Adını Arayan Coğrafya

Parveke / Paylaş / Share

 

 

 

 

 

     Asimilasyon politikalarının değişmez yöntemlerinden biri de asimile edilecek bir ulusun, bir halkın; insanına, yerleşim yerlerine ve bulundukları coğrafyaya ait bütün isimlerin  değiştirilmesidir. Bu yöntemle asimile edilecek ulusun, halkın tarihiyle, kültürüyle ve kendisine ait, kendisine mahsus bütün değerlerleriyle bağını koparmaktır.

     Bir ağacı köklerinden koparmaya benzer bu yöntem.

     Ki ağaç kurusun, yaşamasın, ölsün.

     Asimilasyon, insanın insana yaptığı en büyük haksızlıklardan biridir.

     Cinayetle, katliâmla eşdeğerdedir.

     Binlerce yılda oluşan bir dili yasaklamak, bir ulusun, bir coğrafyanın, bir dağın, bir köyün, bir kasabanın, bir şehrin ismini değiştirmenin, asıl isminin unutturulmasının cinayetten ne farkı vardır?

     Asimilasyonun amacı unutturmak, değiştirmek, dönüştürmek, bu yöntemle istenilen şekle koymaktır.

     Ama her zaman bu yöntem başarıya ulaşmaz.

     Kürtler’e uygulanan bu “canice” yöntem de büyük oranda başarıya ulaşmadı.

     Yakın zamanda Cumhurbaşkanı Sayın Abdullah Gül’ün Bitlis’e bağlı Güroymak ilçesinin eski (halk arasında asimilasyona rağmen inatla unutulmayan – unutturulamayan) ismi Norşin’i telaffuz etmesiyle “zaman aşımına” uğradığı sanılan asimilasyon politikaları dosyası bir anlamda yeniden açılmış oldu.

     Bu alanda, belki de bir ilk olma özelliğine sahip olan, Gazeteci – Yazar İbrahim Sediyani’nin “Adını Arayan Coğrafya” kitabında dünyada isimleri değiştirilen coğrafyaların yanında ülkemizde de asimilasyon politikaları sonucu isimleri değiştirilen 40 il, 368 ilçe ve 7526 köyün eski ve yeni  isimlerine ve hikâyelerine yer vermiş.

     Yazar dünyada ve ülkemizde bizzat gezerek, görerek ve yaşayan tanıklardan da yararlanarak yapmış olduğu  araştırmalar sonucunda bu eseri tamamladığını yazıyor.

     Uzun bir “Önsöz”den sonra 2 bölüme ayırdığı eserinin “Dünyada Asimilasyon” adlı birinci bölümünü 2004 – 2005 yıllarında Almanya’da, “Yurtta Asimilasyon” adlı ikinci bölümünü 1992 – 1993 yıllarında yüksek öğrenimini yapmış olduğu Diyarbakır’da yazmış.

     Yazar kitabında sadece değiştirilen Kürt yerleşim yerleriyle sınırlı bir araştırma yapmamış. Doğu, Güneydoğu Anadolu ve Karadeniz’de Arapça, Kürtçe, Ermenîce, Gürcüce, Çerkesçe, Farsça, Lazca ve Osmanlıca olan yerlerin değiştirilen il, ilçe ve köy isimlerini detaylı biçimde ele almış.

     Çiçeği burnunda bir yayınevi olan Özedönüş’ten çıkan bu kitap sosyolojik, tarihî, siyasî ve coğrafî alanda bir başvuru kaynağı niteliğinde.

     Okuyucuların birçoğu bu kitabı okurken, belki de doğduğu veya yaşadığı yerin eski ismini ilk defa göreceklerdir. Atalarının yaşamış olduğu yerin eski ismini bu kitapta bulanlar kimbilir hangi duyguları yaşayacaklardır?

     Dedemin, babamın doğduğu, yaşadığı, sonradan göç edip yerleştiği yerlerin eski ve yeni isimlerini görünce asimilasyoncu politikaların ne kadar acımasız ve gaddar olduğunu bir kez daha anladım.

     Ben büyüklerimden bu yerlerin eski isimlerini sayısız kez duyduğum için bana yabancı gelmediler.

     Ama çocuklarım, torunlarım hep değiştirilen isimleri duydular ve öğrendiler. Asimilasyondan nasiplerini almış oldular.

     Bunun vebalini bu politikayı uygulayanlar nasıl taşıyacaklar?

     Bu vebali taşımak istemeyen, bu utancı, bu haksızlığı alınlarında bir leke olarak görmek istemeyenler bir an önce değiştirilen bütün isimleri iade etmeliler.

     İnsan haklarına ve evrensel hukuka sığmayan bütün uygulamalara ve yasaklara bir son vermelidirler.

     “Adını arayan Coğrafya” kitabı unutturulmak istenen yerlerin unutturulmaması için kaybolmayacak bir belge olma niteliğini taşıyor.

     Yazar bir anlamda doğduğu coğrafyaya karşı sorumluluğunu da yerine getirmenin gururunu taşıyor olmalı. Bu mânâda tebrik etmeyi hak ediyor.

     “Adını Arayan Coğrafya”nın adına kavuşması dileğiyle.

     CEYLAN PINARI

     29 EKİM 2009

adını arayan coğrafya tema 1


Parveke / Paylaş / Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir