Tanrı Gökten “Sınırları Kaldırın” Buyurdu, Deprem Yeraltından Yeni Sınırlar Oluşturdu; Bense Tam Sınır Çizgisinin Üzerinde Sınırlara İsyan Eden Kitaplar Yazıyordum – 11

Parveke / Paylaş / Share

 

10 MART

ALMANYA 

     Sabah erken saatte uyandım.

     Uyandığımda, dünden kalan tüm yorgunluğumu üzerimden attığımı hissettim. Bu iyiydi. Çünkü bugün buradan ayrılıyorum ve bunun için saatlerce sürecek uzun bir tren yolculuğu yapacağım.

     Almanya’nın Kuzey Ren Vestfalya (Alm. Nordrhein – Westfalen) eyaletinin Münster (Westfalen) ilinin Borken ilçesine bağlı olan, tam da Hollanda sınırının sıfır noktasında bulunan Gronau (Münster) kasabasında çok güzel iki gün geçirdim. Gronau Belediyesi ve Austausch und Integration (Karşılıklı Kültürel Alışveriş ve Entegrasyon) bürosunun resmî davetlisi olarak buradayım.

     Kasabada iki gün kaldığım “Die Perle von Gronau” (Gronau’nun İncisi) adlı villa tipi oteldeki son dakikalarım. “Eperstraße – 48” (Eper Caddesi – 48) adresinde bulunan bu şirin otelle vedâlaşıyorum.

     Elimi yüzümü yıkayıp üstümü giyindikten sonra, Austausch und Integration bürosunun yetkilisi olan Malatya – Hekimhanlı Salim Çakmak arabasıyla gelip beni alıyor. Kahvaltı için beni evine götürecek.

     Birkaç dakika içinde evlerindeyiz.

     Evde Salim’in anne ve babası da var. Birlikte harikulade bir kahvaltı yapıyoruz. Anne ve babası çok tatlı insanlar ve sohbetleri de oldukça hoş. Ama bunlar, birlikteliğimizin son dakikaları.

     Öğle saatlerinde yolculuk vaktimiz gelince, anne ve babasının ellerinden öpüyorum ve helâllik diliyor, hayır dûâlarını alıyorum.

     Salim arabasıyla beni Gronau tren istasyonuna bırakıyor. Orda O’nunla da vedâlaşıyorum ve böylece yalnız kalıyorum.

     İki gün önce buralara gelirken yaptığım 6, 5 saatlik uzun tren yolculuğunun bugün aynısını tersinden yapacağım ve böylece evime geri döneceğim.

     RB (RegionalBahn) adlı normal trenle Gronau (Westfalen) kasabasından Münster (Westfalen) şehrine gidiyorum. Yolculuğun bu “yavaş tren” etabı 1 saat sürüyor. Ama ondan sonraki “hızlı tren” etabı yani “ana yolculuk” 6 saate yakın sürecek.

     Münster’deyim. Yarım saatlik bir bekleyişten sonra ICE (InterCity-Express) hızlı trenimiz istasyona geliyor ve perona yanaşıyor. Giriyorum içeri.

     Eyvah ki eyvah! İki gün önce aynı yolculuğu yaptığımda hızlı trenin içi nerdeyse boştu. İçeride oturarak değil uzanarak gelmiştim. Şimdi ise trenin içi tıklım tıklım. Oturacak yer yok ve içeride nefes almak bile zor.

     Allah’tan biletler alınırken “yer rezervasyonu” da yapılmış benim için. Yani koltuğum önceden ayarlı. Ayakta gitmeyeceğim.

     Yolculuk başlıyor. Hessen eyaletinin Frankfurt (Alm. Frankfurt am Main) şehrindeki Frankfurt Ana Tren İstasyonu (Alm. Frankfurt Hauptbahnhof)’na varana kadar bu trendeyiz.

     Oturuyorum ama yine de rahat değilim, zirâ içerisi çok kalabalık ve haliyle çok gürültü var.

     Yanımda temiz yüzlü, sarı saçlı genç bir çocuk oturuyor. Çocuğun elinde gitar var. Tanışıyoruz. Finlandiyalı imiş, ismi Reijo. Amatör olarak müzikle uğraşıyor.

     Kendisine yeni çıkan – ve bu gezinin de sebebi olan – “Die Verlorenen Länder Europas” (Avrupa’nın Kayıp Ülkeleri) adlı Almanca kitabımı imzalayıp hediye ediyorum. Seviniyor.

     Yolda sohbet ede ede gidiyoruz…

     Evet… Seyyahın bir gezisi daha böylece sona eriyordu.

     8 – 10 Mart 2023 tarihleri arasında gerçekleştirdiğimiz 2 günlük Almanya – Hollanda sınır gezimizin toplam bilançosu şöyle: 2 kıta bölgesi (Merkezî Avrupa, Benelüks), 2 ülke (Almanya, Hollanda), 3 eyalet (Hessen, Renanya – Palatina, Kuzey Ren Vestfalya) ve 1 sınır (Almanya – Hollanda sınırı).

     Bana 350 km uzaktaki bir kasaba, benim için “okuma akşamı” tertipledi. Tam da Almanya – Hollanda sınırının sıfır noktasında bulunan şirin bir kasabada Almanca bir konferans verdim. Hem de belediyenin organizasyonuyla. Bu elbette çok güzel ve mutluluk verici, onore edici bir olay. Ayrıca, yol ve konaklama dahil, bütün masraflarımı karşıladılar.

     Yeni yerler gördüm, yeni şeyler yaşadım, yeni insanlar tanıdım.

     Ama dönüş yolculuğundaki o uzun tren yolculuğunda, kafamı arkaya yaslayıp gözlerimi yumarak biraz dinlenmeye, belki de uyumaya çalıştığımda, aklımdan gitmeyen tek şey vardı:

     İki ülke arasında çizilen sınırın tam üzerine düşen, sınır çizgisinin içinden geçtiği, dolayısıyla yarısının Almanya’ya yarısının Hollanda’ya ait olduğu o kilisenin bahçesinde, sınır taşlarının üzerine kilisenin yazdığı o muhteşem yazı, ilahî mesaj:

     “TANRI SINIR TANIMAZ”

sediyani@gmail.com

≈ BİTTİ ≈

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 14

 


Parveke / Paylaş / Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir