Yükseklerin Mağrur Çiçeği: Ters Lale

Parveke / Paylaş / Share

 

     Ülkemizde genellikle Hakkari ve Van bölgesinin yaylarında doğal olarak yetişmesine rağmen Dersim, Afşin, Şırnak, Erzurum, Adıyaman ve başka bazı il ilçelerde de görülen ters lale, karların erimesiyle beraber yeşermeye başlıyor.

     Ters lalelerin yeşermeye başlamasıyla beraber yüzlerce doğasever, bu doyumsuz güzelliği görmek ve fotoğraflayabilmek için yaylaların yolunu tutuyor. İnsanların pekçoğu, bu doğa harikası çiçeğin büyülü öyküsünü bilmeden sadece güzelliği ile mest olurlar.

     Doğal ortamında çoğunlukla her dalında altı adet çiçeği bulunan ters lalenin çiçekleri, oluşumundan itibaren ters bir şekilde büyürler. Bitkinin boyu genellikle 60 ilâ 80 cm. arasında değişiklik göstermektedir. Doğal ortamında sarı, açık kırmızı ve koyu kırmızı olmak üzere üç ayrı rengi bulunmasına rağmen çiçeğin ticarî bir ürün olarak önem kazanmasından sonra yapılan araştırmalar ve ilerleyen bitki yetiştiriciliği sonucu türleri çoğalmıştır. Bugün ters lalenin dünya üzerinde bilinen 165 türü ve tür alt kategorisi bulunmaktadır.

     AĞLAYAN ÇİÇEK

     Hakkari coğrafyasının hemen hemen her tarafında yetişen ve hüznün sembolü olarak bilinen bu süs bitkisinin en çok kullanılan orijinal ismi ise “şilêr” ya da “gula şilêr”dir. “Ters lale” ismine ilham kaynağı olan diğer bir ismi “gulnuxîn”dir. Bu isimler dışında kan kırmızısı rengine ve çiçeğinden su damlatmasına ithafen “kan gülü” anlamına gelen “guldexwîn” ve “çan gülü” anlamına gelen “gul zengil” ya da “zengêlok” isimleri de kullanılır. Ters lale için kullanılan diğer Türkçe isimler ise “ağlayan gelin” ve “ağlayan lale”dir. Bu Türkçe isimler, ters lalelere her sabah çiçeklerinden gözyaşı damlası gibi berrak bir su damlattığı için verilmiştir.

     Geçmişte Hakkari’de yaşayan Asurîler de ters lale için “dağ gülü” anlamına gelen “warda d-tura” ya da “ağlayan gül” anlamına gelen “warda bixyo” isimlerini kullanıyorlardı.

     19. yy ortalarına kadar sadece doğal ortamında görülebilen bu efsanevî çiçek, bölgeye gelen gezginler ve diğer ziyaretçilerin de ilgisini çekmiştir. Bu ziyaretler sonrasında soğanları yurtdışına çıkarılan ters laleler daha sonra farklı ülkelerde de yetiştirilmeye ve ticarî bir meta olarak pazarlanmaya başlanmıştır. Hakkari yöresinde ters lale soğanlarının ilk kez yurtdışına kaçırılması ile ilgili çok yaygın olarak bilinen bir öykü de vardır. Buna göre 1900’lü yılların ikinci yarısında define aramak amacıyla Hakkari’ye gelen bir grup, gittikleri arazide ters laleleri görünce çantalarına bu endemik bitkinin soğanlarını doldurup, define aramaktan vazgeçerek ülkelerine dönmüşlerdir.

     Bu olaydan sonra bir süre ters lale soğanları yoğun olarak doğal ortamlarından sökülerek, çeşitli yollarla yurtdışına çıkarılmış, ancak daha sonra bu konuda belli bir duyarlılık oluşunca bu yasadışı ticaret için önlemler alınmış ve ters lale soğanlarının il dışına çıkarılması yasaklanmıştır.

     EFSANELERİN ÇİÇEĞİ

     Hakkari bölgesi endemik bitki ve çiçek türleri açısından oldukça zengin olmasına rağmen hiçbir çiçeğin ters lale çiçeği gibi çok öyküsü yoktur. Bölgede eskiden yaşayan Hristiyanlar tarafından kutsal olarak kabul edilen bu çiçeğin hem Müslüman Kürtler hem de Hristiyan Asurîler arasında dillendirilen efsaneleri vardı: Hristiyan rivayetlerine göre; Hz. İsa’nın çarmıha gerilişine şahid olan Hz. Meryem’in gözyaşlarının düştüğü yerde ters lale yetişmeye başlamıştır. Müslüman söylencelerine göre ise; Hz. Hüseyin’in Kerbelâ’da katledilişinden dolayı bu bitkinin çiçekleri ters olarak aşağı doğru yeşermeye başlamıştır.

     “KÜRTLER’İN HEİDİ’Sİ” GULDEXWÎN

     Sadece endemik bir çiçek türü olmaktan çok kültürel bir değer olan ters lale, anavatanı olan Hakkari’de yeterince sahiplenilmediği için başka birçok il bu çiçeği sahiplenmekte hatta festivallerini yapmaktadır.

     Ters lalenin tanıtımı ve sahiplenilmesi anlamında ilginç bir adım Hakkarili yazar İbrahim Sediyani tarafından 2012 yılında atıldı. Yazar Sediyani Kürtçe olarak yazdığı bir çocuk hikâyesinin kahramanına ters lalenin Kürtçe ismi olan “Guldexwîn” ismini verdi. “Guldexwîn”in resimleri de ressam Zişan Özeke çizdi.

     Hakkari’nin Şemdinli ilçesinde yaşayan bir kız çocuğunun öyküsüne anlatan “Guldexwin”in yazarı İbrahim Sediyani, İsviçre’nin çizgi film kahramanı “Heidi”den yola çıkarak yazdığı hikâye ile ilgili basına yaptığı açıklamada, “Projemizin üç amacı vardır. Birincisi, çocuklara doğa sevgisi ve çevre bilinci aşılamak. İkincisi, Kürt Çocuk Edebiyatı’na ölümsüz bir eser kazandırmak. Üçüncüsü ise Guldexwîn çiçeğini tanıtmak” dedi.

     İZMİR 9 EYLÜL GAZETESİ

     28 HAZİRAN 2021

 


Parveke / Paylaş / Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir