Desmond Tutu Vefat Etti

Parveke / Paylaş / Share

Güney Afrika Cumhuriyeti’nde ırkçı Apartheid rejimine karşı verdiği mücadele ile bilinen siyahî başpiskopos Desmond Mpilo Tutu vefat etti. Tutu, 90 yaşındaydı.

 

     Güney Afrika Cumhuriyeti’nde ırkçı Apartheid rejimine karşı verdiği mücadele ile bilinen siyahî başpiskopos Desmond Mpilo Tutu vefat etti. Tutu, 90 yaşındaydı.

     Güney Afrika Cumhurbaşkanlığı tarafından yapılan açıklamada, “Nobel Barış Ödülü” sahibi eski başpiskopos Desmond Tutu’nun iKapa (Kap; Kaapstad; Cape Town)’daki evinde hayata gözlerini yumduğu bildirildi. Açıklamada, Cumhurbaşkanı Matamela Cyril Ramaphosa’nın tüm Güney Afrikalılar adına üzüntüsünü dile getirdiği aktarıldı. “Desmond Tutu eşi olmayan bir vatanseverdi” ifadelerini kullanan Cumhurbaşkanı Ramaphosa, “Başpikopos Desmond Tutu’nun vefatı, bize özgür bir Güney Afrika’yı miras bırakan sıradışı bir Güney Afrikalılar nesli açısından yeni bir kayıp” dedi.

     Desmond Tutu’ya 1997 yılında prostat kanseri tanısı konmuştu. Buna bağlı olarak tekrarlayan enfeksiyonu nedeniyle sık sık hastanede tedavi altına alındı. Son yıllarda da kanser tedavisiyle bağlantılı enfeksiyonların tedavisi için birkaç kez hastaneye yatmıştı. Kendisi için ötanaziye karşı olmadığını dile getirmiş bir isim olan Tutu’nun, iKapa’daki Century City semtinde bir bakım evinde vefat ettiği açıklandı.

     DESMOND MPİLO TUTU KİMDİR?

     Desmond Mpilo Tutu, 7 Ekim 1931 tarihinde Güney Afrika’nın kuzeyindeki Klerksdorp şehrinde doğdu. Babası Zachariah Tutu bir lisenin müdürüydü, annesi Aletha Matlhare de ev hizmetçisi olarak çalışıyordu. Desmond Tutu, üç kızkardeşle birlikte büyüdü.

     Metodist olarak vaftiz edildi. Aile Ventersdorp’a taşındı ve Afrika Metodist Piskoposluk Kilisesi’ne katıldı; 1943 yılında Anglikan oldular. Desmond Tutu, en erken okul aşamasını misyon kurumlarında yaşadı. 12 yaşında ailesiyle birlikte iGoli / eGoli (iRhawutini; Johannesburg) şehrine taşındı. Daha sonra 1945 – 50 yılları arasında bu şehrin Western Township semtindeki Bantu Lisesi (şimdiki ismi Madibane Lisesi)’nde okudu.

     Hep doktor olmak istemiş, ama ailesi bu eğitimi karşılayamadığı için University College Fort Hare’de eğitim görmüş, babası gibi öğretmen olmuştur. Tutu 1951 – 53 yıllarında Pretoria’daki Bantu Normal Koleji’nde eğitim gördü ve burada öğretmenlik diploması aldı. 1954’te lisans derecesi ile paralel bir kursu tamamladı. Desmond Tutu, 1955 – 58 yılları arasında Krugersdorp’taki Munsieville Lisesi’nde öğretmenlik yaptı.

     2 Temmuz 1955 günü Leah Nomalizo Shenxane ile evlendi. Bu evlilikten dört çocukları oldu: Trevor Thamsanqa, Theresa Thandeka, Naomi Nontombi ve Mpho Andrea. Bunlardan en küçük kızları Mpho Andrea Tutu van Furth, şu anda ülkenin ünlü kadın yazarlarından biridir.

     Desmond Tutu daha sonra öğretmenlik mesleğinden istifa etti, çünkü ırkçı bir rejimle yönetilen Güney Afrika’da hükûmet, siyah çocukların beyazlardan daha kötü bir eğitim alması gerektiğini söyleyen “Bantu Eğitim Yasası”nı çıkarmıştı.

     1958 yılında Güney Afrika Anglikan Kilisesi’nde bakanlığına başlayan Desmond Tutu, iGoli / eGoli (iRhawutini; Johannesburg)’nin bir bölgesi olan Rosettenville’deki St. Peter’s Teolojik Koleji’nde eğitim gördü. O zamanlar kolej başkanı olan Ernest Urban Trevor Huddleston’dan ilham aldı ve ırkçılığa karşı mücadele için cesaretlendi.

     1960 yılında teoloji lisansı aldı ve dekan olarak çalıştı, 1961’de rahipliğe atandı. Bu süre zarfında Benoni’de çalıştı.

     1962 – 66 yılları arasında Desmond Tutu ailesiyle birlikte Büyük Britanya’nın başkenti Londra (London)’da yaşadı ve burada King’s Koleji’nden 1965’te ilahiyat derecesi ve 1966’da ilahiyat alanında yükseklisans kazandı.

     Daha sonra tekrar Güney Afrika’ya döndü ve 1967’den itibaren Fort Hare Üniversite Koleji’nde papaz olarak ve Alice’deki Federal Teoloji Semineri’nde altı öğretim görevlisinden biri olarak çalıştı. Bu süre zarfında tezine başladı.

     1968’de Tutu, Güney Afrika’daki göçmen işçiler hakkında “South African Outlook” gazetesinde yayınlanan bir makale yazdı. Tutu, devlet kurumları tarafından kabul edilene kadar Federal İlahiyat Fakültesi’nde kaldı.

     1970 yılında Lesotho’nun Roma kentindeki Botswana, Lesotho ve Svaziland Üniversitesi’nde ilahiyat dersleri verdi.

     Sonra tekrar Londra’ya gitti ve Bromley semtindeki Dünya Kiliseler Konseyi’nin Teolojik Eğitim Fonu’nda müdür yardımcısı olarak üç yıl daha geçirdi. 1975’te Johannesburg’a döndü ve burada Azîze Meryem Katedrali’nde Anglikan dekanı olan ilk siyah Afrikalı oldu.

     Desmond Tutu, 1976 – 78 arasında Lesoto Piskoposu olarak görev yaptı.

     1978’de Johannesburg’a döndü ve Güney Afrika Kiliseler Konseyi (SACC) Genel Sekreteri rolünü üstlendi. Bu pozisyondayken Eylül 1979’da Danimarka’ya gitti ve burada bu ülkenin Güney Afrika kömürü ithalatına karşı olduğunu ifade etti, çünkü bu onu Güney Afrika’ya fazla bağımlı hale getirecekti. Bu tutum, dönüşünden sonra Güney Afrika Adalet Bakanı’nın eleştirisine maruz kaldı.

     Mayıs 1980’de Tutu, Cemaat Kilisesi’nden dîn adamı John Thorne’un hapsedilmesini protesto ettiği için “İsyankâr Meclisler Yasası” uyarınca tutuklanan 54 kişiden biriydi. Bu arada siyahî öğrencilerin okul boykotuna dahil olmuştu.

     1984 yılında Desmond Tutu, insan hakları savunuculuğu ve Apartheid karşıtı çalışmaları nedeniyle “Nobel Barış Ödülü”ne layık görüldü. Norveç’teki Nobel Komitesi’nin O’nun için kullandığı ifadeler şöyleydi: “Güney Afrika’nın Apartheid sorunlarını barışçıl yollarla çözme mücadelesinde birleştirici bir lider.”

     Desmond Tutu, 3 Şubat 1985’te Johannesburg Piskoposu ve 7 Eylül 1986’da Cape Town Başpiskoposu oldu. Kendisi, ilk siyah Anglikan başpiskoposu olmuştu.

     2 Şubat 1989’daki parlamento seçimlerinden sonra Frederik Willem de Klerk, 15 Ağustos 1989’da Güney Afrika Cumhuriyeti Devlet Başkanı oldu. İktidara gelene kadar Apartheid’in savunucularından olan veya öyle görünen Frederik Willem de Klerk, yalnızca beyaz azınlığı özgür yurttaş statüsüne alan ırkçı – faşist Apartheid rejimin tarihe karışmasında başrolü oynadı.

     11 Şubat 1990 tarihinde siyahî lider Nelson Rolihlahla Mandela, 27 yıl hapis yattıktan sonra serbest bırakıldı.

     Kara ve acılı Afrika’nın bodrumunda, her türlü zûlüm, baskı ve sömürünün hüküm sürdüğü Güney Afrika Cumhuriyeti’nde, 1991 – 92 arasında bütün dünyayı ilgilendiren tarihî gelişmeler vuku buldu. Beyazlar, siyah çoğunluğun yönetime katılıp katılmamasına karar vermek üzere 17 Mart 1992 Salı günü sandık başına gittiler. Sandıktan “EVET” sonucunun çıkması durumunda ezici çoğunlukta bulunan siyâhî halk yönetime katılabilecek, ancak “HAYIR”ların ağırlıklı olması halinde de zûlme ve ırkçılığa dayalı Apartheid rejimi devam edecekti. yapılan referandumdan sonra % 68, 7 gibi bir çoğunluk “EVET” oyu kullandı. Referandum, toplam 15 seçim bölgesinde yapıldı. Devlet Başkanı F. W. Klerk, referandum sonuçlarının açıklanmasından sonra, “Bugün, Apartheid defterini kapattık; bu referandum, yeni ve gerçek bir Güney Afrika ulusunun doğum gününü müjdeliyor” şeklinde açıklama yaptı. Irkçılığa karşı yoğun bir mücadele sürdüren Afrika Ulusal Kongresi lideri Nelson Mandela, referandum sonucunu memnunlukla karşıladığını açıklarken, bütün ırkları içeren bir hükûmetin yönetime gelmesine kadar mücâdelelerine devam edeceklerini belirtti. Referandum, bütün dünyada memnuniyetle karşılandı. Ülkeler, bu durumdan duydukları memnuniyeti dile getirdiler.

     1993 yılında Frederik de Klerk ve Nelson Mandela, “Nobel Barış Ödülü”ne layık görüldüler.

     1994 yılında Güney Afrika’da, daha önce oy kullanma hakkı olmayan siyah vatandaşların çoğunluğu da dahil olmak üzere, nüfûsun tüm kesimlerinin oy kullanma hakkını kullanabileceği ilk gerçek özgür seçimler yapıldı. Nelson Mandela liderliğindeki Afrika Ulusal Kongresi ezici bir seçim kazandı ve Frederik Willem de Klerk’in yerini Mandela aldı. Nelson Mandela, Güney Afrika Cumhuriyeti’nin ilk siyah devlet başkanı oldu ve bu görevi 1996 yılına kadar sürdürdü.

     Desmond Tutu, Güney Afrika’nın ilk demokratik ulusal seçimlerinde 62 yaşında oy kullanabilme duygusunu, “Âşık olmak gibi bir duygu” diye anlatmıştı.

     Desmond Tutu, devlet başkanı Nelson Mandela tarafından 1995 yılında Güney Afrika Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’nun başkanlığına atandı. Apartheid rejiminin 1990’ların başında yıkılması sonrası bu dönemde işlenen suçları soruşturmak ve toplumsal uzlaşma sağlamak amacıyla kurulan Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’na yaklaşık 10 yıl boyunca başkanlık etti. Tutu, “Güney Afrika’nın vicdanı” olarak anılıyordu. Hakikat ve Uzlaşma Komisyonu’ndaki rolü tüm dünyanın dikkatini çekti ve örnek oldu.

     1996 yılında Desmond Tutu, Njongonkulu Ndungane Tutu’nun halefi olarak iKapa Başpiskoposu ve Güney Afrika Eyaleti Kilisesi Primatı oldu.

     1998 yılında kurulan Desmond Tutu Barış Vakfı’nı ölümüne kadar yönetti. Vakfın merkezi Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’nin New York şehrindedir ve Kaliforniya eyaletinin Palo Alto şehrinde bir şubesi vardır. Kâr amacı gütmeyen kuruluşun amacı; “gençlere, kendileriyle, insanlarla ve uluslarla barış dolu bir dünya inşâ etmeleri için ilham vermek”tir.

     Desmond Tutu, 2001 – 10 yılları arasında Dünya Çocukları için Barış ve Şiddetsizlik Kültürü Uluslararası Koordinasyon Onursal Komitesi üyesiydi. 2003 – 18 yılları arasında da bir insanî yardım kuruluşu olan Oxfam’ın elçisiydi ve “Silahları Kontrol Et ve Yoksulluğu Tarihe Göm” kampanyalarında önemli bir rol oynadı. Ayrıca, iklim koruma kuruluşu 350.org’un 350 elçisinden biriydi.

     2007 yılında Desmond Tutu, Nelson Mandela ve diğer dünyaca ünlü eski yetkililerle birlikte, amacı küresel sorunların çözülmesine yardımcı olmak olan The Elders grubunu kurdu. Tutu, Elders’ın ilk başkanıydı ve 2013’te görevinin sona ermesinden sonra “onursal üye” yapıldı.

     Haziran 2011 tarihinde, Nelson Mandela’nın girişimiyle Güney Afrikalı birkaç avukat ve hukuk bürolarından oluşan bir komisyon tarafından Kürdistan’daki insan hakları ihlâlleri, Türkiye rejimi tarafından yürürlüğe konan inkâr ve asimilasyon politikaları hakkında kapsamlı bir rapor hazırlandı. Ve tâ Ümit Burnu kıyısındaki, dünyanın öbür ucundaki Güney Afrika’da hazırlanan bu raporda, “Kürt illerinde binlerce yerleşim biriminin isimlerinin sırf Kürtçe olduğu için masa başında değiştirildiği, onlara uyduruk Türkçe isimler verildiği ve bunun bir insanlık suçu olduğu, bunun bir Apartheid olduğu, Kürtçe yer isimlerinin HEMEN iâde edilmesi gerektiği” vurgulandı.

     Kürt halkının da kadim bir dostu olan Desmond Tutu, bunu her fırsatta dile getirirdi.

     Sediyani Haber olarak hayatını kaybeden Desmond Mpilo Tutu’ya Allah’tan rahmet, başta ailesi ve yakınları olmak üzere tüm Güney Afrika ulusuna başsağlığı diliyoruz.

     Haber: AJANSLAR

     Biyografi: SEDİYANİ HABER

     26 ARALIK 2021

 


Parveke / Paylaş / Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir