Güneş’in Batmadığı İmparatorluğa Mezopotamya Güneşi’ni Taşıyorum Viking Bilgelerin Desteğiyle – 7

Parveke / Paylaş / Share

 

A picture is worth a thousand words.

(Bir resim bin kelimeye bedeldir.)

İngiliz atasözü

     Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı’na ait İngiltere ülkesinde, bu ülkedeki bir haftalık sürem boyunca ikamet yerim olacak olan Yorkshire ve Humber (İng. Yorkshire and the Humber) bölgesinin York şehrindeki ilk gün gezimiz oldukça güzel geçiyordu.

     Nevzat Töre kardeşimle beraber, şehrin müstesnâ yerlerinden biri olan York Müze Bahçeleri (İng. York Museum Gardens)’ni de gezdikten sonra, yürümeye devam ediyoruz.

     “Marygate” (Meryem Kapısı) adlı cadde üzerinde, York Müze Bahçeleri’ni solumuza alarak güneye doğru biraz yürüdükten sonra, York’un damarlarında akan cansuyu olan Ouse Nehri kıyısındayız.

     – Vaaay… Burası muhteşemmiş!, diyerek hayranlığımı dile getiriyorum ben.

     – Ne yani, bundan önce gördüklerin muhteşem değil miydi?, diye içerliyor Nevzat.

     – Abican her yer muhteşem de, burası biraz ekstradan öyle. 🙂

     – Öyledir. 🙂

     Ouse Nehri, benim Britanya topraklarında gördüğüm 11. nehir.

     Nehir ve çevresi görsel açıdan oldukça hoş bir manzara sunuyor. Nehir suları üzerinde yer yer sandallar hatta gemiler geçiyor. Akarsuyun kıyısında ise yaya yolu var ve kenarında boydan boya kafeler, restoranlar, çeşitli dükkânlar sıralanmış.

     Hem içeride hem dışarıda açıkhava oturma yerleri olan restoranlar ve kafeler günün her saatinde doluya yakın. Burada yemeğinizi muhteşem bir manzara eşliğinde yiyebilir, aynı ortamın içinde sıcak ve soğuk birşeyler içebilir, ailenizle veya dostlarınızla sohbet edebilirsiniz.

     Nehir kıyısındaki yaya yolu üzerinde ayrıca seyyar satıcılar da var. Bunlar küçük hediyelik eşyalar, takılar ve benzeri ürünler satıyorlar. Bu yol ayrıca sabah ve akşam yürüyüşleri için de oldukça ideal.

     Nehrin bu tarafı (bizim bulunduğumuz kuzey kıyısı) Bootham semti oluyor, diğer yakası ise City Centre West (Şehir Merkezi Batı) semti. Bu tarafta az önce gezdiğimiz York Müze Bahçeleri (İng. York Museum Gardens) var, diğer tarafta ise Anıt Bahçeleri (İng. Memorial Gardens) bulunuyor.

     Nehrin üzerinde, bu iki yakayı birbirine bağlayan çok şirin bir köprü var. “Station Road” (İstasyon Yolu) adlı caddenin bir parçası olarak nehir üzerine inşâ edilmiş olan Lendal Köprüsü (İng. Lendal Bridge). Beyaz, daha doğrusu bej renkteki bu şirin köprü, 1863 yılında yapılmış.

     York şehrinin içinden, iki tane ırmak akıyor. Biri bu sabah evden şehir merkezine gelirken üzerinden geçtiğimiz 31 km uzunluğundaki Foss Nehri, biri de ondan daha büyük olan, şu anda kıyısında olduğumuz 84 km uzunluğundaki Ouse Nehri.

     İki tane ırmağı olan bir şehirde elbette birçok köprü olur. Büyük nehir Ouse üzerinde 9 tane büyük köprü, küçük nehir Foss üzerinde ise 18 tane küçük köprü yer alıyor. Ouse Nehri üzerindeki 9 büyük köprü şunlardır: 1821 yılında inşâ edilen Ouse Köprüsü (karayolu), 1844 yılında inşâ edilen Scarborough Demiryolu Köprüsü (demiryolu ve yayayolu), 1863 yılında inşâ edilen Lendal Köprüsü (karayolu; şu anda hemen yanında olduğumuz köprü), 1871 yılında inşâ edilen Naburn Demiryolu Köprüsü (demiryolu ve yayayolu), 1881 yılında inşâ edilen Skeldergate Köprüsü (karayolu), 1963 yılında inşâ edilen Clifton Köprüsü (karayolu), 1976 yılında inşâ edilen A 64 – Outher Ring Road, Güney ve Doğu Köprüsü (karayolu), 1987 yılında inşâ edilen A 1237 – Outher Ring Road, Batı ve Kuzey Köprüsü (karayolu) ve 2001 yılında inşâ edilen Milenyum Köprüsü (yayayolu).

     Bizim şu anda hemen yanında olduğumuz Lendal Köprüsü, Ouse Nehri’ne giden şehir surlarının yıkıldığı eski bir halatlı feribotun bulunduğu yerde duruyor. Bu, modern hemşireliğin kurucusu kabul edilen İngiliz hemşire, sosyal reformcu ve istatistikçi Florence Nightingale (1820 – 1910)’in 1852 yılında Castle Howard’a giderken York’u ziyaret ettiğinde kullandığı feribottu.

     Köprü, iki Ortaçağ kulesini birbirine bağlıyor: Doğu yakasındaki Lendal Kulesi (İng. Lendal Tower) ve batı yakasındaki Barker Kulesi (İng. Barker Tower).

     Lendal Köprüsü, başkent Londra (İng. London)’daki Westminster Köprüsü’nü de tasarlayan mimar, inşaat mühendisi ve aynı zamanda Jeoloji Topluluğu (İng. Geological Society) üyesi olan Thomas Page (1803 – 77) tarafından tasarlandı. Dökme demirden yapılmış 53 m’lik tek bir açıklıktır. Karaya bakan kısımlar çakıltaşından yapılmıştır.

     Thomas Page’in köprüsü, sitede köprü inşâ etmeye yönelik ikinci girişimdi. 1860 yılında mimar ve inşaat mühendisi William Dredge (? – ?) tarafından başlatılan ilki, inşaat sırasında çöktü ve beş işçi öldü. Yapının bazı kısımları daha sonra Scarborough’a götürüldü ve oradaki Vadi Köprüsü (İng. Valley Bridge)’nde kullanıldı.

     1861’de, yeni bir köprünün inşâ edilmesi için Parlamento’dan izin alındı ve York Şirketi (İng. Corporation of York), Thomas Page’den yeni bir köprü tasarlamasını istedi. Gotik Uyanış tarzında yapılan köprü, 1863’te açıldı.

     Ekteki gişelerle birlikte bu, “II. Dereceden Koruma Altında”ki bir yapıdır.

     Ağustos 1892’de Liverpoollu şampiyon dalgıç Tommy (Thomas) Burns (1868 – 97) köprüden atladı, yüzlerce seyirci tarafından izlendi ve ardından “süslü yüzme sergisi” düzenlendi.

     Lendal Köprüsü, uzun süredir devam eden karakter Damon Grant’in öldürüldüğü sahneler için “Brookside” dizisinin 1987 yapımı “Damon and Debbie”de kullanıldı.

     İngiliz “BBC” televizyonunda yayınlanan 2017 yapımı “Gunpowder” (Barut) adlı dizi, mekân olarak Lendal Köprüsü’nü kullandı.

     York’un iki akarsuyundan büyüğü olan Ouse Nehri, 84 km uzunluğunda bir ırmak. Hidrolojik olarak nehir, Ure Nehri’nin bir devamıdır ve Ure Nehri ile Ouse Nehri’nin toplam uzunluğu, onu 208 km ile Birleşik Krallık’ın altıncı en uzun nehri ve (Ure dahil) tamamen bir ilin topraklarında akan en uzun nehir yapar. Binaenaleyh yalnızca Ouse’nin uzunluğu yaklaşık 84 km’dir ancak nehrin toplam uzunluğu tartışmalıdır.

     Ouse Nehri, Ure Nehri’nin bittiği yerde doğup, Humber Halici’ne dökülerek akıntısına son veriyor. Ouse’un geleneksel kaynağı, North Yorkshire (Kuzey Yorkshire) ilçesinin 598 nüfûslu küçük bir köyü olan Great Ouseburn (Büyük Ouseburn) köyündedir ve o kaynak bugün, üzerinde “OUSE RIVER HEAD… OUSEGILL SPRING Ft. YORK 13 miles BOROUGHBRIDGE 4 miles” yazan bir taş sütânla işaretlenmiştir. Bu alan, daha önce Usekeld Beck olarak bilinen ve “Ouse’un kaynağı” (Eski İskandinav Viking keldasında “pınarı”) anlamına gelen küçük bir dere olan Ouse Gill Beck’in mevcut rotasından 35 m uzaklıktadır. Ouse’un başlangıcı artık Great Ouseburn’ün 2, 5 km güneydoğusunda, Ouse Gill Beck’in Ure Nehri’ne katıldığı nokta olarak kabul ediliyor.

     Ouse Nehri, uzunluğu boyunca gezilebilir. Denizde seyreden gemiler nehri Howdendyke’ye kadar kullanıyor. Goole’nin iç limanı da düzenli olarak denizde seyreden gemileri kabul etmektedir. Goole ayrıca bir kanal sistemi Aire ve Calder Navigasyonu’na erişim sunar. Selby’de Selby Kanalı’na erişim vardır. Nehir Naburn’a kadar gelgitlidir ve ortaya çıkan gelgit deliği yerel olarak “The Aegir” olarak bilinir.

     Naburn’da 45, 7 m uzunluğunda ve 4, 6 m genişliğinde teknelerin York’a ulaşabilmesi için kilitli bir bent bulunmakta. York’un yukarısında, Linton-on-Ouse’da, 20 m uzunluğundaki teknelerin Ure Nehri Navigasyonu’na doğru ilerlemesine olanak tanıyan kilitli başka bir bent var. Kilidin bitişiğinde Linton Lock Hydro Tesisi bulunuyor. Bu, 450 eve yetecek kadar elektrik üretme kapasitesine sahip.

     Ouse Vadisi geniş ve düz bir ovadır. Nehrin drenaj havzasındaki yoğun yağışlar, yerleşim yerlerinde şiddetli su baskınlarına neden olabiliyor. Son yıllarda birkaç kez York, Selby ve aradaki köyler sular altında kaldı.

     Hem Ouse hem de Foss’un York’tan akması nedeniyle tarihi boyunca su baskını belgelenmiş ve büyük bir sorun olmuştur. Sel felâketinin 1263, 1316, 1564, 1625, 1638, 1947, 1978, 1982, 2000, 2007, 2010 ve 2015 yıllarında meydana geldiği biliniyor.

     1989 yılında York şehir merkezinde Foss Nehri’nin ağzına bir bariyer yerleştirildi. Maksat, Ouse Nehri sular altında kaldığında su Foss Nehri’nin yukarısına akıp şehri sular altında bırakmasın. Sel, tipik olarak 3300 km2’lik bir alanı kaplayan Ouse’un (Swale, Ure, Nidd) havza alanının yukarısındaki şiddetli yağış nedeniyle meydana geliyor genellikle (Foss havzası 200 km2’dir).

     Kasım 2000’deki su baskınları deniz seviyesinden 5, 4 m yüksekliğe ulaşmıştı.

     2015 yılı Noel (25 – 26 Aralık) döneminde seviye 5, 2 m’ye ulaşmıştı. York’un güneyindeki Kelfield, Riccall, Wistow ve Cawood köylerinin çevresindeki alçak araziler “taşkın yatağı” olarak belirlendi, çünkü buradaki mülklere zarar verebilirdi.

     Şubat 2020’deki sel felâketinde 1200 hektardan fazla alanın sel suyu altında kaldığı tahmin ediliyordu. Bu da büyüklüğü İngiltere’nin en büyük doğal gölü Windermere ile karşılaştırılabilir hale getiriyor.

     Bazı yıllar yaşanan sel felâketlerin köprülerde oluşturduğu izler hâlâ duruyor. Lendal Köprüsü aşağıdan yukarıya doğru, bir yere kadar koyulaşmış durumda, duvarı siyahlaşmış. Bunlar, geçmişteki sel baskınlarının oluşturduğu izler.

     2000, 2007, 2010 ve 2015 yıllarındaki sel felâketlerini, misafiri olduğum ve birlikte gezdiğim Nevzat kardeşim bizzat yaşamış. Yani o hadiselerin canlı tanığı.

     Videoyu açıyorum ve Nevzat bize bu yaşananlar hakkında bilgi veriyor:

     – Arkadaşlar, bu gördüğünüz, York’un Ouse Nehri. Şu anda burda meselâ, yağmur çok yağdığı zaman, bazen böyle sel felâketleri olduğu zaman, gördüğünüz gibi, sular têêy şu köprünün üst tarafına kadar çıkıyor. Hatta şöyle binaları göstereyim ben size. Binaların orda görürsünüz, böyle nem oranları var orda, oralara kadar çıkıyor. Bundan birkaç sene önce gene öyle oldu. İşte sular çekildiği zaman da, böyle insanlar gelip burda, özellikle hava güzel olduğu zaman, ailesiyle gelip burda güzel zaman harcıyorlar. Yani hava güzel oldu mu gerçekten yaşanacak bir yer, güzel bir yer. Tavsiye ederim buraya gelmenizi.

     Ouse Nehri güzel ve ilginç bir ırmak. Ancak akıntısından, köprülerinden hatta zaman zaman yaşadığı sel felâketlerinden daha ilginç olan bir şeyi var: İsmi.

     Nehrin ismi olan “Ouse” nereden geliyor? Bunun etimolojisine bakalım şimdi…

     Bundan sonra anlatacaklarımı lütfen büyük bir dikkatle takip ediniz, sevgili okurlar:

     Britanya’daki yer ve su adlarıyla ilgili İngiliz tarihçilerin ve dilbilimcilerin kaleme aldığı bilimsel eserlerde, birazdan okuduğunuzda hayretler içinde kalacağınız, benim de bu bölümü yazarken öğrendiğimde büyük şaşkınlık yaşadığım bilgiler yer alıyor.

     Bu nesnel – bilimsel çalışmalarda belirtildiğine göre, nehrin ismi yazılı kaynaklarda ilk kez 780 yılı civarında geçiyor ve burada akarsuyun adı “Usa” olarak belirtiliyor. İsmin Romano – Brittonik (Kelt) kökenli olduğu, Keltçe’de “su” anlamına gelen “udso” sözcüğünden geldiği tahmin ediliyor. Keltçe’de “su” anlamına gelen “udso” kelimesi ise, Mezopotamya (Kürdistan) kökenli bir Hint – Avrupa dilinde yine “su” anlamına gelen “wed” (veya “ewd”, “awğ”, “av”) sözcüğüne dayanıyor. Yani öz be öz Kürtçe’ye; hatta Kürtçe’nin Zaza lehçesine.

     Bunları ben söylemiyorum, Britanya’daki yer ve su adlarıyla ilgili bilimsel çalışmalar yapan İngiliz tarihçiler ve dilbilimciler söylüyorlar. Bu bilgi; Eski İngilizce ve İskandinavya Vikingi Dili uzmanı olan İngiliz dilbilimci Albert Hugh Smith (1903 – 67) tarafından kaleme alınan “The Place-Names of the West Riding of Yorkshire” (West Riding of Yorkshire Yer İsimleri) adlı eserin 7. cildinin 133. – 134. sayfalarında geçiyor. Eser, 1962 yılında Cambridge University Press tarafından basılmış.

     Eserde “Kürtçe” denmiyor, bir dil ismi zikredilmiyor. Sadece “bir Hint – Avrupa dili” deniyor. Ancak “su” kelimesinin “wed” (veya “ewd”, “awğ”, “av”) şeklinde olduğu Mezopotamya kökenli “bir Hint – Avrupa dili”nin hangisi olduğunu sanırım herkes biliyor.

     Anlayacağınız, sevgili kardeşlerim, İngiltere’deki Ouse Nehri’nin ismi köken olarak Kürtçe, Zaza Kürtçesi.

     Antik Kürdistan’da konuşulan “bir Hint – Avrupa dili”ndeki yani Eski Kürtçe’deki “wed” sözcüğü Eski Keltçe’ye “udso” olarak, ordan da Eski İngilizce’ye “usa” olarak geçiyor. Ve “su” anlamına gelen bu sözcük, sonradan Ouse olarak bu akarsuyun, şimdi kıyısında olduğumuz ırmağın ismi oluyor.

     Gezinin bu bölümünü okuduktan sonra, kendisi de bir Zaza Kürdü olan bizim Nevzat’ın yüzünün şekli nasıl olacak, merak ediyorum doğrusu.

     Her gün evden işe giderken bu akarsuyun üzerinden geçen bu güzel insan, eminim ki bundan sonra çok daha farklı duygularla o nehrin sularına bakacaktır.

     İngiltere’de şu anda bulunduğumuz York şehri, Amerika Birleşik Devletleri (ABD)’ndeki dünyaca ünlü New York (Yeni York) şehrine ismini veren şehirdir. Bu şehrin damarlarında akan cansuyu olan Ouse Nehri’ne ismini veren de, Zaza Kürtçesi’ndeki “su” kelimesi.

sediyani@gmail.com

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 15

FOTOĞRAFLAR:

York şehrinin içinden, iki tane ırmak akıyor. Biri bu sabah evden şehir merkezine gelirken üzerinden geçtiğimiz 31 km uzunluğundaki Foss Nehri, biri de ondan daha büyük olan, şu anda kıyısında olduğumuz 84 km uzunluğundaki Ouse Nehri. (İNGİLTERE)

Bizim şu anda hemen yanında olduğumuz Lendal Köprüsü, Ouse Nehri’ne giden şehir surlarının yıkıldığı eski bir halatlı feribotun bulunduğu yerde duruyor. Bu, modern hemşireliğin kurucusu kabul edilen İngiliz hemşire, sosyal reformcu ve istatistikçi Florence Nightingale (1820 – 1910)’in 1852 yılında Castle Howard’a giderken York’u ziyaret ettiğinde kullandığı feribottu. (İNGİLTERE)

Nehir ve çevresi görsel açıdan oldukça hoş bir manzara sunuyor. Nehir suları üzerinde yer yer sandallar hatta gemiler geçiyor. Akarsuyun kıyısında ise yaya yolu var ve kenarında boydan boya kafeler, restoranlar, çeşitli dükkânlar sıralanmış.

Hem içeride hem dışarıda açıkhava oturma yerleri olan restoranlar ve kafeler günün her saatinde doluya yakın. Burada yemeğinizi muhteşem bir manzara eşliğinde yiyebilir, aynı ortamın içinde sıcak ve soğuk birşeyler içebilir, ailenizle veya dostlarınızla sohbet edebilirsiniz. (İNGİLTERE)

Lendal Köprüsü, başkent Londra (İng. London)’daki Westminster Köprüsü’nü de tasarlayan mimar, inşaat mühendisi ve aynı zamanda Jeoloji Topluluğu (İng. Geological Society) üyesi olan Thomas Page (1803 – 77) tarafından tasarlandı. Dökme demirden yapılmış 53 m’lik tek bir açıklıktır. Karaya bakan kısımlar çakıltaşından yapılmıştır. (İNGİLTERE)

York’un iki akarsuyundan büyüğü olan Ouse Nehri, 84 km uzunluğunda bir ırmak. (İNGİLTERE)

Ouse Nehri, uzunluğu boyunca gezilebilir. Denizde seyreden gemiler nehri Howdendyke’ye kadar kullanıyor. (İNGİLTERE)

Britanya’daki yer ve su adlarıyla ilgili İngiliz tarihçilerin ve dilbilimcilerin kaleme aldığı bilimsel eserlerde, birazdan okuduğunuzda hayretler içinde kalacağınız, benim de bu bölümü yazarken öğrendiğimde büyük şaşkınlık yaşadığım bilgiler yer alıyor.

Bu nesnel – bilimsel çalışmalarda belirtildiğine göre, nehrin ismi yazılı kaynaklarda ilk kez 780 yılı civarında geçiyor ve burada akarsuyun adı “Usa” olarak belirtiliyor. İsmin Romano – Brittonik (Kelt) kökenli olduğu, Keltçe’de “su” anlamına gelen “udso” sözcüğünden geldiği tahmin ediliyor. Keltçe’de “su” anlamına gelen “udso” kelimesi ise, Mezopotamya (Kürdistan) kökenli bir Hint – Avrupa dilinde yine “su” anlamına gelen “wed” (veya “ewd”, “awğ”, “av”) sözcüğüne dayanıyor. Yani öz be öz Kürtçe’ye; hatta Kürtçe’nin Zaza lehçesine. (İNGİLTERE)

Ouse Nehri / York, 5 Ağustos 2023


Parveke / Paylaş / Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir