Parveke / Paylaş / Share
Yaşam nerede başladıysa, orada bitsin artık
bitsin bu kaldıramadığım imtihan
bir yolculuktu benimkisi, menzilini kendim de bilmediğim
bir yanım Tevrat’ın Tekvin bölümü sanki
bir yanım Tibet Ölüler Kitabı
ve ben Kızıldeniz gibi ortadan yarılmışım…
Bu aşk var ya içimdeki, beni bitirecek
Tanrım, yaşama sevincimi kaybettikten sonra
sağlığımı, gücümü yitirdikten sonra
hayâl kurmayı bile çoktan unutmuşken
kalbime bu duyguyu, aklıma bu düşünceyi
ve omuzlarıma bu sorumluluğu niye yükledin?
Adil mi bu?
Çare yok;
ya al bu canımı kurtulayım,
ya da beni yeniden yarat.
Ama sevdik be dostlar, adamakıllı sevdik
görür görmez sevdik…
Duruşu kitap gibi, kokusu toprak
hüzünlü bakışları Hacer gibi çaresiz
öptüğüm parmakları Meryem gibi lekesiz…
Sordum: “Sen ey gönlüme hayat veren güzel kız! Kimsin, kimlerdensin?”
Dedi: “İsmim Eleftia, memleketim Hattuşaş”
“Hitit Kürt ülkesinin bir ferdiyim”
“ben senin çalınan tarihinim”
“senin kayıp medeniyetinim”…
Bende zaman durdu, tarih durdu
ilim durdu, hikmet durdu
Tanrım, bu ne güzel bir kadın böyle
kilitli dudakları deniz kırmızısı
gözkapakları ateş mavisi
ve gözleri yere düşen sonbahar yaprağının kayıp yeşili
sanırsın ki yeni yeşeren bir ağacın filizleri sarkacak parmaklarının arasından
sanırsın ki yeni doğan bir ırmağın kaynağı akacak kirpiklerinin arasından.
Kopacaksa kopsun artık kıyamet
artık İsrafil mi Sur’a üfleyecek
yoksa Annunakiler mi geri gelecek Nibiru’dan
gezegenimize bir göktaşı mı çarpacak
ne olacaksa olsun artık…
Eleftia, ey Hitit güzeli Kürt kızı!
Kahveyeşili gözlerine tutsak olduğum!
Sen böyle mahzun, böyle çaresiz
ve ben eli kolu bağlı
seni yaşadığın o sıkıntılarından
o kâbus gibi hayattan kurtaramıyorum ya
kopacaksa kopsun artık kıyamet…
Oysa ne güzel düşlerim vardı, sana dair
ne güzel hayâllerim vardı
sana mor renkli elbiseler alacaktım Fenike ülkesinde
adını taş tabletlere kazıyacaktım Asur mekteplerinde
beraber fidan dikecektik Babil’in asma bahçelerinde
sana sevdâ türküleri okuyacaktım Urartu kalelerinde
toprağı ekip biçecektik deniz kenarındaki Frigya tarlalarında
seni beslemek için her gün çalışmaya gidecektim Lidya diyarına
ve bu bedenimi sana kurban edecektim Sümer tapınaklarında
oy ben öleydim, leylim leylim
başımı alıp nereye gideyim, derdo derdo
kendimi denizlere mi atayım Pier Gerlofs Donia gibi
ormanın içine girip saklanayım mı Dedan Kimathi gibi
yoksa kendimi dağlara mı vurayım Piranlı Şeyh Abdurrahîm gibi?
Yaşam nerede başladıysa, orada bitsin artık
bitsin bu kaldıramadığım imtihan.
Ey Hitit güzeli Kürt kızı!
Yalnız kalbimi değil, beynimi de esir aldın…
İlk yaratılan aşk olsaydı, İblis de secde ederdi
bir ateş yaktın ki, Ginnungagap’a atsan Ragnarök eriyip yok olacak
okyanusa vursan Lemurya ortaya çıkacak yeniden
varsın seni bana yazmayı unutmuş olsunlar
adını kader ağacı Yggdrasil’e ben tırnaklarımla kazıdım
kim ne derse desin, benim olacaksın
bir ırmağın iki yakasıyız, ben Kinşasa sen Brazzaville
bir ülke kuracağım koynunda senin
bir ülke, ben diyeyim Rohingya sen de Frizya
Tufan ilk nerede başladıysa orada öpeceğim seni dudaklarından
On Emir nereye indiyse orada kıyacağız nikâhımızı
ve Ashab-ı Kehf’in yedi delikanlısı da halay çekecek düğünümüzde
asiyim, bilirsin, aksiyim
bilirsin; konuştuğumda Ali’yim, sustuğumda Huzeyfe
ve küstüğüm zaman Ebu Zerr
ne halifelere boyun eğerim ne de sultanlara…
Eleftia, sen ey Hattuşaş’ın şiir boylu dilberi
yalnız kalbimi değil, beynimi de esir aldın
Allahım, bu ne kadar güzel bir kadın böyle
gül yanakları sanki Tanah’ın ilk beş sûresi
bakışları sanki Avesta’nın kayıp âyetleri
hele o tatlı dili yok mu
o tatlı dili
sanki Tevbe sûresinin unutulmuş Besmele’si.
Hakikat dedikleri, belki de söyleyemedikleridir insanın,
mârifet dedikleri de belki çaresizliğidir asıl;
belki de çaresizliğinde gizlidir en büyük erdemi insanın,
yalnız sevginin olduğu yerde vardır çünkü…
Sadece idealleri olan insanların zaafları olduğuna göre,
demek ki bizzat zaafın kendisidir insandaki en büyük güç.
SEDİYANİ HABER
3 ŞUBAT 2019

Parveke / Paylaş / Share
Kekê yüreğine sağlık, çok güzel dile getirmişsin.
Hocam şiirinizle ruhlarımızı medeniyetlerin beşiğinde salladınız, sonra dinlerin ve aşkların ninnilerini gönüllerimize fısıldayarak gözlerimizi sonsuz bir maziye daldırdınız. Yüreğinizdeki mürekkep hiç bitmesin.
Yüreğinize sağlık, ellerinden öpüyorum Ağabey.
Bendeki yerin anayasanın ilk üç maddesi gibi Eleftia. Değişmez, değiştirilemez, değiştirilmesi teklif dahi edilemez gibi olmuş. Bu Eleftia’nın varlığı da şiir, yokluğu da. Bu güzel şiir, katma değer olarak yazılmış galiba.
Hakikat dedikleri belki de söyleyemedikleridir insanın
Bu ne güzel anlatımmm…
Nefis bir şiir.
Ey Hitit güzeli Kürt kızı!
Yalnız kalbimi değil, beynimi de esir aldın…
Elinize sağlık.
Hatalar dolu bir hayat için ödediğimiz bedeldir.
Sevgi ne kadar büyükse acısı da o kadar büyüktür.
“ben senin çalınan tarihinim”
“senin kayıp medeniyetinim” ✌
Sabah sabah böyle bir şiir insanı bilemediği bilmediği yerlere götürmüş gibi dolu dolu duygularla düşündürdü. Kalemine yüreğine sağlık.
Destê te neşen seyda.
Resmen efsane hocam, yüreğine kalemine sağlık. Soluksuz okudum, az kalsın nefessiz kalıyordum.
Selam
Genel olarak yazı ve şiirlerini beğendiğimi bilirsiniz. Kelimelerin ne kadar önemli ve mecrasından kaymış kelimelerin de bir o kadar tehlikeli ve kirlenmiş olduğunu da bilirsiniz. Ve böyle kelimeler, zihinlerde nasıl algılar oluşturduğu da malumumuzdur.
” ve bu bedenimi sana kurban edecektim Sümer tapınaklarında
Eleftia, sen ey Hattuşaş’ın şiir boylu dilberi
yalnız kalbimi değil, beynimi de esir aldın
Allahım, bu ne kadar güzel bir kadın böyle
gül yanakları sanki Tanah’ın ilk beş sûresi
bakışları sanki Avesta’nın kayıp âyetleri
hele o tatlı dili yok mu
o tatlı dili
sanki Tevbe sûresinin unutulmuş Besmele’si.”
Bunlar dikkatimi çeken sadece bir kaç kısım.
Duygularınızı güzel ifade ettiğinizi tekrar takdirlerimle belirtip, kelimeleri asıl mecralarından kaydırmanın, İblis’in oyunu olduğunu ve zihinlerin bu şekilde kirletildiğini düşünüyorum.
Çoğu kişi, “ama bu şiir, duygular böyle ifade edilebiliyor” diyor. Oysa, nasıl düşünüyorsak duygular öyle dökülüyor kelimelere. İnandığımız sözler süslüyor bembeyaz sayfaları.
Bazı kısımları sıkıntılı bulduğum için, naçizane belirtmek istedim. Özellikle de, sevginin sahibinin Allah olması gerekirken, böylesine yüce ve tapılası şekilde, bir şiirle de olsa, başka biri veya şeye yöneltilmesinin, özellikle de “sanki Tevbe sûresinin unutulmuş Besmele’si” cümlesinin (teşbih, mubala, benzetme yaptığınızı söyleyebilirsiniz, fark etmez), gaflet halinde yazıldığını varsayıyorum.
Kelimeler ve şairlik o kadar önemli ki, Allâh “şuara / şairler” diye bir sure indirmiştir.
Rabbim çalışma azminizi ve başarılarınızın daim kılsın inşallah.
Allâh’a emanet.
Mamoste güzel yazmışsın. Allah kalemini hızlı rast ilerletsin.
Sevgili Sediyani merhaba,
Sevgiler selamlar
Çok güzel, çok duygu yüklü yazmışsınız şiirinizi. Yüreğinize emeğinize sağlık.
Esenlikler diliyorum, kolay gelsin…
Hülya