelimelerine
     sayıyorum kaldırımlarını Engurî’nin
     caddeleri geniş ve uzundur Ankara’nın
     beyaz örtüsünü örtmüş üzerine zvıstan’ın
     kıştır soğuktur
     çöl gibi kavrulan yüreğime yağıyor Ankara’nın karı
     tutmuyor ama göğsümün üzerinde kar
     eriyor hemencik
     su olup akıyor gözlerimden
     göğsüme yağan kar
     iki nehir oluyor iki gözüm, Mezopotamya
     ve buharlaşıyor kirpiklerimin ucunda
     yolunu gözlediğim için
     duman oluyor gözlerimdeki yaşlar
     ve tütüyor sigaramın ucunda.
 
     Hiçbir zaman boynunu bükme, sevdiceğim
     sana yüreğimde yer var
     al bulutlu gözlerimi
     yağmuru ben gönderiyorum sana
     buğday senden dut senden
     güneşe boyun eğmeyen ayçiçeklerini sen ver
     al nehir gözyaşlarımı
     akarsuyu ben gönderiyorum sana
     şelâle senden ova senden
     kalbe giden yolu açacak köprüleri sen kur
     al kuru bir balçıktan yaratılmış bedenimi
     toprağı ben gönderiyorum sana
     vatan senden millet senden.
 
     Ocak 1995
 
 

Parveke / Paylaş / Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir