İbrahim Sediyani’nin “Adını Arayan Coğrafya” Adlı Yapıtı Büyük İlgi Gördü

Parveke / Paylaş / Share

 

 

 

 

 

     Gazeteci – Yazar İbrahim Sediyani’nin ilk eseri olan “Adını Arayan Coğrafya”, kitapseverlerle buluştu.

     Dün gazetemizi ziyaret eden Araştırmacı – Yazar İbrahim Sediyani, alanında bir ilk olma özelliği taşıyan kitabıyla ilgili çarpıcı bilgiler aktardı.

     Konusunda ilk çalışma olan ve yazarın deyişiyle “İnşallâh son çalışma da olur. Artık kimse böyle bir kitap yazmak zorunda kalmaz” eser, iki ayrı bölümden olşuyor.

     Eserin ikinci bölümünü henüz Dicle Üniversitesi’nde öğrenciyken 1992 – 1993 yılları arasında kaleme almaya başladığını belirten Sediyani, birinci bölümü ise 2004 – 2005 yıllarında Almanya’nın Frankfurt kentinde aktif gazetecilik yaparken kaleme almış.

     1992 – 93 yıllarında Dicle Üniversitesi’nde okuduğu sıralarda isimleri değiştirilmiş yerleşim birimlerine merak sarmış. Sadece Doğu ve Güneydoğu Anadolu’yu değil, Karadeniz Bölgesi de dahil bütün Türkiye’yi adetâ karış karış gezerek, 40 ayrı il, 368 ilçe ve 7 bin 526 köyü tespit eden yazar, derlediği çalışmaları “Adını Arayan Coğrafya” adlı eseriyle kitaplaştırmış.  Bölgemiz ve ülkemiz coğrafyasını tanımak açısından adetâ bir kaynak kitap değeri taşıyan eser, kitap dostları tarafından büyük ilgi görüyor.

     9 Eylül tarihinde okurlarıyla buluşan eseri, Diyarbakır’da tarihî Hasan Paşa Hanı’nda bulunan Ensar Kitabevi’nde bulabilmek mümkün.

     Ülkemizin yanısıra, dünya genelinde yıllardır tartışma konusu olan isimleri değiştirilmiş yerleşim birimleri ile ilgili bir kitap çalışması yapan genç yazar, binlerce insanla görüşerek hazırladığı eseri için, “Adı değiştirilmiş yerleşim birimleri denince her ne kadar aklımıza Türkiye ve Güneydoğu illeri gelse de, aslında dünya genelinde böyle bir uygulamanın olduğunu görüyoruz. Ülkemizi baz alacak olursak, Güneydoğu ve Doğu Anadolu’nun yanısıra Karadeniz bölgemizde de aslında birçok ismin değiştirildiğini görmek mümkün” dedi.

     Kitap iki ayrı bölümden oluşuyor. Birinci bölüm, “Dünyada Asimilasyon”. İkinci bölüm ise, “Yurtta Asimilasyon”.

     “Yurtta Asimilasyon” bölümü, Akdeniz, İç Anadolu, Güneydoğu Anadolu, Doğu Anadolu ve Karadeniz bölgelerinde Kürtçe, Lazca, Gürcüce, Ermenîce, Arapça olan isimleri değiştirilen il, ilçe ve köyleri kapsıyor. Çalışma bu bölgelerdeki 40 il, 368 ilçe ve 7 bin 526 köyü kapsıyor. “Dünyada Asimilasyon” bölümünde ise, bunun bütün dünyadaki uygulamaları yer alıyor.

     Her iki bölüm de 2’şer yıllık birebir çalışmanın ürünü. Yani yazar 4 yıl boyunca adı değiştirilmiş yerleşim birimlerini tespit ederek kitabında bize ışık tutuyor.

     Ülkede yaşayan her bireyi yakından ilgilendiren adı değiştirilmiş yerleşim birimleri ile ilgili kitabın hikâyesini yazar İbrahim Sediyani’nin ağzından dinliyoruz: “Bu çalışma kitap okunarak, cümle altları çizilerek, daktilo tuşlarına basılarak değil, minibüs koltuğuna oturarak, yol işaretleri izlenerek, insanlarla konuşarak hazırlandı.”

     Sediyani şöyle devam ediyor: “Zor oldu; çünkü adı değiştirilmemiş nerdeyse tek karış toprak kalmadığından, bir yerin eski (gerçek) adını, yeni (asimile) adıyla birlikte araştırıp saptamak, bunu yazıya geçirmek, tutanaklarını hazırlamak oldukça güç idi. Zirâ bölgenin her paralel – meridyen dairesi, her enlem – boylam noktası başlıbaşına bir isim karışıklığı açmazını yaşamakta, bir asimile zenginliğine (!) sahip olma özelliğini barındırmaktaydı. Kolay oldu; çünkü adlar ne kadar değiştirilirse değiştirilsin, ne miktar asimile edilirse edilsin, yerli halk o yerleşim yerlerini hâlâ eski adlarıyla anmakta ve çoğunlukla onların yeni (resmî) adlarını dahi bilmemekte.”

     Uzun yıllar süren gezi, araştırma ve bir dizi çalışmanın sonucu hazırlanan eserde; Doğu ve Güneydoğu’daki köylerin Kürtçe isimleri, Karadeniz’deki köylerin Lazca ve Gürcüce isimleri, İç Anadolu’daki Kürt köyleri ile Türkiye’deki Çerkes köyleri de yer alıyor.

     “Beldelerin ismi değiştirildiğinde ‘belleklerin’ de değişeceği umulmuş” diyen yazar, bir tarihî esere sahip çıkıldığı gibi tarihten gelen isimlere de saygıyla bakıp sahip çıkılması gerektiğini belirterek, şöyle devam etti: “Eserimde, sözkonusu küresel ve yerel ölçekli isim asimilasyonunun meydana getirdiği tahribatı da dile getirmeye çalıştım.”

     Cumhuriyet tarihi boyunca alanında ilk olarak bu tür bir çalışma yapıldığını belirten Araştırmacı – Yazar Sediyani, şu görüşleri dile getirdi: “Eserim, birçok yönüyle ilk olma özelliği taşıyor. Bugüne kadar bu konu hakkında kitaplaştırılmış bir çalışma yapılmadı. Ayrıca şunu da rahatlıkla söyleyebilirim ki, binlerce insanın bu kitaba katkısı oldu. Gezdiğim birçok mezrâ, köy, kasaba ve şehirlerde pekçok insanla görüştüm. Aslına bakarsanız bu kitabın yazarı bizzat halkın kendisidir diyebilirim. Çünkü ben sadece bana verilen bilgileri derleyip kitap haline getirdim. Çok uzun süren meşakkatli bir çalışmanın ürünü oldu bu kitap. Örneğin Karadeniz’de bulunan Laz ve Gürcü köylerinin yanısıra İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan Kürt köylerinin ve ülkemiz genelindeki Çerkes köylerinin isimlerinin nasıl değiştirildiği konusunda pekçok kimse bilgi sahibi değildir. Eserimde bu konulara detaylı olarak yer verdim. Tarihe ışık tutması açısından faydalı bir çalışma olmasını temenni ediyorum. Zaten okurlarıyla buluştuğu 9 Eylül tarihinden bu yana gördüğüm ilgi de, doğru bir iş yaptığımı gösteriyor.”

     YENİ YURT GAZETESİ

     12 KASIM 2009

aac 1


Parveke / Paylaş / Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir