Öğleden sonra saat 15:14’te Hessen eyaletinin Frankfurt (Alm. Frankfurt am Main) şehrindeki Frankfurt Ana Tren İstasyonu (Alm. Frankfurt Hauptbahnhof)’ndan hareket eden ICE (InterCity-Express) hızlı trenimiz, yaklaşık 40 dakikalık bir gecikmeyle, Kuzey Ren Vestfalya (Alm. Nordrhein – Westfalen) eyaletinin Münster (Westfalen) şehrindeki Münster Ana Tren İstasyonu (Alm. Münster Hauptbahnhof)’a vardı. Böylece bu uzun tren yolculuğumun “hızlı tren” etabı tamamlandı.
Trenimizin saat 19:31’de Münster’de olması gerekiyordu, ancak 20:11’de varabildi ve bu bende müthiş bir moral bozukluğuna yol açtı. Çünkü Münster’de aktarma yapacaktım ve bir sonraki trenim, yani bu ilin Borken ilçesine bağlı olan ve tam da Hollanda sınırının sıfır noktasında bulunan Gronau (Münster) kasabasına yapacağım yolculuğun treni, saat 20:08’de kalkıyordu.
Yetişemedim. Tren bir dakika bile beklememiş ya, olacak iş değil! Sadece 3 dakika gecikmiştik halbuki.
Benimle aynı trende olan ve benim gibi Gronau’ya gidecek üç kişi daha var; ikisi kadın biri erkek. Onlar da müthiş sinirli. Hiçbirimiz birimizi tanımıyoruz ama hepimiz de birbirimize bakıp,
– Hat nicht mal drei Minuten gewartet, Bastard! (Üç dakika bile beklemedi, şerefsiz!), diyoruz.
Gronau’ya buradan saat başı tren varmış. Şimdi mecburen bir sonraki saatin trenini bekleyeceğiz, 21:08’dekini.
Yapacak birşey yok. Her işte vardır bir hayır…
Tren istasyonundaki pastaneye uğruyorum, kahve içmek için. O bir saati, güzelce kahvemi yudumlayarak geçiriyorum. Vakit gelince, tekrar trenin kalkacağı noktaya gidiyorum.
Gronau treni, saat 21:08’de kalkıyor. Bu sefer RB (RegionalBahn) adlı normal trenle yapıyoruz yolculuğu.
Aslında bu, Enschede treni. Hollanda’nın İjssel Toprakları (Flm. Overijssel; Friz. Oerisel) iline bağlı Twente (Flm. Twente; Friz. Twinte) ilçesinin Enschede (Flm. Enschede; Friz. Ynskedee) kasabasına gidiyor. Ama ben Hollanda’ya girmeden, sınırdaki Alman kasabası Gronau’da ineceğim.
Bu seferki trenin içi tıkabasa dolu. Bırakın oturmayı, nefes almakta bile zorlanıyoruz. Ama sorun değil, nasıl olsa sadece 1 saatlik bir yolculuğum var.
Trenimiz gece saat 22:05’te Gronau Tren İstasyonu (Alm. Gronau Bahnhof)’na yanaşıyor. Yolculuğum 57 dakika sürüyor.
Trenden iniyorum ve istasyondan açıkhavaya çıkıyorum.
Gronau Belediyesi bünyesindeki Austausch und Integration (Karşılıklı Kültürel Alışveriş ve Entegrasyon) bürosunun yetkilisi olan Malatya – Hekimhanlı Salim Çakmak karşılıyor beni. Arabasıyla beni almaya gelmiş.
Önce selamlaşıp birbirimize sarılıyoruz ve hal hatır soruyoruz. Sonra arabaya binip, kasaba merkezine doğru yol alıyoruz.
Beni kasaba merkezinde bir restorana götürüyor. Çevresinden birkaç kişi de çağırmış, benimle tanıştırmak için. Kimi Mardinli, kimi Şırnaklı, kimi Urfalı, kimi Vanlı. Kalabalık bir masa oluştu restoranda. Birlikte hem yiyor hem sohbet ediyoruz.
Masadakilerin etnik olarak tamamı Kürt. Fakat itikadî olarak oldukça çeşitli. Birimiz “Sünnî” (ben), birimiz Alevî (Salim), biri Ézidî, biri Kakaî, biri Zerdüştî, biri başka birşey…
Kürtler inançsal ve kültürel olarak oldukça zengin bir millet. Ne ararsan var. Alt tarafı bir akşam yemeği için masaya oturuyorsun, Sümer’den bu yana zuhur etmiş tüm dînlerin ürünleri seninle beraber oturuyorlar.
Yemekten sonra kalkmıyoruz masadan. Sohbetimiz aynı yerde ve kaldığı yerden devam ediyor. 6 Şubat günü Türkiye’nin doğusundaki ve Suriye’nin kuzeyindeki Kürt illerinde meydana gelen 7, 7 ve 7, 6 şiddetindeki depremler nedeniyle sohbetimiz öyle şen şakrak bir şekilde olmuyor, biraz buruk. Masada, depremde yakınları zarar gören insanlar da var. Acımız büyük. Ayrıca ben buraya gelmeden önce, buradaki bu insanlar deprem bölgesine epey yardım da toplayıp göndermişler.
Gece geç saatte kalkıyoruz. Gruptakilerden biri, bizi evine çay içmeye davet ediyor. Kırmayıp icabet ediyoruz. Ekipteki insanların yarısı hatır isteyip evlerine dönerken, yarısı da eve çay muhabbetine iştirak etmek için bizimle geliyor.
Evdeki çay muhabbeti geceyarısı (sabaha doğru mu desem) saat 4 sularına kadar sürüyor. Dağılma vakti gelince, ev sahibi,
– İbrahim hocam, burda kalın. Otele gidip de ne yapacaksın?, teklifinde bulunuyor.
Kendisine teşekkür ederek,
– Spas kekê, ama otele gitsem daha iyi olacak. Çok yorgunum ve deliksiz bir uyku çekmek istiyorum. Sabah da hazırlık yaparım, mâlum yarın program çok yoğun, diyorum.
Herkes birbirinden hatır istiyor ve dağılıyoruz. Malatyalı Salim beni otelime bırakıyor.
Kasabada iki gün kalacağım “Die Perle von Gronau” (Gronau’nun İncisi) adlı otel, villa tipi iki katlı bir otel. “Eperstraße – 48” (Eper Caddesi – 48) adresinde bulunuyor.
Salim beni arabayla otele bırakıyor ve evine dönüyor. Ben de otele girip odama çekiliyorum.
Yarın güzel ve bereketli bir gün. Bu şirin kasabanın belediye binasında Almanca konferans vereceğim.
sediyani@gmail.com
SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ
CİLT 14
Münster Hauptbahnhof, 8 Mart 2023