Fransa’nın egemenliği altında olan ve Akdeniz üzerinde yer alan Korsika Adası’nda yayın yapan “Media Corsica” dergisinin Kürt yazar ve düşünür İbrahim Sediyani ile yaptığı röportaj…
Media Corsica için İbrahim Sediyani ile bir röportaj gerçekleştirdik. Beğeniyle okuyacağınız röportajı ilginize sunuyoruz.
Memnuniyetle.
Sediyani’yi okuduğunuzda, Kürt olmanın ne demek olduğunu daha iyi anlıyorsunuz.
(Media Corsica)
* * *
1/ Kendinizi birkaç cümleyle anlatabilir misiniz?
■ Gazeteci, yazar ve seyyahım. Almanya’da yaşıyorum. Türkiye vatandaşı bir Kürd’üm.
10 kitabım, 12 cilt seyahatnamem, yarattığım 1 çizgi çocuk kahramanı ve gerçekleştirdiğim 1 arkeolojik keşif var.
Kitaplarımdan 7’si Türkçe, 1’i Kürtçe, 1’i Almanca, 1’i de üç dilde (Türkçe – Kürtçe – Almanca).
Şu anda dînler tarihi ve uygarlıklar tarihi üzerine yoğunlaşmış durumdayım. Dînleri ve tarihini kutsal kitaplar, antik tabletler, arkeolojik bulgular ve bilimsel veriler ışığında nesnel ve objektif bir şekilde kaleme almaya çalışıyorum.
Türkçe olarak bilimsel çalışmalar, Almanca olarak sosyal çalışmalar, Kürtçe olarak edebî çalışmalar. Böyle geçiyor ömrüm.
İslam peygamberi Muhammed, “İnsanlar arasında en hayırlısı, insanlara faydalı olandır” diyor. Benim amacım da, başta kendi halkım olmak üzere, insanlığa faydalı bir birey olmak.
Dünyadaki en büyük zenginliğin bu olduğuna inanıyorum. En büyük mutluluğun da.
2/ Geçmişinizi nasıl açıklayabilirsiniz (toplantılar… okumalar…)?
■ Çocukluğumdan beri çok okuyan ve araştıran biriyim. Ayrıca okuduğum kadar hep yazdım da. Kültür, edebiyat, sanat ve şiirle iç içe bir gençlik hayatım oldu.
Dünyada 35 ülke gezdim. Gezdiğim her ülke, benim için yeni bir dünya, yeni bir üniversite oldu. Okudukça yazdım, yazdıkça daha çok okudum.
Çeşitli ülkelerde konferanslar verdim, kültür ve sanat etkinliklerine davet edildim.
Gazeteci ve yazar olarak, zengin ülkeler gördüm, fakir ülkeler gördüm. Mutlu toplumlar gördüm, mutsuz toplumlar gördüm. Acılar, baskılar ve zûlümler gördüm. Açlık, kuraklık, deprem gibi doğal âfetlere tanıklık ettim. Ayrıca katliâm, soykırım gibi suçlara tanık oldum.
Bu dünyada yaşanabilecek en güzel şeyleri de, en kötü şeyleri de, kendi gözlerimle gördüm.
3/ En sevdiğiniz yazar kim ve neden?
■ Bir filozofun çok güzel bir sözü vardır: “Okuduklarım beni tatmin etseydi, kendim kitap yazmazdım.”
Öğrenciyken, kitap okumaya ilk başladığımda, hoşuma giden cümlelerin altını çizerdim. Sonra zaman geçtikçe, cümlelerin altını değil üstünü çizmeye başladım. Ne zamanki okuduğum cümlelerin üstünü çizmeye başladım, kendim yazmaya başladım.
Fakat yine de, illâ birilerini söylemem gerekirse: En sevdiğim yazarlar, Kızılderili reisleridir. Çünkü onların yazdığı muhteşem cümleleri, söyledikleri erdem ve bilgelik dolu sözleri, başka hiç kimseden işitmedim ve hiçbir kitapta okumadım.
4/ Tersine, beğenmediğiniz?
■ İdeolojik yazarlar. Bir ideolojiyi dayatmak için yazanlar. Bir de devletlerin aşıladığı ve okullarda ezberletilen yalanları tekrarlayanlar.
Geçmişte yazılmış ve söylenmiş şeyleri tekrarlayanlar, bana göre boş yazarlardır. Onları “üretken” değil, bilakis “asalak” olarak nitelerim.
İranlı ünlü düşünür Ali Şeriatî şöyle diyor: “Kendi kendisini yetiştirenler, eskilerin söyledikleriyle geviş getirmezler.” Bu benim yazı ve fikir hayatımdaki pusulamdır.
Yeni şeyler söylemek lazım. Yeni fikirler üretmek lazım. Topluma yeni ufuklar açmak lazım.
5/ Kendinizi nasıl tanımlarsınız?
■ Kürt.
Bu kimlik bana yetiyor. Çünkü bu kelimenin içinde bütün insanlık tarihi var. Bütün dînler tarihi ve uygarlıklar tarihi var, bu kelimenin içinde.
“Kürt”, kadim ve yüce bir kelimedir. Bu kelimenin içinde Sümerler var, Hurriler var, Mittaniler var, Hititler var, Kassitler var, Urartular var, Medler var, Axamenişler var, Mervanîler var, Eyyubîler var, Deysemîler var. Bu kelimenin içinde Mezopotamya var, Anadolu var, İran var, Kafkasya var.
“Kürt”, kutsal ve nebevî bir kelimedir. Bu kelimenin içinde Nûh Tufanı var, İbrahim ve Sara var, Zerdüşt var, Puduxepa var, Nefertiti var, Esther var, İsa doğduğunda Meryem’e hediye götüren Kutsal Üç Kral var, Selahaddîn Eyyubî var. Bu kelimenin içinde Ginza Rba var, Mushafa Reş var, Avesta var, Tevrat var, İncil var, Kur’ân var.
“Kürt”, çok uzun bir kelimedir. Bu kelimenin içinde, hayatın başladığı Aden Cenneti (Hevsel Bahçeleri) var, insanlık tarihinin başladığı Nûh Tufanı var, uygarlığın başladığı Göbeklitepe (Xrabe Reşk) var, dinlerin başladığı Harran var. Yerleşik hayatın ilk başlatıldığı Botan Vadisi ve Şehr-i Nûh (Şırnak) var. Hayvanların ilk kez evcilleştirildiği Zağros Dağları var.
Bu kelimenin içinde Vaşşugani var, Hattuşaş var, Ninova var, Şengal var, Cezire var, Tuşba var, Miya Farqîn var, Koma Jinê (Kommagene) var.
“Kürt” kelimesinin içinde, tüm inançları buluşturan bir kardeşlik var. Bu kelimenin içinde, Müslüman var, Hristiyan var, Yahudî var, Zerdüştî var, Ezdaî var, Sabiî var, Kakaî var, Rêya Heqq var. Bu kelimenin içinde Kurmanc var, Zaza var, Soran var, Goran var, Lor var. Bu kelimenin içinde Hanefî var, Şafiî var, Alevî var, Caferî var.
Bu kelimenin içinde tarih var, dîn var, felsefe var, siyaset var, sosyoloji var, kültür var, edebiyat var, sanat ve estetik var. Dünyanın en zengin ve en lezzetli mutfağı var.
Bu kelimenin içinde, Ahmed-i Xanî’nin öğretici şiirleri, Ayşe Şan’ın hüzünlü şarkıları var.
“Kürt”, harika bir kelimedir. Bu kelimenin içinde, bilgelik sahibi adamlar, asalet sahibi kadınlar, kara sevdalı yiğit oğlanlar, ilk görüşte âşık olunacak güzel kızlar, yarına umutla bakan tatlı çocuklar var.
6/ Serbestçe birkaç cümle…
■ Yeni çıkan “Die Verlorenen Länder Europas” (Avrupa’nın Kayıp Ülkeleri) adlı Almanca kitabıma gösterdiğiniz ilgi nedeniyle Media Corsica’ya teşekkür ediyorum. Beni onurlandırdınız. Korsika Adası’nda yayın yapan bir medya organının benim kitabımı haberleştirmesi, üstüne bir de benimle söyleşi yapması, bir yazar olarak beni tarifsiz bir şekilde mutlu etmiştir. Kitabım Almanya’da, Koschi Verlag adlı yayınevi tarafından Aralık 2022’de yayınlandı.
Korsika’ya bir Kürt yazar olarak en kalbî selamlarımı gönderiyorum.
Coğrafyaların isimleri, Tanrı’nın Âdem’e öğrettiği isimler gibidir, kutsaldırlar. Ancak devlet isimleri ve sınırlarını devlet erkinin belirlediği ülke isimleri öyle değildir, yapaydırlar. İnsan iradesiyle konulmuş yapay isimler, haritalarda yazan isimlerdir. Haritada yazılması yasak olan isimler ise, Tanrı’nın Âdem’e öğrettiği isimlerdendir, kutsaldırlar.
Yaşasın Korsika! Yaşasın Sardunya! Yaşasın Katalonya! Yaşasın Frizya! Yaşasın İskoçya! Yaşasın Laponya! Yaşasın Kürdistan! Yaşasın Lazistan! Yaşasın Belucistan! Yaşasın Rohingya!
Dünyadaki bütün mazlumlar “aynı ırktandırlar”, dünyadaki bütün zalimler de “aynı dîndendirler”.
Devletsizlik, kötü bir şeydir. Devletsizliğin ne kadar kötü bir durum olduğunu, en iyi Kürtler ve Korsikalılar bilir.
Devletiniz olmadığı zaman, size ait tüm değerler başkaları tarafından çalınır ve kendine mal edilir. Tarihiniz çalınır, kültürünüz çalınır, müziğiniz çalınır, mutfağınız çalınır. Sizin kavminizden çıkmış tarihî şahsiyetler bile başka bir etnik kimliğe atfedilerek anılır. Çünkü siz yoksunuz, yok sayılıyorsunuz.
Örneğin, dünyanın en büyük imparatorluğunu kuran ve tarihin ilk “insan hakları beyannamesini” yayınlayan Büyük Kiros (Kurêş), aslında Kürt’tür, ama bütün dünya onu Pers olarak bilir, böyle öğretilir. Neden? Çünkü Kürt ulusu yok sayılmaktadır.
Aynı şekilde, Avrupa’nın en büyük imparatorluğunu kuran meşhur kumandan Napolyon (Napulione Buonaparte)’u dünyada herkes Fransız olarak bilir, kime sorsan “Fransız komutan” der. Neden? Çünkü Korsika ulusu yok sayılmaktadır. Halbuki Napolyon Fransız değildir, Napolyon bir Korsikalı’dır.
Devletsizlik böyle bir şeydir işte. Devletsizlik demek, kimliksizlik demektir, sahipsizlik demektir.
Korsika’nın başkenti ve yerli dildeki adı “Aiacciu” olan Ajaccio, ünlü imparator Napolyon’un doğduğu şehirdir. Napolyon, Fransız değil, etnik olarak Korsika kökenliydi ve Adel boyuna mensuptu. İşgalci Fransız kuvvetlerinin baskılarından emin olmak isteyen ve bu yüzden Fransa’ya göç eden bir ailenin orada okula gönderdiği bir çocuktur, Napolyon.
“Korsika” adı, Fönce bir kelime olan “Korsai” sözcüğünden gelmedir ve “ormanlarla kaplı” anlamına gelir. Yunanlar adaya “Kalliste” diyorlardı ki bu kelime, “güzel” mânâsına geliyordu.
Yüzyıllar boyunca işgal etmek, egemenlikleri altına almak ve halkını sindirmek amacıyla Korsika’ya akın eden Fransızlar, ne ilginçtir ki, 20. yüzyılda Cezayir Savaşı (1954 – 1962) neticesinde Cezayir bağımsızlığına kavuştuktan sonra, bu kez oradan kaçıp “sığınmak” amacıyla Korsika’ya göç ettiler. Savaştan önce “Fransa anayurt toprakları” statüsünde olan Cezayir’den kaçan insanlar, can güvenliklerini sağlayabilmek için kalabalık gruplar halinde adaya akın ediyorlardı. O dönemler Korsika’da bu insanlara “pieds noirs” deniyordu. “Siyah ayaklılar” anlamına gelen “pieds noirs”, 1962’deki bağımsızlıktan sonra Cezayir’den kaçıp Korsika’ya sığınan Fransızlar ve Fransız vatandaşı olan Arap Yahudîler için kullanılan bir ifadeydi. Bunlar adada o kadar çoğaldılar ki, zaman geldi, Korsikalılar kendi topraklarında azınlık durumuna düştüler.
Ben Fransa’ya birçok kez gittim, hatta orada akrabalarım da yaşıyor. Fakat Korsika’yı görmek şimdiye kadar hiç nasip olmadı. Ama Korsika’ya gitmeyi ve gezmeyi çok isterim.
Almanya’da yaşıyorum. Şayet Korsika’dan bir davet alırsam, seve seve gelirim. Gelip sizin gibi güzel insanlarla yakından tanışmak, sohbet etmek isterim.
İsmi “güzel” anlamına gelen Korsika’nın, inanıyorum ki insanları da çok güzeldir.
* * *
MEDIA CORSICA’NIN NOTU:
Bu sevgi ve dostluk tanıklığından memnunuz. Yazılı olarak gerçekleştirdiğimiz söyleşinin hiçbir harfi değiştirilmemiş veya üzerinde oynanmamıştır.
Bu yazıdaki anlatım gücüne hayran olmamak mümkün değil ve buradaki mükemmel söz dizimini ve yazılı anlatımı selamlıyoruz.
Ama bunun da ötesinde, bu sevgiden etkileniyoruz ve Kürt halkına ve onların çok zor varoluşlarına tanıklık etmek için Sediyani’yi Korsika’ya davet etmekten büyük mutluluk duyacağız…
Saygılarımızla.
Media.Corsica Yazıişleri Ekibi
* * *
Ropörtajın Media Corsica’daki Fransızca orijinali şu linkten okuyabilirsiniz:
https://www.media.corsica/sediyani
Söyleşi: Pierre-Paul Battesti
MEDIA CORSICA
15 ŞUBAT 2023
Evet, sayın Sediyani mükemmel bir yazardır ve kendi halkına, yani Kürdler’e layık bir düşünürümüzdür.
Bir Kürd olarak, sayın Sediyani ile övünmemek mümkün değildir. Size başarılar dilerim Üstadım.
Her ji we ra serkeftin dixwezim, Mamostayê hêja….