Many hands make light work.
(Çok sayıda el hafif işler yapar.)
İngiliz atasözü
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı’na ait İngiltere ülkesinde, Yorkshire ve Humber (İng. Yorkshire and the Humber) bölgesinin York şehrindeki ilk gün gezimiz oldukça güzel geçiyordu.
Nevzat Töre kardeşimle beraber, York’un damarlarında akan cansuyu olan Ouse Nehri kıyısında biraz zaman geçirdikten sonra, yürümeye devam ediyoruz.
Nehir kıyısındaki yoldan, adını nehir üzerindeki Lendal Köprüsü (İng. Lendal Bridge)’nden alan “Lendal Street” (Lendal Caddesi)’e çıkıyoruz ve bu caddede yürüyoruz.
Caddenin ismi ilk kez 1380’li yıllarda, o zamanki İngilizce’yle “Aldeconyngstrete” (Eski Conyng Caddesi) olarak biliniyordu. Ancak 1641’de “St. Leonard’s Hill” (Azîz Leonard Tepesi)’in kısaltması olan “Lendal” ismini almaya başladı. Bu “Tepe”, caddenin kuzeybatı ucunda yer alan St. Leonard Hastanesi’ne ait, Ouse Nehri üzerindeki iskeleydi.
Caddenin güneybatı tarafının çoğu, 1538’de feshedilen Augustinian Manastırı tarafından işgal edilmişti. St. Wilfrid Kilisesi, 16. yy’ın sonlarında yıkılıncaya kadar kuzeydoğu tarafında yer alıyordu. Yaklaşık 1710 yılında, şehrin ana postanesi güneybatı tarafında inşâ edilirken, büyük Yargıçlar Lojmanları yaklaşık 1720’de kuzeydoğu tarafında inşâ edildi.
Cadde kuzeybatı yönünde uzanıyor. Bir süre bu cadde üzerinde yürüdükten sonra sola dönüyor ve “St. Helen’s Square” (Azîz Helen Meydanı) üzerinde yürüyüşümüze devam ediyoruz. “St. Helen Meydanı”, York şehrinin merkezinde açık bir alandır.
Romalılar döneminde, Eboracum kentinin (bugünkü York şehrinin temeli) güneybatı kapısı “Porta Praetorian”, şu anda meydanın bulunduğu yerde yer alıyordu. 18. yy’ın ortalarına kadar alanın büyük bir kısmı St. Helen’in mezarlığı Stonegate tarafından işgal ediliyordu. 1745 yılında mezarlık olarak kullanılmak üzere yeni bir arsa verildi ve eski mezarlığın üzeri “St. Helen Meydanı”nı oluşturacak şekilde döşendi. 20. yy’ın başlarında meydan güneydoğuya doğru genişletilerek ona daha düzenli, dikdörtgen bir şekil kazandırıldı.
Kışın meydan artık büyük bir Noel ağacının yeri oluyor ve günümüzde meydanda düzenlenen törenle şehrin Noel ışıkları yakılıyor. Meydan aynı zamanda gösteriler ve mitingler için de popüler bir mekân.
Ordan da sağa dönerek, “Davygate” (Davy Geçidi) adlı caddeye giriyoruz. “Davygate”, York şehir merkezindeki önemli bir alışveriş caddesidir ve araç trafiğine kapalıdır.
Romalılar döneminde “Davygate” bölgesi, surların hemen içinde yer alıyordu ve kışlalarla kaplıydı. 12. yy’da caddenin şu anda bulunduğu arazi kral ailesine aitti. 13. yy’dan sonra “Davygate” olarak anılan bir sokak yavaş yavaş gelişti.
Caddenin güneydoğu ucu 1891’de genişletildi. Büyük bir alışveriş caddesi haline geldi ve o zamandan beri cadde boyunca uzanan binaların neredeyse tamamı yıkılıp yenileriyle değiştirildi. Caddenin güneybatı tarafı çoğunlukla en sonuncusu 1950’lerden kalma Neo-Georgian binalarından oluşuyor.
“St. Helen’s Square” ve “Davygate” caddelerinin kesiştiği noktada ilginç bir kalabalık, daha doğrusu “Betty’s Café Tea Rooms” (Betty’nin Kahve Çay Odaları) adlı kafenin önünde insan kuyruğu var.
York şehrinin en meşhur kafesi. Burda her gün böyle metrelerce kuyruk var. Dayanamayıp, Nevzat’a soruyorum:
– Bu kafenin ne özelliği var, Nevzat? Neden her gün insanlar burda metrelerce kuyruk oluşturup bekliyorlar?
– Şimdi İbrahim abi, bu “Betty’s Café Tea Rooms”, insanların böyle tatlı yiyip kahve içtikleri, İngilizler’in meşhur yemeği var, “Fish and Chips”, balıkla patates yedikleri bir yer. Artık York’a gelip de bu kafeye gidip yemek yemeyen bir insan York’a gitmiş sayılmıyor. İnsanlar böyle sabah 10’da gelirler böyle buraya, şu şekilde, hatta bugün kuyruk yok yani, yağmur olsun rüzgâr olsun hiç farketmiyor, saat 10’la 5’e kadar böyle beklerler. İngiltere’de böyle “Betty’s Café” bir tane burda var, bir tane de “Harrygate” diye zengin bir alan var, orda var. İnsanlar seviyorlar yani. York’la özdeşleşmiş birşey.
– Peki kahvesinin böyle, tad olarak, yani Almanca “Geschmack” dediğimiz, tad olarak farklı bir özelliği var mı?
– Farklı bir özelliği, sadece İngilizler’in kendi yaptıkları tatlılar, “Fish and Chips” yani balıkla, kendi özelliklerini, “traditional”, eski zamanların o yemek tadını veriyor. O şeyle ilgileniyorlar. Başka da bir özelliği yok yani. Ondan dolayı insanlar seviyorlar. York’la özdeşleşmiş bir yer.
– Buenos Aires’te de böyle bir vardı, biz gittik…
– Nerde?…
– Buenos Aires’te, Arjantin’de. Orası dünyaca meşhur bir kafeydi. Yani böyle gerçekten metrelerce kuyruk vardı. Ha kahvesini de güzel, ama hani, bilmiyorum, belki de biz pek anlamıyoruz, normal bildiğin kahve yani…
– Ya kahve…
– Yalnız isim yapmayla ilgili birşey galiba…
– Yani kahveden ziyade, insanlar bu eski “traditional”, bu Vikingler zamanından kalma meselâ bu kekler yok mu, öyle o tür tadı almak için buraya geliyorlar. Ondan dolayı yani. Kahvenin bir özelliği yok, kahve her yerde aynı kahve…
– Hani Arjantin’deki de öyleydi, hem de dünyaca meşhur o yani. Meselâ gitmeden önce ben araştırıyordum ülkeyle ilgili, Buenos Aires, Arjantin, hani hep yazıyordular, “Orda kahve içmeden dönmeyin”, “Orda kahve içmeden dönmeyin”… Tabiî biz de, Yaşar Gülen kardeşimiz, Muş – Vartolu, İsviçre’de, çok değerli bir kardeşim, O’nunla beraber gittik. Gittik uğradık; ortam çok güzel, otantik bir yer, tarih doku korunmuş, yani orda kahve içmesi de güzel, ama kahve tadı olarak, yani normal bildiğimiz kahveydi abi…
– İşte bu da tarihsel kuruluşu çok eski olduğu için, prim yapmış. İnsanlar, özellikle gördüğün gibi, insanların % 80’i İngiliz de değiller, Çinliler, o gelen ülkeler. İyi de bir reklâm yapıyorlar. Kekleri falan da güzel, bir kere yedim ben. Ondan dolayı işte insanlar gelip burda, seviyorlar, York’a bir anı olarak bırakmak istiyorlar: “York’a gittik oraya gittik”…
Şehir merkezinde, bayağı cıvıl cıvıl bir ortam. Oldukça güzel, hareketli bir şehir.
Yürümeye devam ediyoruz…
“Davygate” adlı cadde üzerinde uzunca bir süre yürüdükten sonra sola dönüp “St. Sampson’s Square” (Azîz Sampson Meydanı)’ye, sonra da sağa dönüp “Silver Street” (Gümüş Cadde) adlı caddeye çıkıyoruz. Bu cadde üzerinde de birkaç adım attıktan sonra, Nevzat kardeşimin işyerindeyiz.
Burası York şehrinin merkezi City Centre’deki meşhur “Shambles Market” (Karmakarışık Pazar)…
Burası bir açıkhava alışveriş pazarı. Nevzat’ın, hediyelik çanta, cüzdan ve benzeri deri giyim ve takı ürünleri sattığı işyeri işte burada, “Shambles Market”in içinde.
Ortam tek kelimeyle panayır gibi…
“Shambles Market”, York şehrinin merkezinde kurulan günlük bir pazar. 1950’li yıllarda “Shambles”ın yanındaki geniş bir alanın temizlenmesinden sonra, “Little Shambles” (Küçük Shambles) olarak bilinen caddenin tamamı da dahil olmak üzere “Shambles”ın büyük bölümleri yıkıldığında oluşturuldu.
1955 yılına kadar şehrin ana pazarları “Parlamento Caddesi” ve “Azîz Sampson Meydanı”ndaydı. O yıl, “Azîz Sampson Meydanı”ndaki pazar kapatıldı ve “Parlamento Caddesi”ndeki pazar yalnızca Cumartesi günleri açılacak şekilde kuruldu. Yerinden edilmiş pazar tezgâhlarına “Newgate”, “Jubbergate” ve “The Shambles” arasında yeni temizlenen bir alanda yer teklif edildi. Bugün, çarşı yerinde bulunan tarihî binaların yıkılması, tarihî dokunun büyük bir kısmı tahrip edildiği için duyarsızca görülüyor.
Asıl amaç, bölgenin Ortaçağ’daki adı olan “Gail Garth”tan esinlenerek pazara “Gell Garth” adını vermekti. Ancak sonuçta yakındaki caddeden sonra “Newgate Market” olarak adlandırıldı.
2013 yılında pazarda büyük bir “Zaza İhtilâli” gerçekleşti. “Ulan İngilizler ticaret yapar da biz Kürtler yapamaz mıyız?” diyen Nevzat Töre kardeşimiz, “NT Leatherbags” (NT Deri Çantaları) adlı işyerini kurdu. İşyerinin ismi, kendi isminin başharflerini taşıyor. 10 yıldır faaliyet halinde.
Pazar, 2014 yılında yaklaşık 1.600.000 Sterlin (£) maliyetle yenilendi. Bölgenin en ünlü caddesine ithafen buraya “Shambles Market” (Karmakarışık Pazar) adı verildi. Yenilenen pazarda hafif bir artışla 86 tezgâh ve 7 büfe vardı; büfelerin çoğu yiyecek satıyordu. O dönemde York Belediyesi, Cumartesi pazarına aşırı talep olduğunu ancak diğer günlerde yedek tezgâhların bulunduğunu belirtmişti. Çiftçi pazarları gibi özel etkinlikler için pazarın bir bölümü bir çadırla kaplandı.
Et ve balık satışı için kalıcı tezgâhlar kurulurken, diğer ürünler geçici tezgâhlardan satılıyor. Pazardaki tezgâhlar arasında 1957’de açılan ve 2020’de “Ulusal Yılın Balıkçısı” yarışmasını kazanan “Cross of York” ve 2022’de 50. yılını kutlayan “Swain Family Butchers” yer alıyor.
“Shambles Market”, çok çeşitli alışveriş ihtiyaçları için bir tür nihaî varış noktası. Enfes kalitede hediyeler ve taze çiçeklerden zanaatkâr el sanatlarına ve şık çantalara kadar pazar, çok çeşitli hoş seçenekler sunuyor. Üstelik benim gibi yemek meraklısıysanız ve beyninize ve kalbinize olduğu kadar midenize de düşkünseniz (benim gibi), nefis sokak yemeği lezzetlerinin tadını çıkarabileceğiniz mekânlar var. Haftanın 7 günü açık olan “Shambles Market”te her şeyi deneyimlemek mümkün, çünkü her gün yeni bir şey var!
“Shambles Market”, “Tripadvisor® 2023 Travellers’ Choice®” ödülü sahibi olarak tanınıyor. Ödül, son 12 ay boyunca “Tripadvisor”da sürekli olarak harika gezgin yorumları alan ve pazarı dünya genelinde “Tripadvisor”daki tüm kayıtlar arasında % 10’luk dilime yerleştiren işletmeleri ödüllendiriyor. (“Shambles Market”in resmî web sitesi: https://www.shamblesyork.com/)
“Shamble Market”te, Nevzat kardeşimin mekânı “NT Leatherbags” önünde video kayıtları yapıyorum ve Nevzat bize hem burayla hem kendi işiyle ilgili bilgi veriyor:
– Şimdi biz burda, normalde deri çanta, ondan sonra “fashenback”, kemer, cüzdan, onları satıyoruz. Bu “Shamble Market” her gün açılıyor York’ta. Yılda yaklaşık olarak 12 – 15 milyon arası turist geliyor. Gördüğünüz gibi “Shamble” de buradan başlıyor. Bayağı popüler bir market. Her gün açılıyor yani, herkes burda. Herkesin işleri iyi yani. İşte bu market sayesinde arkadaşımız İbrahim Sediyani’yi buraya getirdik.
– Her gün açıksınız, değil mi?
– Evet.
– Peki kaçtan kaça kadar? Önce bi yaptığınız işi böyle bi…
– 9’da başlar, 5’te kapanır yani. 9’da buraya, burda pazarcılar yaklaşık 7 buçukta falan gelirler, 5’te de buraya arabalar gelip toplarlar, 5’ten sonra da kapanır bu market.
– Şimdi bunlar, işte Nevzat bunları satıyor. Gel abi. Şöyle cüzdanlar var gördüğünüz gibi, çantalar var, güzel güzel bayan çantaları, erkek çantaları, çok güzel bunlar. Şimdi peki Nevzat, ben hediye olarak ne götüreyim abi Almanya’ya?…
– Abi hediye olarak istediğini götürebilirsin…
– Şimdi ben, bir karım yok, bir sevgilim yok, kimsem yok, nasıl yapacam? 🙂
– O zaman götürmeyeceksin hediye… 🙂 🙂 🙂
– Götürmeyecem… Yani geldiğim gibi gidecem yani, Atatürk’ün dediği gibi “Geldiği gibi giderler”… 🙂
– Aynen. Nasıl geldiysen öyle dönersin, he… 🙂
İşyerinde biraz vakit geçiriyoruz. Nevzat’ın amcaçocukları Serhat (evinde kaldığım) ile Ramazan ve bir de eniştesi Nafiz çalışıyorlar. Bu güzel ve yakışıklı gençler, Nevzat’ın işçileri. Onlarla bir süre oturup İngiliz çayı içiyoruz ve sohbet ediyoruz.
Daha sonra Nevzat’la beraber kalkıyoruz ve şehri dolaşmaya devam ediyoruz…
“Shambles Market”in hemen yakınındaki aynı adlı, “Shamble” (Karmakarışık) isimli sokağa geliyoruz.
“The Shambles”, güzel York şehrinde, bazılarının tarihi 14. yy’a kadar uzanan, korunmuş Ortaçağ binalarının yer aldığı tarihî bir sokak. Sokak dardır ve birkaç metre sarkan iskeleli zeminlere sahip çok sayıda ahşap çerçeveli bina vardır.
Bir zamanlar “The Great Flesh Shambles” olarak biliniyordu, muhtemelen “Et Rafları” anlamına gelen Anglo-Sakson “Fleshammels”ten geliyordu, yani kasapların etlerini sergilemek için kullandıkları raflar için kullanılan kelimeden. 1885 yılında cadde üzerinde 31 tane kasap dükkânı vardı ama bugün hiçbiri kalmadı. “Shamble” (Karmakarışık), açıkhavadaki mezbaha ve et pazarı için artık kullanılmayan bir terimdir. Bu adı taşıyan sokaklar, kasapların hayvanları tüketim için öldürdüğü ve giydirdiği yerler olduğundan bu adı almıştır.
“Shambles”ın etrafındaki bölge, 14. yy’da “Marketshire” olarak biliniyordu ve “Shambles” ve “Pavement” sokaklarını da içeriyordu. “Shambles”ın çeşitli isimleri vardı: 1240 yılında “Haymongergate” olarak anılıyordu ve 1394’te “Nedlergate” olarak adlandırılıyordu; her ikisinin de sokakta gerçekleşen diğer ticaret ve zanaatlara referans olduğu düşünülüyordu. Bu isimlere ek olarak, 1426’ya gelindiğinde daha çok “The Great Flesh Shambles” olarak bilinmeye başlandı ve sonunda şimdiki ismine kısaltıldı.
Barnsley, Bradford on Avon, Chesterfield, Guildford, Swansea, Chippenham, Manchester, Sevenoaks, Whitby, Worcester ve Armagh dahil olmak üzere Birleşik Krallık’ın diğer kasaba ve şehirlerinde “The Shambles” veya “Shambles Street” adlı sokaklar var. İrlanda’nın başkenti Dublin (İr. Baile Átha Cliath)’de bir “Fishamble Caddesi” bulunmakta.
1086 tarihli “Domesday Book” (Kıyamet Günü Kitabı)’ta adı verilmese de, Mortain Kontu’nun mülkiyetinde olan Azîz Crux Kilisesi’nin yakınındaki iki kasap tezgâhının (“ii bancos in macello nr ecclesiam St Crucis”) listelendiği bir giriş aracılığıyla tespit edilmiştir.
Sokağa kasap tezgâhlarının adının verilmesi 14. yy’dan beri devam ediyor, çünkü sokağın kasaplarla olan ilişkisi sokağın tarihinin ve karakterinin büyük bir bölümünü oluşturuyor. Bunun nedeni, sokağı işgal eden kasapların yüzyıllardır sürdürülen sürekli geleneğiydi. Bu muhtemelen büyük ölçüde sokağın geçmiş yüzyıllardaki kasaplık uygulamalarına uygun mimarisi nedeniyledir. Dükkânların arka tarafları mezbahaydı ve binaların dar sokağı doğrudan Güneş ışığından gölgelemesi, sergilenen etlerin daha uzun süre taze kalabilmesi anlamına geliyordu. Ayrıca kasaplık yapılırken bağırsaklar, sakatatlar ve kan, yağmurdan sonra akıp gitmesine yardımcı olan doğal bir eğime sahip sokak kanallarına atılıyordu. Bu kasaplık uygulamaları, temel modern hijyen standartlarından çok öncesine dayanıyordu ve bu günlerdeki gibi sokaklar inanılmaz derecede hijyenik olmazdı. Sokaktaki son kasap dükkânları 20. yy’ın başlarında kapandı ve kasaplar artık ortadan kaybolmuş olsa da, sokaktaki bazı dükkânların hâlâ dışarıda asılı et kancaları ve bunların altında etlerin sergilendiği raflar var. Mağazalar arasında restoran ve mağazaların yanısıra kitapçı ve fırın da bulunmakta.
Ortaçağ’da, York’taki pekçok cadde, “The Water Lanes” gibi “Shambles”a benzer bir görünüme sahipti. “Shambles”ta, yaklaşık 1350 – 1475 yıllarından kalma pekçok binanın bulunduğu, büyük miktarda orijinal Ortaçağ yapımı kumaş korunmaktadır. Bununla birlikte, ahşap çerçeveli iskeleli evlerin bulunduğu dar sokağın pitoresk nitelikleri, 19. yy’ın başlarından beri York şehrinin önemli bir cazibe merkezi olarak tanınmasını sağlamıştır.
1940’lar ve 1950’ler “Shambles”ın pekçok değişime maruz kaldığı bir dönemdi. II. Dünya Savaşı (1939 – 45)’ndan sonra sokak, o dönemde acil restorasyona ihtiyaç duyan binalarda iyileştirme yapmak isteyen şehir planlamacılarının hedefi oldu. York Belediye Meclisi özel sahiplerden çok sayıda mülk satın aldı ve 1950’lerde birçok binayı kapsamlı bir şekilde değiştirip yeniden inşâ ettiler ve merkezin batısına giden kısa bir sokak olan “Little Shambles”ın tamamı da dahil olmak üzere,, tamir edilemeyecek durumda olan bölgenin büyük bölümlerini yıktılar. Kutsal Teslis İsa Kilisesi (İng. Holy Trinity Christ Church) adı verilen bir şapel, 1937’de yıkılıncaya kadar “Kral Meydanı”nın kalbinde yer alıyordu. Bugün bu restorasyonlardan bazıları, mülklerin arka kısmındaki mezbahalar ve ek binalar da dahil olmak üzere çok sayıda tarihî doku nedeniyle duyarsız görülüyor. Yorkshire Mimarlık ve York Arkeoloji Derneği (İng. Yorkshire Architectural and York Archaeological Society)’nin 1949 tarihli raporu, “The Shambles”ın kaldırılacak binaları gösteren planlarını içeriyor.
“Shambles”a giden 5 “snickelway” var çünkü bunlar eskiden binaların arka tarafındaki küçük geçitlerdi, ancak bu arka binalar 1950’lerde yıkıldığından, artık “Shambles Market” olarak bilinen büyük bir açık alana açılıyorlar. Pazar, daha önce bulunduğu caddeden dolayı “Newgate Market” olarak biliniyordu ancak 2015 yılında yeniden adlandırıldı.
“The Shambles”, Chepstow, Exeter, başkent Londra (İng. London) ve İskoçya’nın başkenti Edinburgh (İsk. Dùn Èideann)’daki sokakların yanısıra, fantastik roman ve film “Harry Potter” serisindeki “Diagon Alley” (Diagon Yolu)’na ilham kaynağı olduğu iddiâ edilen çok sayıda yerden biri. 2017’den bu yana sokakta “büyücü” ve “hayâlet” temalı dört mağaza açıldı; ancak “Harry Potter” yazarı Joanne Kathleen Rowling (1965 – halen hayatta), “The Shambles”a hiç gitmediğini belirterek bunu yalanladı.
Sokaktaki binaların neredeyse tamamı listelenmiş durumda. Bu yapılar arasında, sokakta bir dükkân sahibi olan ve orada yaşayan bir kasapla evli olan İngiliz azîze ve “şehîde” Azîze Margaret Clitherow (1556 – 86)’a ait bir türbe yer alıyor. “Shambles”teki çoğu bina, koruma altındaki binalar.
Ben “büyücü Harry Potter” olmuşum Nevzat da “sevimli hayâlet Casper”, rûhumuzu ve gölgemizi York şehrinde dolaştırmaya devam ediyoruz…
sediyani@gmail.com
SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ
CİLT 15
FOTOĞRAFLAR:
Nehir kıyısındaki yoldan, adını nehir üzerindeki Lendal Köprüsü (İng. Lendal Bridge)’nden alan “Lendal Street” (Lendal Caddesi)’e çıkıyoruz ve bu caddede yürüyoruz. (İNGİLTERE)
Romalılar döneminde, Eboracum kentinin (bugünkü York şehrinin temeli) güneybatı kapısı “Porta Praetorian”, şu anda meydanın bulunduğu yerde yer alıyordu. 18. yy’ın ortalarına kadar alanın büyük bir kısmı St. Helen’in mezarlığı Stonegate tarafından işgal ediliyordu. 1745 yılında mezarlık olarak kullanılmak üzere yeni bir arsa verildi ve eski mezarlığın üzeri “St. Helen Meydanı”nı oluşturacak şekilde döşendi. 20. yy’ın başlarında meydan güneydoğuya doğru genişletilerek ona daha düzenli, dikdörtgen bir şekil kazandırıldı. (İNGİLTERE)
“St. Helen’s Square” ve “Davygate” caddelerinin kesiştiği noktada ilginç bir kalabalık, daha doğrusu “Betty’s Café Tea Rooms” (Betty’nin Kahve Çay Odaları) adlı kafenin önünde insan kuyruğu var. (İNGİLTERE)
York şehrinin en meşhur kafesi. Burda her gün böyle metrelerce kuyruk var. (İNGİLTERE)
Burası York şehrinin merkezi City Centre’deki meşhur “Shambles Market” (Karmakarışık Pazar)… (İNGİLTERE)
Burası bir açıkhava alışveriş pazarı. Nevzat’ın, hediyelik çanta, cüzdan ve benzeri deri giyim ve takı ürünleri sattığı işyeri işte burada, “Shambles Market”in içinde.
Ortam tek kelimeyle panayır gibi… (İNGİLTERE)
“Shambles Market”, York şehrinin merkezinde kurulan günlük bir pazar. 1950’li yıllarda “Shambles”ın yanındaki geniş bir alanın temizlenmesinden sonra, “Little Shambles” (Küçük Shambles) olarak bilinen caddenin tamamı da dahil olmak üzere “Shambles”ın büyük bölümleri yıkıldığında oluşturuldu. (İNGİLTERE)
Asıl amaç, bölgenin Ortaçağ’daki adı olan “Gail Garth”tan esinlenerek pazara “Gell Garth” adını vermekti. Ancak sonuçta yakındaki caddeden sonra “Newgate Market” olarak adlandırıldı. (İNGİLTERE)
2013 yılında pazarda büyük bir “Zaza İhtilâli” gerçekleşti. “Ulan İngilizler ticaret yapar da biz Kürtler yapamaz mıyız?” diyen Nevzat Töre kardeşimiz, “NT Leatherbags” (NT Deri Çantaları) adlı işyerini kurdu. İşyerinin ismi, kendi isminin başharflerini taşıyor. 10 yıldır faaliyet halinde. (İNGİLTERE)
Pazar, 2014 yılında yaklaşık 1.600.000 Sterlin (£) maliyetle yenilendi. Bölgenin en ünlü caddesine ithafen buraya “Shambles Market” (Karmakarışık Pazar) adı verildi. Yenilenen pazarda hafif bir artışla 86 tezgâh ve 7 büfe vardı; büfelerin çoğu yiyecek satıyordu. O dönemde York Belediyesi, Cumartesi pazarına aşırı talep olduğunu ancak diğer günlerde yedek tezgâhların bulunduğunu belirtmişti. Çiftçi pazarları gibi özel etkinlikler için pazarın bir bölümü bir çadırla kaplandı. (İNGİLTERE)
Et ve balık satışı için kalıcı tezgâhlar kurulurken, diğer ürünler geçici tezgâhlardan satılıyor. Pazardaki tezgâhlar arasında 1957’de açılan ve 2020’de “Ulusal Yılın Balıkçısı” yarışmasını kazanan “Cross of York” ve 2022’de 50. yılını kutlayan “Swain Family Butchers” yer alıyor. (İNGİLTERE)
“Shambles Market”, çok çeşitli alışveriş ihtiyaçları için bir tür nihaî varış noktası. Enfes kalitede hediyeler ve taze çiçeklerden zanaatkâr el sanatlarına ve şık çantalara kadar pazar, çok çeşitli hoş seçenekler sunuyor. Üstelik benim gibi yemek meraklısıysanız ve beyninize ve kalbinize olduğu kadar midenize de düşkünseniz (benim gibi), nefis sokak yemeği lezzetlerinin tadını çıkarabileceğiniz mekânlar var. Haftanın 7 günü açık olan “Shambles Market”te her şeyi deneyimlemek mümkün, çünkü her gün yeni bir şey var! (İNGİLTERE)
“Shambles Market”in hemen yakınındaki aynı adlı, “Shamble” (Karmakarışık) isimli sokağa geliyoruz.
“The Shambles”, güzel York şehrinde, bazılarının tarihi 14. yy’a kadar uzanan, korunmuş Ortaçağ binalarının yer aldığı tarihî bir sokak. Sokak dardır ve birkaç metre sarkan iskeleli zeminlere sahip çok sayıda ahşap çerçeveli bina vardır. (İNGİLTERE)
Bir zamanlar “The Great Flesh Shambles” olarak biliniyordu, muhtemelen “Et Rafları” anlamına gelen Anglo-Sakson “Fleshammels”ten geliyordu, yani kasapların etlerini sergilemek için kullandıkları raflar için kullanılan kelimeden. 1885 yılında cadde üzerinde 31 tane kasap dükkânı vardı ama bugün hiçbiri kalmadı. “Shamble” (Karmakarışık), açıkhavadaki mezbaha ve et pazarı için artık kullanılmayan bir terimdir. Bu adı taşıyan sokaklar, kasapların hayvanları tüketim için öldürdüğü ve giydirdiği yerler olduğundan bu adı almıştır.
“Shambles”ın etrafındaki bölge, 14. yy’da “Marketshire” olarak biliniyordu ve “Shambles” ve “Pavement” sokaklarını da içeriyordu. “Shambles”ın çeşitli isimleri vardı: 1240 yılında “Haymongergate” olarak anılıyordu ve 1394’te “Nedlergate” olarak adlandırılıyordu; her ikisinin de sokakta gerçekleşen diğer ticaret ve zanaatlara referans olduğu düşünülüyordu. Bu isimlere ek olarak, 1426’ya gelindiğinde daha çok “The Great Flesh Shambles” olarak bilinmeye başlandı ve sonunda şimdiki ismine kısaltıldı. (İNGİLTERE)
1086 tarihli “Domesday Book” (Kıyamet Günü Kitabı)’ta adı verilmese de, Mortain Kontu’nun mülkiyetinde olan Azîz Crux Kilisesi’nin yakınındaki iki kasap tezgâhının (“ii bancos in macello nr ecclesiam St Crucis”) listelendiği bir giriş aracılığıyla tespit edilmiştir. (İNGİLTERE)
Sokağa kasap tezgâhlarının adının verilmesi 14. yy’dan beri devam ediyor, çünkü sokağın kasaplarla olan ilişkisi sokağın tarihinin ve karakterinin büyük bir bölümünü oluşturuyor. Bunun nedeni, sokağı işgal eden kasapların yüzyıllardır sürdürülen sürekli geleneğiydi. Bu muhtemelen büyük ölçüde sokağın geçmiş yüzyıllardaki kasaplık uygulamalarına uygun mimarisi nedeniyledir. Dükkânların arka tarafları mezbahaydı ve binaların dar sokağı doğrudan Güneş ışığından gölgelemesi, sergilenen etlerin daha uzun süre taze kalabilmesi anlamına geliyordu. Ayrıca kasaplık yapılırken bağırsaklar, sakatatlar ve kan, yağmurdan sonra akıp gitmesine yardımcı olan doğal bir eğime sahip sokak kanallarına atılıyordu. Bu kasaplık uygulamaları, temel modern hijyen standartlarından çok öncesine dayanıyordu ve bu günlerdeki gibi sokaklar inanılmaz derecede hijyenik olmazdı. Sokaktaki son kasap dükkânları 20. yy’ın başlarında kapandı ve kasaplar artık ortadan kaybolmuş olsa da, sokaktaki bazı dükkânların hâlâ dışarıda asılı et kancaları ve bunların altında etlerin sergilendiği raflar var. Mağazalar arasında restoran ve mağazaların yanısıra kitapçı ve fırın da bulunmakta. (İNGİLTERE)
Ben “büyücü Harry Potter” olmuşum Nevzat da “sevimli hayâlet Casper”, rûhumuzu ve gölgemizi York şehrinde dolaştırmaya devam ediyoruz… (İNGİLTERE)