Bilimsel Veriler, Arkeolojik Bulgular, Antik Tabletler ve Tüm Kutsal Kitaplar Işığında Objektif ve Gerçek Peygamberler Tarihi | Kürdistanlı Peygamberler – 93

Parveke / Paylaş / Share

Bilimsel Veriler, Arkeolojik Bulgular, Antik Tabletler ve Tüm Kutsal Kitaplar Işığında Objektif ve Gerçek Peygamberler Tarihi

Kürdistanlı Peygamberler – 93

■ İbrahim Sediyani

 

– geçen bölümden devam –

     ■ KADIN – ERKEK EŞİTLİKÇİ DÎNLER

     Elinizdeki kitabın bir önceki bölümünde, dînlerdeki ve kutsal metinlerdeki kadın düşmanlığını işlemiştik. Genel olarak dînler yoğun bir şekilde kadın düşmanlığı yapmakta, kutsal metinlerde kadınlar hatta kadınlık alenen ve defaatle aşağılanmaktadır. Ve bu sadece semavî dînlere özgü değil, dünyadaki dînlerin birçoğunda durum böyle.

     Ömrümün büyük bir kısmını dînler üzerine araştırmalar yaparak ve dînleri okuyup yazarak geçirmiş bir insan olarak, üzülerek şu gerçeği net biçimde ifade etmeliyim: Kadın düşmanlığı, dînlerin mayasında var.

     Bu maya öyle lanet bir mayadır ki, ordan sökülüp atılması da çok zor hatta imkânsıza yakındır.

     Dünya üzerindeki birkaç dîn hariç, dînlerin nerdeyse tamamında, kadına karşı nefret var. Kutsal metinlerin nerdeyse hepsinde kadın düşmanlığı yapılmakta, istisnasız her buyruk veya öğretilerinde kadınlar hem biyolojik olarak hem de duygu ve akıl olarak aşağılanmaktadır. Fakat bunlar “Dîn” adına, “Tanrı” adına yapıldığı için, ne hazindir ki bizzat dîndar kadınlar da bu argümanları konuyla ilgili sohbetlerde rahatlıkla dile getirebiliyorlar. Kendi kendilerini aşağıladıklarının, kendi kadınlık haysiyetine hakaret ettiklerinin farkında dahi olmadan.

     Fakat yaşadığımız gezegende herşey “üzüntü verici” değil; bunların yanında “mutluluk verici” şeyler de var. Siz sevgili okurlarımızı mutlu edecek bir haber vereyim:

     Bütün bu kadın karşıtı, yoğun şekilde kadın düşmanlığı yapan dînlerin yanısıra, tam tersi öğretilere sahip, kadına hakikaten hakkettiği değeri ve saygıyı veren dînler de var. Yeryüzünde kadın – erkek eşitlikçi dînler de bulunuyor. Hatta anaerkil dînler bile var.

     Çok hoşunuza gidecek. Ve büyük bir keyifle konuyu takip edeceksiniz.

     Önce kadın – erkek eşitlikçi dînlere bakalım…

     ■ Zerdüştîlik: Kadın – Erkek Eşitlikçi Bir Dîn

     Kürdistan’da ortaya çıkan, peygamberi Kürt (11143), kutsal kitabı Kürtçe (11144) olan Zerdüştîlik dîninin peygamberi olan Hz. Zerdüşt (as), aslında birçok insanın sandığı gibi tek kişi değil, farklı zaman aralıklarıyla yaşamış üç ayrı kişidirler. Ve üçü de bir sıfat olarak “Zerdüşt” şeklinde isimlendirilmişlerdir. I. Zerdüşt, yaklaşık olarak M. Ö. 3000’li yıllarda yaşamış ve asıl adı Mehâbâd olan peygamberdir (bugün Kürdistan’ın bir şehri O’nun adını taşımaktadır). II. Zerdüşt, takriben M. Ö. 2040’larda yaşayan ve gerçek adı Haşeng olan peygamberdir. III. Zerdüşt ise M. Ö. 660’larda yaşayan ve kendi gerçek adı da Zerdüşt olan peygamberdir. Bizim bugün Zerdüşt Peygamber olarak bildiğimiz ve tanıdığımız kişi, bu üçüncü kişidir. (11145)

     Dünyanın en ünlü tarihçilerinden kabul edilen Antik Yunan tarihçi Heredot (M. Ö. 484 – M. Ö. 425), M. Ö. 5. yy’da kaleme aldığı “İstoríai” (Tarih) adlı meşhur kitabında açık ve net biçimde belirtmiştir ki, Zerdüşt Peygamber, Kürtler’in Macî (Magi) sülalesine mensup bir Kürt’tür ve Kürdistan’ın Urmiye şehri yakınlarındaki Rey’de bir Kürt ailenin çocuğu olarak doğmuştur. (11146) Kürt senkretik dînî topluluklar üzerine yapılan araştırmalar, eski zamanlarda Mazdaizm dîninin Kürdistan’daki Kürtler arasında diğer tüm dînlere göre en yaygın olanı olduğuna dair verimli kanıtlar sağlıyor. Zerdüştîlik’i bilen herkesin bildiği gibi, bu dînin kutsal kitabı “Avesta”dır ve Avesta, Tanrı (Ahura Mazda) tarafından Kürtçe indirilmiştir. (11147)

     “Avesta”, üç bölümden meydana gelir: “Vendidad”, “Vispêrad” ve “Yasna”. Birinci bölüm olan “Vendidad” kısmında dînin derlenmiş ilkeleri ile kozmogonik ve epik hikâyeler, ikinci bölüm olan “Vispêrad” kısmında kurban sunusu için yapılan dûâ ve âyinler, üçüncü bölüm olan “Yasna” kısmında ise Kürtçe’nin eski lehçesiyle yazılmış ve “Gatha” denen beş ilahî ve bu türdeki âyinler yer alıyor.

     Zerdüştîlik inancında herşeyi hiçlikten yaratan Tanrı (Ahura Mazda), dünyayı düşünce yoluyla yaratmıştır. (11148) Ahura Mazda birinci ve sonuncu, yani başlangıç ve sondur. (11149)

     Zerdüştîlik’te yaratılış, dört devirden oluşan 12.000 yıllık bir zamanı kaplar: Bu devirlerden birincisi manevî yaratılış dönemidir. Bu ilk dönemde Ahura Mazda melekleri, iyi rûhları ve canlıların ezelî rûhî suretlerini (fravaşi) yarattı. İkinci devrede varlıkları bedensel olarak yarattı. Bu dönemde Ahura Mazda, iyi düşünceyi (vohuman) ve aynı zamanda diğer beş meleği de yarattı. Ahura Mazda dünya yaratıklarından ilk önce gökyüzünü ve dünyanın ışığını yarattı, ikinci olarak suyu, üçüncü olarak yeri, dördüncü olarak bitkileri, beşinci olarak hayvanları, altıncı olarak da insanlığı yarattı. (11150)

     İnsanların rûhları ve şuurları yaratılırken, Tanrı onlarla konuştu ve onlara zalim Angra Mainyu (Ehrimen, = Şeytan) ile çarpışmak için bedenli bir şekil almayı ve sonunda tamamıyla ölümsüz ve ebediyen mükemmel olmayı isteyip istemediklerini sordu. Bunun üzerine onlar bedenli bir şekilde yaratılmaya razı oldular. Ehrimen (Angra Mainyu, = Şeytan), Ahura Mazda (Tanrı)’ya mukabil olarak zıt altı kuvvet yarattı. (11151)

     Zerdüştîlik inancında, Ahura Mazda (Tanrı, Allah, Yehova, Ezda, Xweda) tarafından yaratılan ilk insan, Jiyamırud (bazı tercümelerde Jiyamerud, bazı tercümelerde Jiyamerd, bazı tercümelerde Giyamerd, bazı tercümelerde Gayomerd) adlı insandır. (11152) Bu ismin bazı metinlerde “J” ile bazı metinlerde “G” ile yazılması, dil veya alfabe farklılıklarından kaynaklanan bir durum olabilir hatta öyledir. Nitekim halen dahi bu harfler, bir dilden başka dile veya bir alfabeden başka alfabeye geçildiğinde birbirinin yerini almaktadırlar.

     İlk insanın ismi olan “Jiyamırud” (Giyamırud) ismi, anlam olarak “ölümlü yaşam” veya “ölümlü rûh” demektir. Şunu net biçimde ifade edeyim: İstisnasız bütün dînî metinlerde ve bilimsel kaynaklarda, bu ismin “ölümlü yaşam” veya “ölümlü rûh” anlamına geldiği belirtilmiştir. Onlardan bazılarını aşağıda dipnot olarak sunuyorum. (11153)

     Bunu belirtmişler belirtmesine de, “dil”leri varmadığı için, hangi dil olduğunu söylemeye çekinmişler ve “eski Avesta dili” veya “eski İran dili” gibi nitelemeler kullanmışlardır. Dünyadaki hiçbir ilmî kaynakta “eski Tevrat dili” veya “eski İsrail dili” gibi tuhaf ifadelerle karşılaşmazsınız, onun yerine “İbranice” denildiğini görürsünüz. Dünyadaki hiçbir ilmî kaynakta “eski Kur’ân dili” veya “eski Mekke Medine dili” gibi tuhaf ifadelerle karşılaşmazsınız, onun yerine “Arapça” denildiğini görürsünüz. Fakat konu Zerdüştîlik ve Avesta olunca, “eski Avesta dili” veya “eski İran dili” gibi ifadeler görürsünüz. Bu ise, kitabın “Giriş” bölümünde bahsini ettiğimiz, dünyanın Kürtler’e ve Kürtçe’ye karşı inkârcı, yok sayıcı, üstünü örtücü tarih yazımının bariz bir tezahürü.

     “Eski İran dili”ymiş! İyi de, hangisi? Bu dilin ismi ne? İran dediğiniz coğrafyanın bugünkü sınırları içinde dahi 20’den fazla dil konuşuluyor.

     Zerdüştîlik inancında yaratılan ilk insanın ismi olan “Jiyamırud” (Giyamırud) ismi, öz be öz Kürtçe bir isimdir. İster “J” ile yazın ister “G” ile, bu hakikat değişmez. Açılımı şu şekildedir:

     jiyan: yaşam

     giyan: rûh

     mır: ölüm

     mırın: ölmek

     mırî: ölü

     mırud: ölümlü, fani

     Jiyamırud: Ölümlü yaşam

     Giyamırud: Ölümlü rûh

     Gördüğünüz gibi yaratılan ilk insanın ismi Kürtçe’dir. İster “J” ile yazın ister “G” ile, değişmez. “J” ile yazdığınızda “Ölümlü yaşam” (Jiyamırud) anlamına gelir, “G” ile yazdığınızda da “Ölümlü rûh” (Giyamırud).

     Tanrı’nın (Ahura Mazda) yarattığı ilk insan olan Jiyamırud (Giyamırud), cinsiyetsizdir. Yaratılışın üçüncü devresinde Angra Mainyu (Ehrimen, = Şeytan), Ahura Mazda (Tanrı, = Yehova, = Allah)’ın yarattığı güzel varlıklara müdahale eder. Kötü rûh hastalık, yıkım ve zararlı varlıkları yayar. O suları, yeryüzünü, bitkileri ve ateşi, ayrıca ilk insanı ve ilk boğayı öldürür. Angra Mainyu’nun hücûmuna uğrayan boğa sağ tarafa düşer, onun bedeninden ve âzâlarından bitkiler, tohumundan ise hayvanlar meydana gelir. (11154)

     İlk insan Jiyamırud (Giyamırud) ise sol tarafa düşer ve onun toprak tarafından alınan tohumunun bir parçasından Maşya ve Maşyana adlarında iki bitki filizlenir. Bu bitkiler 40 yıl bir bitki gibi büyüdükten sonra insana dönüşürler ve biri erkek biri dişi olmak üzere ilk insan çifti olurlar. (11155)

     Böylece ilk erkek ve ilk kadın bu şekilde yaratılır. İlk erkeğin adı Maşya, ilk kadının adı Maşyana’dır. Bütün insanlığın atası ve anasıdırlar. Bunların birleşiminden insan soyu çoğalmaya başlamıştır. (11156)

     Zerdüştîlik’in kutsal metinleri “Bundhaişn” ve “Denkard”ın bu anlatımına göre, biz insanların ata/anası bir bitkidir. Yani biz önce bitki olarak hayata başladık, sonra insana dönüştük. (Burdan hemen “evrim teorisi”ne teolojik destek yoluna gitme fırsatçılığına gidilmemelidir. Bitkinin insana dönüşmesi 40 yıl sonra ve aniden oluyor, öyle milyonlarca yıllık yavaş değişimler sonucu değil.)

     Müslüman okurlarım belki Zerdüştîlik’teki bu inancı yadırgayacaklardır ama, bu inancı destekleyen ifadelerin (âyetin) bizzat “Kur’ân-ı Kerîm”de de olduğunu söylersem, ne derler acaba? Buyurun bu âyet “Kur’ân”dan:

وَاللّٰهُ اَنْبَتَكُمْ مِنَ الْاَرْضِ نَبَاتاًۙ ﴿﴾ ثُمَّ يُع۪يدُكُمْ ف۪يهَا وَيُخْرِجُكُمْ اِخْرَاجاً ﴿﴾

“Allah sizi yerden bir bitki olarak bitirdi. Sonra sizi yine oraya döndürecek ve sizi yeniden çıkaracaktır.” (11157)

     “Kur’ân-ı Kerîm”deki bu âyette, Allah’ın bizi bir bitki olarak yarattığı ve öldükten sonra dirilmeden önce tekrardan bitki olup öylece dirileceğimiz söyleniyor. “Kur’ân”daki bu ifadeler, Zerdüştî inancını tereddütsüz biçimde desteklemektedir.

     İslam Peygamberi Hz. Muhammed (sav) de bir hadis-i şerifinde, ilk insan Hz. Âdem (as)’in yaratılışı için hazırlanan çamurdan bir de hurma ağacının yaratıldığını ve bu sebeple de hurmanın insanın halası olduğunu buyurmaktadır. (11158)

     Yine “Kur’ân”daki başka bir âyette de ağaçların Allah’a secde ettiği belirtilmektedir. (11159)

     Zerdüştîlik inancında, insanların ata/anasının bir bitki olduğunu gördük. Dünyaca ünlü Fars bilgin, astronom, haritacı, tarihçi, filozof, hekim ve hezarfen Birunî ya da tam adıyla Ebû Reyhan Muhammed bin Ahmed el- Birunî (973 – 1048), bu bitkinin ribas olduğunu söyler. (11160) Ortaçağ İslam dünyasının en meşhur dînler tarihçisi olan Kürt âlim Şehristanî ya da tam adıyla Bavê Feth Taceddîn Muhammed kurê Abdulkerîm kurê Ahmed eş- Şehristanî (1086 – 1153) de aynı görüştedir, bu bitkinin ribas olduğunu söyler. (11161)

     Ribas, Kürtçe’de “kenger” dediğimiz bitkidir, Kürtçe ismi böyledir. “İnsanın kökeni” veya “ilk insanlar” olan bu bitkinin Latince adı, Kürtler’in tarihsel ismini hatırlatırcasına “Carduus / Karduus” şeklinde. İnsanın kökeni (ata/anası) olan bu bitkiye neden Kürtler’in ismi veriliyor? Bitmedi: Ayrıca uygarlık tarihini başlatan Sümerler kendilerine hiçbir zaman “Sümer” demediler. “Sümer”, onlara Akkadlar tarafından verilen isimdi. Sümerler kendilerine “Keng / Kenger” diyorlardı. Bugün bu isim Doğu Kürdistan’daki Kirmanşah’ın Artemis (Anahitta) Tapınağı’yla ünlü Kengewer şehrinin isminde yaşıyor. (11162)

     İran’ın gelmiş geçmiş en büyük şairi olarak kabul edilen Firdevsî ya da tam adıyla Hakim ebû Qasım Mansur ibn-i Hasan Firdevsî Taberanî el- Tusî (934 – 1020), dünyaca meşhur “Şâhname” adlı eserine, Jiyamırud (Giyamırud)’un hikâyesiyle başlar. O zamanlarda dağ mağaralarında yaşayan ve leopar derisi giyen insanlar arasında ortaya çıkan ilk kraldı. Jiyamırud (Giyamırud), kraliyet uygulamaları, yemek hazırlığı ve hukuk ve adaletin ilk uygulayıcısı olan ilk insan oldu. O kadar güçlü ki bütün insanlar, evcil hayvanlar ve vahşî hayvanlar O’na saygı ile dolaşıyordu. Tanrı (Ahura Mazda), Jiyamırud (Giyamırud)’a krallar için ayrılan farr adlı doğaüstü ışıltısını onayladı. (11163)

     Zerdüştîlik inancında ilk insanın (Jiyamırud) cinsiyetsiz olması, sonra ölümüyle aynı anda yeşeren ve biri eril biri dişil iki bitkinin iki insana dönüşmesi, insan türünün bir erkek (Maşya) ve bir kadın (Maşyana) ile dünyadaki yaşama başlaması, yani erkek ve kadının aynı anda ve aynı şekilde yaratılması, demek ki o kadar da basit bir ayrıntı değilmiş ki, diğer dînlerin aksine Zerdüştîlik’te ataerkil (erkekegemen) hiçbir vurguya rastlamak mümkün değildir, bu dînde kadın aşağılanmaz ve tam bir kadın – erkek eşitliği vardır.

     Zerdüştîlik inancına göre, Tanrı kadını ve erkeği birarada ve birbirine arkadaş olarak yaratmıştır. Bu inançta kadın ve erkek eşit olarak kabul edilmektedir. Zerdüştîlik inancının gelişip yayıldığı bölgelerde çok eşliliğin azaldığı ve tek eşliliğin arttığı görülmüştür. Zerdüştîlikte doğru yaşama, ahlakî emirlere uyma esastır. Ahlakî emirler; “iyi düşünce”, “iyi söz”, “iyi iş” diye özetlenir. Fakirlere cömert davranma, yabancılara misafirperverlik, bütün lekelerden uzak kalma, toprağı sürme, sığırlara bakma, sıkıcı şeyleri imhâ etme de faziletli işlerden sayılır. Bazı cinsî konular ve ölü bedenine temas, kirlenmeye yol açar, özel âyinler gerektirir. Yine Zerdüştîlik inancı her alanda tarım ve hayvancılıkla uğraşılıp bol üretimin sağlanmasını tavsiye etmektedir. Temiz hayvanlardan sayılan köpek ve kedinin öldürülmesini büyük günâh saymaktadır. Döllenmeyi ve çiftleşmeyi önleme kesin olarak yasaklanmıştır. (11164)

     Dîn, mutluluğu sağlamak ve kaosu uzak tutmak için, iyi düşünce ve güzel sözlerden oluşan iyi âmellerle hayata aktif ve ahlakî katılımın gerekli olduğunu belirtir. Bu aktif katılım, Zerdüşt Peygamber’in özgür irade kavramında merkezî bir unsurdur ve Zerdüştîlik bu haliyle çilecilik ve manastırcılığın aşırı biçimlerini reddeder, ancak tarihsel olarak bu kavramların ılımlı ifadelerine izin vermiştir. (11165)

     Zerdüştîlik’te doğanın ve onun unsurlarının korunmasına ve saygı gösterilmesine yapılan vurgu, bazı teologların ve akademisyenlerin bu dîni “dünyanın ilk ekoloji savunucusu” olarak ilan etmesine yol açtı. (11166) Kutsal kitap “Avesta” ve diğer metinler suyun, toprağın, ateşin ve havanın korunmasını talep ederek, onu aslında ekolojik bir dîn haline getiriyor. (11167)

     Zerdüştîlik kutsal metinlerinde, bu yönde pekçok âyet bulunuyor:

“Ahura Mazda’nın dîni (Zerdüştîlik)… ilk ekolojik dîn olarak adlandırılması şaşırtıcı değil. Zirâ yazatalara (ilahî rûhlara) saygı, doğanın ve ekolojinin korunmasını gerektirir.” (11168)

     Zerdüştîlik, teolojik ve felsefî düşüncede tamamen tekdüze değildir; özellikle tarihsel ve modern etkiler, bireysel ve yerel inançlar, uygulamalar, değerler ve kelime dağarcığı üzerinde önemli bir etkiye sahiptir; bazen gelenekle birleşir ve diğer durumlarda onu yerinden eder. (11169) Dînî bir hayat yaşayan bir Zerdüştî’nin hayatındaki nihaî amaç, bir aşavan (aşa’nın ustası) olmak ve dünyaya mutluluk getirmektir. Bu da kötülüğe karşı kozmik savaşa katkıda bulunur.

     Zerdüştîlik’in temel öğretileri şunları içerir:

     * Aşa’nın üçlü yolunu takip etmek; humata (iyi düşünceler), hûxta (iyi sözler), huvarşta (iyi işler). (11170)

     * Kişinin rûhunu aşa ile aynı hizada tutmak ve böylece mutluluğu yaymak için hayırseverlik yapmak. (11171)

     * Kadın ile erkeğin eşitliği ve manevî görevi. (11172)

     * İyilik uğruna ve ödül umudu olmadan iyi olmak. (11173)

     “Avesta” âyetlerine (stenza) baktığımızda, bu dînde kadınların toplumda önemli bir yere sahip olduğunu söyleyebiliriz. Ahura Mazda ve Zerdüşt, Zerdüştîler’e seslendiğinde her defasında “ey iyi erkekler ve kadınlar” diyerek seslenir. Hatta bazı stenzalarda önce kadına seslenir. “Avesta” uzmanları, Zerdüştîlik dîninden önce hiçbir kutsal kitapta kadınla erkek arasında “Avesta”daki gibi eşitlikçi ve olumlu bir ilişkiye rastlanmadığını söylerler. (11174)

     Zerdüştîlik ilahiyatına bakılınca ilgimizi çeken ilk mevzû, meleklerin bazılarının eril bazılarının dişil olmasıdır. Bu durum, bu dînde ve o dönemde kadının da erkek kadar ehemmiyet taşıdığının bir göstergesi sayılabilir. Örneğin doğurganlığın büyük meleği olan Anahita, Zerdüştîlik dîninde büyük bir saygıya sahiptir. Ülkelerin ve canların koruyucusu olarak görülüp, suların bekçisidir. Eğer suyun Zerdüştîlik’te en önemli kutsal varlıklardan olduğunu düşünürsek (zirâ ateş, su ve toprak, bu dînin en önemli üç kutsal öğesidir) ve bir de o dönemde İran coğrafyasını dikkate alırsak, sürekli kuru olan bir bölgede suların sahipliğini bir dişi meleğe bırakmak kadının ne kadar kıymetli bulunduğunu gösterebilir. (11175)

     Avesta’nın “Abanyeşt” bölümünde Anahita ile ilgili şu âyet vardır:

“O zaman güzel tenli, ince belli, uzun boylu, iyi huylu ardavisur Anahita, parlak ayakkabılarını altın iplerle bağladı ve yola çıktı.” (11176)

     Diğer bir önemli melek Dina’dır ki, bu da vicdanı temsil eder. Eğer bu inançtaki en önemli öğretinin “iyilik ve doğruluk” olduğunu gözönünde bulundurursak, Dina’nın da ne kadar önemli bir konumda olduğunu görebiliriz. (11177) O, ölümden sonrasında Çinut Köprüsü’nde (sonradan İslam’a Sırat Köprüsü olarak girmiştir) rûhu karşılayan kişidir. Eğer ölen şahıs iyi ise rûh onu güzel görecektir, eğer kötü ise cadı şeklinde karşısına çıkacaktır. (11178)

     Ahura Mazda (Tanrı) ile kulları arasında aracılar olan 6 “Amişa Spenda”dan üçü erkek (Behmen, Ordibeheşt ve Şehrivar), üçü dişidir (Sependarmez, Haurvatat ve Ameratat). (11179) Bu “Amişa Spenda”ların her birinin ayrı bir rolü vardır ve her biri Ahura Mazda’nın bir vasfını tecelli etmektedir. Bunlar İslam’ın kutsal kitabı “Kur’ân-ı Kerîm”e de Harut ve Marut isimleriyle geçen dişi meleklerdir. (11180)

     “Kur’ân”da geçen Harut ile Marut, Arapça isimler değildirler. (11181) Bu isimler Kürtçe kökenli isimler olup, ilk defa Zerdüştîlik’in kutsal kitabı “Avesta”da Haurvatat ve Ameratat olarak geçer. (11182) Avesta’da dişi varlıklar olarak kabul edilen Haurvatat suların, Ameratat ise bitkilerin koruyucusudur. Bunların ilki Tanrı (Ahura Mazda)’nın “mükemmellik”, ikincisi “ölümsüzlük” sıfatını temsil etmektedir. “Gathalar” sonrası Zerdüştîlik’te Haurvatat, suyla, refah ve sağlıkla ilişkilendirilen Amişa Spenta idi. Ameratat ise dünyadaki uzun yaşamın ve âhirette sürekliliğin Amişa Spenta’sıdır. (11183)

     Ortaçağ Zerdüşt geleneğinde Haurvatat, Orta Farsça’da Hordad olarak görünür ve Yeni Farsça’da Xordad olarak devam eder. (11184) 1925 yılında düzenlenen ve Zerdüştî takvim ayı adlarını benimseyen İran sivil takviminde yılın 3. ayının adı Xordad’dır.

     Ameratat ve Haurvatat, bitkiler ve su ile olan ilişki aracılığıyla sonuç olarak yiyecek ve içecekle özdeşleştirilir. Zerdüştî inancına göre yemek yerken konuşmamak lazım, yiyecekleri sessizce yemek gerekiyor. Çünkü yemekte konuşmak, bu iki Amişa’ya saygısızlıktır. Zerdüştî dînî metinlerinden “Arda Viraf” kitabında anlatıldığına göre, erdemli Viraz, yiyecekleri çiğnerken günâh olduğunu bildiği halde yemeği gevezelik ederek tükettiği için Cehennem’de cezalandırılan bir adam görür. (11185)

     Zerdüştî yaratılış anlatımı olan ve 12. yy’da tamamlanan “Bundhaişn”de, Ameratat ve Haurvatat, üçüncü kadın Amişa Spenta ile birlikte Ahura Mazda’nın (Tanrı’nın) sol elinde görünür. (11186) Zerdüştî yazıtları ve geleneği boyunca, bu üç ilke en tutarlı biçimde temsil ettikleri yaratıklarla özdeşleştirilir. Sırasıyla bitki yaşamı, su ve toprak. Peygamber Zerdüşt’ün üç kızının Armaiti, Ameratat ve Haurvatat’ın sûretinde olduğu anlatılmaktadır. (11187) “Bundhahişn”in kozmolojik efsanelerine göre, Angra Mainyu (Ehrimen = Şeytan) ilkel bitkiyi kuruttuğunda, Ameratat onu ezerek hamur haline getirdi ve suyla karıştırdı. Tiştrya daha sonra suyu aldı ve yağmur olarak dünyaya yaydı, bu da çok sayıda başka bitkinin büyümesine neden oldu. (11188) Ameratat, Gaokarena (Beyaz Huma) ile birlikte her ayın yedinci gününde çağrılır. (11189)

     “Denkard”ın kayıp Avesta metinlerine ilişkin hatırâsına göre, Zerdüşt’ün “tan-gohr”u (maddî benliği), annesinin kendisine hamileliğine kadar Ameratat ve Haurvatat’ın koruması altındaydı. Tanrılar yağmurların otları beslemesine neden oldu, o zaman altı beyaz inek yedi. Zerdüşt’ün annesi bu ineklerin sütünü içtikten sonra onun “tan-gohr”unu emdi. (11190)

     Ermenî dînî terminolojisinde iki çiçek ilahının adı olan Hawrot ve Mawrot da Haurvatat ve Ameratat’la ilgili kabul edilmiştir. (11191)

     Fakat Kürdistan’da ortaya çıkan Haurvatat ile Ameratat isimlerinin ordan kuzeyde Ermenistan’a, Ermenî dînî metinlerine Hawrot ile Mawrot olarak ve güneyde Arabistan’a, İslam’ın kutsal kitabı Kur’ân-ı Kerîm’e Harut ile Marut olarak nasıl geçtiği bilinmemektedir. Daha önce de dediğimiz gibi: Kelimeler ortadan kalkmazlar, yok olmazlar. Coğrafyadan coğrafyaya seyahat ederek, değişik dînlerin bünyesinde farklı ıstılahî (terminolojik) anlamlar yüklenerek tekrardan karşımıza çıkarlar. Dünyada hiçbir dîn ve hiçbir inanç, tamamen yok olup ortadan kalkmaz. Coğrafya coğrafya ve tarih tarih dolaşarak, farklı zamanlarda farklı biçimlerde ve isimlerde karşımıza çıkar.

     Zerdüştîlik’te kadın konusuna devam edelim…

     “Avesta”da kadın yalnızca ev işleriyle uğraşmaz. Toplumda farklı alanlarda sorumluluk sahibidirler. “Yasna”nın bazı bölümlerinde Tanrı Ahura Mazda ve Peygamber Zerdüşt kadınlara seslenerek, onlara kendilerini yetiştirmelerini, bilge insanlar olmalarını ve Zerdüştîlîk inancını yaymalarını öğütler:

“Doğruyu (Zerdüştî öğretileri) bilenler, kadınlar ve erkekler, bu doğruları başkalarına da öğretin.” (11192)

     Bir kişinin toplumda tebliğci olması için en az üç yıl eğitim görmesi gerekirdi. Kadınlar da bu eğitime dahil olurlar ve Zerdüştîlik dîninin tebliğcileri olurlardı. Peygamber Zerdüşt’ün tamamen kendisinin yazdığı “Gahan” bölümünde kadın iki açıdan önem taşımaktadır: Zerdüştî bir mü’mîn kul olarak ve toplumda önemli role sahip bir cins olarak. (11193)

     Birinci açıdan baktığımızda, yazılarda kadının devamlı vicdanına hitap edilmektedir ve kadınların dîndarların yarısını oluşturduğuna inanılmaktadır. Peygamber direkt onlara hitap ettiğinde, dînlerini akıllıca, özgürce ve bilerek en iyi şekilde seçmelerini tavsiye ediyor. İkinci açıdan baktığımızda, kadının sosyal rolleri yani annelik, eşlik ve aile kızı olmak rollerine vurgu yapılıp, bu rollerde iyi ve dürüst olması tembihleniyor. Elbette bu bakış açısında kadınların üreme gücü ve nesli devam ettirme konusunda araç olması da sürekli gözönünde bulunduruluyor. (11194)

     “Avesta”da da kadının rolüne devamlı vurgu yapılır ve ismi iyilikler ve güzelliklerle anımsanır. Kitabın “Vendidad” bölümünde kadınlarla ilgili yasalar ve kurallar özellikle doğum, adet (deştan) dönemi, bebek düşürme, boşanma, zina gibi mevzûlarda açıklanıyor. Bu yasalarda her iki cinsten bahsedilirken iyi ve kötü kadınlar ve erkekler ya da önemli kadınlar ve erkekler yan yana kullanılıp ikisinin birbirini tamamlayıcı rolü olduğu görülmektedir. (11195)

     “Avesta”nın “Gahan” bölümünde Hz. Zerdüşt (as)’ün kızı Purçista direk muhatap alınarak O’na şu şekilde öğütler verilmiştir:

“Ey Puroçistay heçtespi sepitmani! Ey Zerdüşt’ün en genç kızı! Mazda kaderin desteğiyle sana iyi davranışlara razı gelen kişiyi eş edecektir. Dolayısıyla sen de sürekli aklına danış ve Sependarmez’in sayesinde iyi düşünceli olmaya çalış.

Cevap verdi Purçista:

‘Kuşkusuz ki ben, meslektaşlara ve akrabalara büyük ve baba olarak atanmış olanı seçeceğim ve ona sevgiyle davranacağım. Umarım hayatta iyi davranışların ışığı bana yansır ve ben seçilmiş kadın efendiler içinde seçilmiş bir kadın olurum ve Ahura Mazda bana iyilik dînini bağışlar.’(11196)

     Kadınlarla ilgili karşılaştığımız bu ilk maddede, Zerdüştîlik dîninde kadınların aklının ve düşüncesinin ne kadar değer gördüğünü müşahade ediyoruz. Tanrı’nın, kadının kendi kararını aklı ile verebileceğine güvendiğini ve onun iyi düşünmeye davet edilmesi ile düşüncesine olan saygısını görürüz. Bunun devamında ise kadının kendi hakkında yaptığı dûâ – seçilmiş kadınlardan sayılabilmek arzusu – dikkat çekiyor. Bu durumdan kadınların iyi veya kötü olma seçimine ve kıymetli mertebelere ulaşma potansiyelini taşıdığı sonucunu çıkarabiliriz.

     Yine kutsal kitap “Avesta”nın “Gahan” bölümünde şu öğütlerle karşılaşırız:

“Tüm evlenmek isteyen kızlarla ve sizin ikinizle konuşuyorum. Öğütlerimi iyi dinleyin, düşünün ve iyice belleyin; bunları dîninizle kavrayın ve uygulayın. Her biriniz iyi huy ışığı altında ve iyi düşünmek yolunda ilerlemeye yükümlüsünüz. Kuşkusuz bu onun için iyi bir ödüldür.

Ey erkekler ve kadınlar! Bunu iyice kavrayın ki burada Doruc (Şeytan’ın çocuğu) aldatıcıdır. Doruc’un ilerlemesine ve rûhunuza yayılmasına engel olun ve onunla bağlarınızı koparın. Suç işlemekten dolayı elde edilmiş sevinç, üzüntüye uğrar. Böylece doğruluğu bozan dînsizler, Cennet’teki hayatlarını yok etmekteler.” (11197)

     Bu öğütlere de bakılınca, kadının düşüncesinin önemini, Tanrı Ahura Mazda’nın fikrine güvendiğini; günâh ve Şeytan’dan sözedilirken her iki cinse hitap edilerek günâhın cinsiyetle alakası olmadığını, kadınların da erkekler kadar seçim hakkına ve seçmek için yeterli akla sahip olduklarına inanıldığını görmekteyiz.

     Âyetlerin devamında, çiftlere öğüt veriliyor ve Tanrı Ahura Mazda onlara şöyle buyuruyor:

“Canınız ve gönlünüz, iyilik ve coşku ile dolu olduğu süresince ve birbirinizle – iyi günde, kötü günde – kaynaştığınız müddetçe ödüllendirileceksiniz. Fakat dînsizlik rûhu size ulaşırsa, o vakit ödülü geri çevireceksiniz. Böylece tüm kötüler kanacaklar ve insanların kınaması karşısında başkaldırıp daha sonra mağdur olup, yenilecekler. Ama iyilik hükümdarının ışığında, evlerdeki ve köylerdeki kadınlar ve erkeklere, sevinç geri gelecek. Kurnazlık – bu ölümcül zincir – yıkılır. Herkesten büyük olan, koşarak bizlere doğru gelir.” (11198)

     Bu âyetlere baktığımızda, iyiliğin kadın ve erkeğin her ikisinin görevi olduğu anlaşılıyor. Yine bu âyetelere göre, yaşamak için gerekli şartlardan biri de coşkudur ve evliliğin temel yasalarından biri neşeli ve hareketli olmasıdır. İyi anlaşma ve her koşulda – iyi veya kötü –birbirine sahip çıkma, armağan ve mükâfat sebebidir.

     Bunların dışında, kadının toplumdaki konumu hakkında bazı âyetler önemli bilgiler sunuyor. Örneğin kadınlar evlenince eşlerini kendileri seçebiliyor. Bu çok önemli bir husus. O dönemlerde medeniyetin merkezi olarak kabul edilen Yunanistan ve birçok Batı bölgelerinde kadınların kendi eşlerini kendilerinin seçemediği biliniyor. Kadın evlenmeden önce babasının, evlendikten sonra kocasının himayesindeydi. (11199)

     “Avesta”da kadınların daha özgür oldukları anlaşılıyor. “Yasna”nın bazı âyetlerinde Hz. Zerdüşt’ün küçük kızının evliliğinden bahseder. Ki kadınlarla ilgili ilk âyet Zerdüşt’ün kızıyla ilgili olandır:

“Sen eşini seçtiğinde, kendi bilgeliğine başvur. Kendi bilgeliğin ve inancına göre kararını ver.” (11200)

     Gerçekten de “Avesta”nın hiçbir yerinde erkeğin kadından üstün olduğuna dair veya kadının erkeğe hizmet etmesi gerektiğine dair herhangi bir âyet yok! Genel olarak “birlikte iyi işler yapın, birbirinize sahip çıkın” der. İyi ve doğru olmayı emreder. (11201)

     Zerdüştîlik inancına göre evlilik dînî bir emir ve kutsal bir eylemdir; Tanrı tarafından gönderilmiş bir yasa olarak görülmektedir. Bu yüzden de “farz” sayılır ve bekâr yaşamak “günâh” olarak bilinir. (11202)

     Dîninde yetişkinlik yaşına gelmiş şahıs, kendisi için bir eş seçmekle mükelleftir. “Avesta”nın “Vendidâd” bölümünde, “Ey Sepitman Zerdüşt! Ben ne olursa olsun evli adamı bekâr adama yeğlerim, ev sahibi adamı evsiz adama tercih ederim, çocuklu adamı çocuksuz adama tercih ederim ve zengin adamı fakir adama tercih ederim” denilerek Ahura Mazda tarafından Zerdüşt’e öğüt verilmektedir. (11203) Yine “Avesta”nın “Yesna” bölümünde evlilik hakkında, “Zerdüşt’ten evlenen kızlara ve damatlara: ‘Unutmayın bunu: Yaşamı çabayla ve dîn ile kazanın ki iyi düşünceye de bu yakışır’” denilmektedir. (11204)

     Zerdüştîlik’te evlenmek kadar başkalarını evlendirmek de kutsal bir eylem sayılır. Bunun hakkında “Vendidad”da, “Eğer dîn kardeşin ya da dostun sana para istemek için gelse, senin ona destek olman gerekmektedir. Şayet para istiyorsa ona para ver; şayet evlenmek temenni ediyorsa ona yardım et; şayet bilgi öğrenmek bekliyorsa ona bilgi öğret; şayet kutsal kitap öğrenmek bekliyorsa ona kutsal kitap öğret” denilerek, başkalarına her konuda yardım etmenin ilahî bir emir olduğu vurgulanmıştır. (11205)

     Aslında Zerdüştîlik’in genel kültürüne de bakılırsa, evliliğin amacı, sadece üreme değil, esasında iyiliğin kötülüğü yenme çabasıdır. Hz. Zerdüşt’ün öğütlerine göre, insanlar iyiliği savunup, geliştirip, kötülükle savaşmak için dünyaya gelmişlerdir. Bu düşünceye bakılırsa, bu dünyanın yaratılış sebebi, kötülükleri yenmek, iyi ve kutsal dünyayı yenilemek, genişletmek ve geliştirmektir. Tabiî ki bu periyodu devam ettirmek için yeni nesillerin doğması ve büyütülmesi gerekmektedir. Zerdüştîler’in görüşüne nazaran Zerdüşt’ün öğütleri ve düşüncelerini uygulamak, evrendeki Tek Tanrı’nın hükûmetinin güçlenmesine sebep olur. Bu da iyilik güçlerinin kötülüklere galip gelmesine sebebiyet verir. Bu durumda kasten evlilikten kaçınmak günâh kabul edilir. Eğer biri başkasının evlenmesine engel olursa, o kişi de günahkâr sayılır. Kişi bu günâhı sebebiyle ölüm cezasını bile hakkedebilir ve öbür dünyada da Cehennem’e gider. (11206)

     Zerdüştîlik’te zina (evlilik-dışı cinsel ilişki) büyük suçtur. Erkek ve kadının her türlü yasal olmayan ilişkisi, ailenin temelini sarstığı için ve “Tanrısal güç” sayılan çocuğun artmasını önlediği için, ayıp görülmekte, büyük günâh sayılmaktadır. Kutsal kitap “Avesta”ya göre, zina yapan kadın ve erkek, iyi rûhların, toprağın ve tüm hayvanların düşmanıdır ve böylece bütün dünyaya zarar verip maddî ve manevî olarak dünyanın gelişmesini önlemiş sayılır. (11207)

     “Avesta”nın “Vendidad” bölümünde şöyle denilir:

“Eğer bir erkek bir kızla yasak ilişkiye girerse ve o kız hamile kalırsa ve cenini yok ederse, bu işin günâhı hem kıza hem erkeğe aittir. Eğer adam evli kadınla ilişkiye girerse ve kadın hamile kalırsa, hamilelik döneminde o kadının nafakasını ödemesi gerekiyor. Eğer bunu yapmazsa ve bu çocuk zarar görürse veya ölü doğarsa, erkeğin ceza ödemesi gerekmektedir.” (11208)

     Burada çok ilginç olan bir nokta şudur: Zerdüştîlik dîninde gayr-ı meşrû ilişki çok büyük günâh olarak görülmesine ve lanetlenmesine rağmen, bu gayr-ı meşrû ilişkilerden doğan çocuklar “firiştek” yani “meleklerin elçisi” olarak sayılırlar. Çünkü zina suçunda onların bir kabahati yoktur. Bu çocuklar Tanrı tarafından korunur ve kimsenin onlara karşı kötü davranma veya onları (“piç” vb. ifadeler kullanarak) aşağılama hakkı yoktur. (11209)

     Zerdüştîlik’in eşitlikçi idealleri, özellikle kadınların ve erkeklerin kötülüğe karşı ortak mücadelede “arkadaş” olarak tanınması (11210), kadınların toplum içindeki onurlu statüsünün korunmasına uzun süre hizmet etmiştir. Bu tür cinsiyet eşitliği kavramları “Avesta”nın öğretilerinde sıkı bir şekilde kök salmıştır ve erken dönem İran toplumunun karakterini yansıtmanın yanısıra (11211), günümüz aklıyla ve gözlüğüyle baktığımızda, bu eski dîne modern bir görünüm kazandırmaktadır (11212).

     Kürdistan’da ortaya çıkan, peygamberi Kürt, kutsal kitabı Kürtçe olan Zerdüştîlik dîninde tam bir kadın – erkek eşitliği vardır. Kutsal kitabın ve dînî metinlerin hiçbir yerinde kadın aşağılanmaz, bilakis kadın hatta kadınlık yüceltilir, kutsiyet atfedilir.

     Bir zamanlar, başta Ortadoğu olmak üzere dünyada hakim ve dominant dîn, Zerdüştîlik idi. İran ve Kürdistan’dan batıda Balkanlar’a, Anadolu’dan doğuda Hindistan’a kadar devâsâ bir coğrafyada Zerdüştîlik inancına göre yaşam sürülüyordu. Med ve Axamenîş gibi iki büyük Zerdüştî uygarlık varlık gösteriyordu.

     O dönemler Ortadoğu’da barış, adalet ve erdem hakimdi. Kadınlar ve erkekler her konuda eşitti. Bırakın insan haklarını, hayvanların ve bitkilerin bile hukuku, hakları vardı. Aileye ve ahlâka büyük önem verilir, kadın el üstünde tutulurdu.

     Ama o durum artık kalmadı. Kadınları erkeklerle tam eşit gören, ekolojiye ve çevrenin korunmasına çok büyük önem atfeden bu inanç ve kültür ortadan kaldırılırdı. O muazzam kültürün yerini bağnazlık ve fanatizm aldı.

     Şimdi ise en temel insan haklarının bile çiğnendiği, kadının insan yerine dahi konulmadığı, zûlüm, işgal, talancılık ve asimilasyonun egemen olduğu bir Ortadoğu’da yaşıyoruz.

     Maalesef.

     ■ Sixizm: Kadın – Erkek Eşitlikçi Bir Dîn

     Sixizm veya Pencapça kısaca Sikxi (anlamı “Öğrenci” veya “Arayıcı” ya da “Acemi”), Hint Yarımadası’nın Pencap bölgesinde 15. yy’ın sonlarında ortaya çıkan Tek Tanrılı bir dîndir. (11213) Bazen bir “dîn” olarak (11214), bazen bir “felsefe” olarak (11215) kabul edilir. Six kutsal yazıları, Hindistan’da, 15. yy’ın sonlarında Sixler’e özel Gurumuxi Alfabesi’yle yazılmıştır. (11216)

     Sixizm, ilk guru Bābā Nānak (1469 – 1539)’ın ve O’nun yerine geçen diğer dokuz Six gurusunun ruhanî öğretileriyle gelişmiştir. (11217) Onuncu guru Gobind Das Singh (1666 – 1708), Six kutsal kitabı “Guru Granz Sahib” (ਗੁਰੂ ਗ੍ਰੰਥ ਸਾਹਿਬ)’i halefi tayin ederek bu kutsal kitabı Sixler için ebedî, dînî ve ruhanî rehber olarak belirlemiştir. (11218) Guru Bābā Nānak, “doğruluk, sadakat, özdenetim ve saflık içeren aktif, yaratıcı ve pratik bir yaşam sürmenin, metafizik gerçeğin ötesinde olduğunu ve ideal insanın Tanrı ile birlik kurduğunu, Tanrı’nın iradesini bildiğini ve bu iradeyi gerçekleştirdiğini” öğretmiştir. (11219) Altıncı Six gurusu Guru Hargobind (1595 – 1644) ise, “mirî” (maddî / siyasî) ve “pirî” (manevî) âlemlerin karşılıklı birlikte varoluşu kavramını oluşturmuştur. (11220)

     Sixizm’in kutsal kitabı “Mul Mantar” (ਮੂਲ ਮੰਤਰ), “Ik Onkar” (Tek Tanrı) hakkında temel dûâ ile açılır. (11221) “Guru Granz Sahib”de ifade edilen Sixizm’in temel inançları, Tek Bir Yaratıcı’nın adına inanç ve meditasyon, tüm insanlığın ilahî birliği ve eşitliği, “seva” (özverili hizmet) ile uğraşmak, herkesin yararı ve refahı için adalet için çabalamak ve bir kiracının hayatını yaşarken dürüst davranış ve geçim kaynağı unsurlarından oluşur. (11222) Bu ölçütlerden hareketle Sixizm, herhangi bir dînî geleneğin “mutlak hakikat” üzerinde tekeli olduğu iddiâlarını reddeder. (11223) Sixizm, Tanrı’nın varlığını hissetmenin bir yolu olarak “kirtan” aracılığıyla müzikal olarak ifade edilebilen “simran”ı (Tanrı’nın sözlerinin meditasyonu ve hatırlanması) ya da “naam japna” (Tanrı adı üzerine meditasyon) aracılığıyla içtenliği vurgular. (11224) Takipçilerine “5 hırsız”ı (yani şehvet, öfke, açgözlülük, bağlılık ve ego) değiştirmeyi öğretir. (11225)

     Sixizm, Tek Tanrılı ve panteist bir dîndir. Yalnızca Tek Bir Tanrı vardır ve bu Tanrı aynı anda hem içeride hem de herşeyi kapsar. Sixizm her yerde, her zaman var olan ve sonsuz özelliklere sahip Tek Bir Tanrı’ya inanç üzerine kuruludur, bunu savunur. Bu özellik “Guru Granz Sahib”de çeşitli kereler tekrarlanmıştır. Sixler Tanrı’ya herhangi bir cinsiyet atfetmezler ve Tanrı’nın insan formu alabileceğine de inanmazlar; ancak mecazî olarak Tanrı erkeksi, Tanrı’nın gücü ise kadınsı olarak sunulur. Ayrıca tüm insanlar da dîn, ırk veya cinsiyet ayrımı yapılmaksızın eşit görülürler. Herkes Tanrı Waheguru’nun kız ve erkek evlatlarıdırlar. Sixler tüm yaratıkların, özellikle de insanların, haklarını korumak ve onların hakları için savaşmak zorundadırlar. Aynı zamanda iyimser bir bakış açısı olarak tanımlanabilecek “xardi kala”ya sahip olmaları teşvik edilir. (11226)

     Sixizm’in kutsal kitabı “Guru Granz Sahib” şöyle buyurur:

ਇੱਕ ਪਰਮ ਹਸਤੀ ਹੈ, ਅਨਾਦਿ ਅਸਲੀਅਤ, ਸਿਰਜਣਹਾਰ, ਡਰ ਰਹਿਤ ਅਤੇ ਦੁਸ਼ਮਣੀ ਤੋਂ ਰਹਿਤ, ਅਮਰ, ਕਦੇ ਅਵਤਾਰ, ਸਵੈ-ਹੋਂਦ ਵਾਲਾ, ਸੱਚੇ ਗੁਰੂ ਦੁਆਰਾ ਕਿਰਪਾ ਦੁਆਰਾ ਜਾਣਿਆ ਜਾਂਦਾ ਹੈ।

“Tek Bir Yüce Varlık vardır. Sonsuz gerçeklik, yaratıcı, korkusuz ve düşmanlıktan yoksun, ölümsüz, asla bedenlenmemiş, kendi kendine var olan, gerçek guru aracılığıyla lütûfla bilinen.” (11227)

     Six dîni, yaratılışın birliğini vurgular ve cinsiyet ayrımı gözetmeyen, biçimsiz bir Yaratıcı Tanrı’ya tapar. Sixizm, dînî doğmalara bağlılığa dayanmaz, daha ziyade dînî bilgeliği günlük yaşamda kullanılabilir ve pratik hale getirme amacına sahiptir. (11228) Six geleneğinde adalet terimi “niāyā”dır. Bu, Sixizm’de “ahlakî düzen” ve “doğruluk” anlamına gelen “dharam” terimiyle ilgilidir. (11229)

     Sixizm, dînî yükümlülükleri cinsiyete göre ayırmaz. Sixizm’de Tanrı’nın cinsiyeti yoktur ve Six kutsal yazıları kadınlara karşı ayrımcılık yapmaz, onları herhangi bir rolden men etmez. (11230) Sixizm’de kadınlar, savaşlara liderlik etmek ve emir veya hükümname çıkarmak da dahil olmak üzere liderlik pozisyonlarında yer almışlardır, alıyorlar. (11231)

     Tüm Sixler şu değerlere inanmak zorundadır:

     1) Eşitlik: Tanrı katında tüm insanlar eşittir.

     2) Tanrı’nın rûhu: Tüm yaratıklar Tanrı’nın rûhlarına sahiptirler, bu nedenle de uygun şekilde saygı görmelidirler.

     3) Kişisel hak: Her kişinin yaşama hakkı vardır.

     4) Davranışlar: Kurtuluş kişinin hareketleri, davranışları doğrultusunda edinilebilir; iyi işler, Tanrı’nın hatırlanması vb.

     5) Aile hayatı yaşamak: Bir aile olarak yaşanması teşvik edilir.

     6) Paylaşım: Kutsal metine göre tüm Sixler’in kazançlarının en azından % 10’unu, hayatlarının % 10’u ile birlikte, diğerlerine yardım etmekle ve Tanrı hizmetinde harcamalıdırlar.

     7) Tanrı’nın takdirini kabullenmek: Mutlu olaylarla kötü olayları aynı şekilde görebilecek şekilde kişiliği geliştirmek, Tanrı’nın takdir ettiği her türlü olayı (iyi veya kötü) kabullenebilmek.

     8) Hayatın dört meyvesi: Hakikat, memnuniyet, tefekkür ve naam. (11232)

     Sixizm’in ilkeleri, kadınların erkeklerle aynı rûha sahip olduğunu, bu nedenle maneviyatlarını geliştirme konusunda eşit haklara sahip olduklarını (11233) ve kurtuluşa ulaşma konusunda eşit şansa sahip olduklarını (11234) belirtir. Sixizm’deki kadınlar, dînî cemaatlere liderlik etmek, “axand yolu”na (kutsal yazıların sürekli okunması) katılmak, “kirtan” (cemaat ilahîleri söylemek) icra etmek ve “gatka” (Six dövüş sanatı) icra etmek de dahil olmak üzere tüm dînî, kültürel, sosyal ve seküler faaliyetlere katılırlar. (11235)

     Sixizm’in kurucusu ve ilk gurusu Bābā Nānak, kadın ve erkek eşitliğini ilan etti ve hem kendisi hem de O’nun yerine geçen gurular, erkekleri ve kadınları Six ibadeti ve uygulamasının tüm faaliyetlerine tam olarak katılmaya teşvik etti. (11236) Six tarihi aynı zamanda kadınların hizmet, bağlılık, fedakârlık ve cesaret konularında erkeklerle eşit olduğunu tasvir eden rolünü de kaydetmiştir. (11237)

     Sixizm’e göre kadın ve erkek aynı madalyonun iki yüzüdür. Erkeğin kadından, kadının da erkeğin tohumundan doğduğu bir karşılıklı ilişki ve bağımlılık sistemi vardır. Sixizm’e göre bir erkek, kadın olmadan hayatı boyunca kendisini güvende ve tamamlanmış hissedemez ve bir erkeğin başarısı, hayatını onunla paylaşan kadının sevgisi ve desteğiyle ilişkilidir ve bunun tersi de geçerlidir. (11238) Sixizm’in kurucusu Guru Bābā Nānak’ın 1499 yılında “Irkı devam ettiren kadındır” dediği ve “Liderler ve krallar kadından doğduğunda kadının lanetli ve kınanmış olduğunu düşünmememiz gerektiğini” söylediği bildirildi. (11239)

     Sixler’in kadınlara eşit muamele etme yükümlülüğü vardır ve Six toplumunda cinsiyet ayrımcılığına izin verilmemektedir. Ancak cinsiyet eşitliğini sağlamak çok zor oldu. Hindistan gibi katı ataerkil, kadının insan yerine bile konulmadığı, hatta tecavüzün nerdeyse bir “kültür” halini aldığı bir coğrafyada ortaya çıkan kadın – erkek eşitlikçi bir dîn olan Sixizm, doğduğu bu yobaz coğrafyada yüzyıllar boyunca kadın hakları mücadelesi verdi ve hitap ettiği bağnaz ve gerici toplumlara, Tanrı katında kadın ile erkeğin eşit ve birbirini tamamlayan olduğunu tebliğ etmeye çalıştı. Bu mücadelerinde birçok bedeller de ödediler.

     Six guruları ve çeşitli Six azîzleri, Hindistan toplumlarında (Hindu, Müslüman ve Budist toplumlarında) oldukça baskı altına alınan kadınların haklarını kazandırmak ve geliştirmek için 15. yy’dan başlayarak çok şey yaptılar. (11240)

     Six inancı 500 yıllıktır. Guru Bābā Nānak, eşitlik ve sevgi mesajını yaydı. Guru Bābā Nānak, farklı dînler, ırklar, renkler, cinsiyetler ve milletlerle sınırlı olmayan evrensel bir Tanrı hakkında vaaz verdi. Six inancı, Six guruları ve onların inançları ve dînleri uğruna fedakârlık yapan takipçilerinin tarihî örnekleriyle adalet ve insan haklarından oluşur. (11241)

     Sixizm’in, bugün çoğunluğu Hindistan’da yaşayan yaklaşık 25 – 27 milyon takipçisi var. Sixler’in % 80’inden fazlası Hindistan’ın menşe bölgelerinde, Pencap ve Haryana eyaletlerinin yanısıra Delhi ve Çandigarh birlik bölgelerinde yaşıyor. Bu yaklaşık 19 milyon Hintli Six’in % 75’i Pencap eyaletinde bulunuyor. Hindistan’da Sixler, ülke toplam nüfûsunun yaklaşık % 2’siyle ülkedeki 4. en büyük dînî topluluğu oluşturuyor. (11242)

     1 milyondan fazla Six, Kuzey Amerika’da (yaklaşık 530.000), Büyük Britanya’da (yaklaşık 230.000) ve Güneydoğu Asya ülkelerinde, özellikle Malezya, Singapur ve Tayland’da yaşamlarını sürdürüyor. Almanya’da 25.000’den fazla Six yaşıyor (11243) ve bunlar çoğunlukla Frankfurt (Frankfurt am Main), Kolonya (Köln), Hamburg (Hansestadt Hamburg), Münih (München) ve Stuttgart gibi metropol bölgelerde ikamet ediyor. Avusturya’da neredeyse 2800 Six yaşıyor. (11244) İsviçre’de kesin rakamlar bilinmiyor; sayının 1000 civarında olduğu tahmin ediliyor. Fransa’da yaklaşık 10.000 Six yaşamakta ve bunların neredeyse tamamı başkent Paris’in büyük bölgesindedir. (11245) İtalya’da, özellikle parmesan üretiminde önemli bir rol oynadıkları Lombardiya ve Emilia-Romagna bölgelerinde sayılarının 40.000 ilâ 70.000 civarında olduğu tahmin edilmektedir. (11246)

     Hindistan’da ortaya çıkan Sixizm dîninde tam bir kadın – erkek eşitliği vardır. Kutsal kitabın ve dînî metinlerin hiçbir yerinde kadın aşağılanmaz, bilakis kadın hatta kadınlık yüceltilir.

     ■ ANAERKİL DÎNLER

– devam edecek –

     DİPNOTLAR:

(11143): Heredot, İstoríai, cilt 1, s. 132, M. Ö. 5. yüzyıl

(11144): Sıddîq Borekeyî Sefîzâde, Mêjuy Wêjey Kurdî, cilt 1, s. 17, Tebriz 1375 / İmadeddîn Duletşâhî, Coğrafya-yê Ğerb-ê İran, Tahran 1984 / Jemal Nebez, The Kurdish Language From Oral Tradition to Written Language, Western Kurdistan Association Publications, Londra 2005 / Feqî Hüseyin Sağnıç, Diroka Wêjeya Kurdî, s. 25 – 26, Weşanên Enstituya Kurdî, İstanbul 2002 / Kadri Yıldırım, Kürtler’in İslam Öncesi Alfabe Serüveni, Kürt Tarihi Dergisi, sayı 5, s. 28 – 29, Şubat – Mart 2013 / Alfabenin İcadı ve Tarih Boyunca Kürtler’in Kullandığı Alfabeler, Nusrettin Bolelli, Bingöl Üniversitesi Yaşayan Diller Enstitüsü Dergisi, yıl 1, cilt 1, sayı 1, s. 21, Ocak 2015 / Tamer Kayaoğlu, Türk Halk Kültüründe Cennet İmgesi, s. 13, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Türk Halk Edebiyatı Bilim Dalı, Elazığ 2014 / Muazzez Hêja Baktaş, Kürt Peygamberi Zerdüşt ve Zerdüştîlik, Nerina Azad, 3 Haziran 2017

(11145): Vikipedi (Türkçe), “Zerdüştçülük” maddesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Zerd%C3%BC%C5%9Ft%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk / ayrıca bkz. İbrahim Sediyani, Kadın Peygamberler, cilt 1, s. 60, Nefel Yayınları, Diyarbakır 2021

(11146): Heredot, İstoríai, cilt 1, s. 132, M. Ö. 5. yüzyıl

(11147): İmadeddîn Duletşâhî, Coğrafya-yê Ğerb-ê İran, Tahran 1984 / Jemal Nebez, The Kurdish Language From Oral Tradition to Written Language, Western Kurdistan Association Publications, Londra 2005 / Tamer Kayaoğlu, Türk Halk Kültüründe Cennet İmgesi, s. 13, Fırat Üniversitesi Sosyal Bilimler Enstitüsü Türk Dili ve Edebiyatı Anabilim Dalı Türk Halk Edebiyatı Bilim Dalı, Elazığ 2014 / Muazzez Hêja Baktaş, Kürt Peygamberi Zerdüşt ve Zerdüştîlik, Nerina Azad, 3 Haziran 2017

(11148): Avesta, Yasna, 31:7 ve 11

(11149): Avesta, Yasna, 31:8

(11150): Yasna Haptanghaiti, 37

(11151): Yasna Haptanghaiti, 57

(11152): Avesta, Yasna, 13:7

(11153): Encyclopædia Iranica, “Gayōmard” maddesi, Center for Iranian Studies, Columbia Universirty Press, New York 2002 / Manfred Mayrhofer, Die Altiranischen Namen, cilt 1, fasikül 1, s. 45, Österreichische Akademie der Wissenschaften, Viyana 1979 / Touraj Daryaee – Mahmoud Omidsalar, The Spirit of Wisdom [Mēnōg ī Xrad]: Essays in Memory of Ahmad Tafazzoli, Carlo G. Cereti, “Personal Names Ending in ث in the Šāhnāma”, s. 43 – 57, Mazda Publishers, Costa Mesa 2004 / Johann Jakob Herzog, Real-Encyklopädie für Protestanische Theologie und Kirche, cilt 11, s. 118, Rudolf Besser Verlag, Gotha 1839 / Martin Persson Nielsen, Geschichte der Griechischen Religion, s. 605, C. H. Beck Verlag, Münih 1974 / Wilhelm Bousset, Hauptprobleme der Gnosis, s. 203, Van den Hoeck & Ruprecht Verlag, Göttingen 2011 / Manfred Hutter, Religion in der Umwelt des Alten Testaments, cilt 1, Kohlhammer Verlag, Suttgart & Köln & Berlin 1996 / Edward William West, Pahlavi Texts, cilt 2, s. 198 ve 401, Cambridge University Press, Cambridge & New Yok & Ciudad de México & São Paolo & Madrid & Kap & Yeni Delhi & Singapur & Melbourne 2013 / L. M. Singhvi, Light of Indian Intellect, s. 217, Ocean Books, Yeni Delhi 2008 / Bahram, Iranische Mythologie II – Gayōmard und die Entstehung der Menschheit, Pârse & Pârse, 4 Mayıs 2014

(11154): Denkard, 7:1 / Bundhaişn, 15:1 – 9

(11155): Denkard, 8 / Bundhaişn, 15:1 – 9

(11156): Denkard, 7:1 – 11 / Bundhaişn, 15:1 – 9

(11157): Kur’ân-ı Kerîm, Nûh, 17 – 18 

(11158): Aclunî, Keşf’ul- Hafa, hadis no 511

(11159): Kur’ân-ı Kerîm, Rahman, 6

(11160): Birunî, El- Âsar’ul- Baqiye ani’l- Qurun’il Haliye, s. 145 – 146, Dar’ul- Kutub’il- İlmiyye Neşriyat, Beyrut 2000

(11161): Şehristanî, El- Milel we’l- Nihal, s. 278 – 279, Dar’ul- Maarife Neşriyat, Kahire 1994

(11162): İbrahim Halil Baran, Kürtler’in Atası Bir Bitki miydi?, Kurdistan 24, 21 Mayıs 2020

(11163): Firdevsî, Şâhname, bölüm 1, Tus 1020

(11164): Mustafa Orhan Acu, Zerdüşt, Stratejik Araştırmalar ve Savunma Makaleleri Analiz Merkezi (STRASAM), 8 Nisan 2023, https://strasam.org/dinfelsefe/felsefe/zerdust-1854#google_vignette / Vikipedi (Türkçe), “Zerdüştçülük” maddesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Zerd%C3%BC%C5%9Ft%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk

(11165): Encyclopædia Iranica, Mansour Shaki, “Darvīš” maddesi, https://www.iranicaonline.org/articles/darvis

(11166): What Does Zoroastrianism Teach Us About Ecology?, Parliament of the World’s Religions, 28 Şubat 2015, https://parliamentofreligions.org/articles/what-does-zoroastrianism-teach-us-about-ecology/

(11167): Richard Foltz – Manya Saadi-Nejad, Is Zoroastrianism an Ecological Religion?, Journal for the Study of Religion: Nature and Culture, sayı 1, s. 413 – 430, Ocak 2008, https://journal.equinoxpub.com/JSRNC/article/view/10230

(11168): Avesta, Yasna, 1:19, 3:4 ve 16:9; Yaşt, 6:3 – 4 ve 10:13

(11169): Laurie Goodstein, Zoroastrians Keep the Faith and Keep Dwindling, The New York Times, 6 Eylül 2006, https://www.nytimes.com/2006/09/06/us/06faith.html

(11170): Encyclopædia Iranica, Mary Boyce, “Humata Hūxta Huvaršta” maddesi, https://www.iranicaonline.org/articles/humata-huxta-huvarsta

(11171): Encyclopædia Iranica, Maria Macuch, “Charitable Foundations” maddesi, https://www.iranicaonline.org/articles/charitable-foundations-mpers

(11172): Encyclopædia Iranica, Leon Goldman, “Women in the Avesta” maddesi, https://www.iranicaonline.org/articles/women-ii-avesta

(11173): Aşem Vohu

(11174): Aysel Tabak, Avesta’da Kadın, Jin Dergisi, 15 Eylül 2021, https://kadineki.com/detay/avestada-kadin/

(11175): Pouneh Abdollahifard, Zerdüştîlik İnancında Kadının Konumu, Doğu Esintileri: İranoloji, Fars Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, sayı 13, s. 263 – 286, 2020, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1155284

(11176): Avesta, Abanyeşt, madde 64

(11177): Aysel Tabak, Avesta’da Kadın, Jin Dergisi, 15 Eylül 2021, https://kadineki.com/detay/avestada-kadin/

(11178): Encyclopædia Iranica, cilt 8, Mensour Shaki, “Den” maddesi, s. 279 – 281, 1987

(11179): Avesta, Yasna, 1:2, 3:1, 4:1, 6:17, 7:26, 8:1, 34:11, 45:10, 51:7; Yaşt 1:6, 15 ve 25, 2:6, 4:1 – 4, 10:92, 19:95 – 96

(11180): Kur’ân-ı Kerîm, Baqara, 102 / ayrıntılı bilgili için bkz. Elinizdeki kitabın daha önceki “Meleklerin Tanrısı Kim?” bölümü

(11181): Mewhub bin Ahmed el- Cewalikî, El- Muarreb, s. 629, Neşriyat’ul- Abdurrahim, Şam 1990

(11182): Avesta, Yasna, 1:2, 3:1, 4:1, 6:17, 7:26, 8:1, 34:11, 45:10, 51:7; Yaşt 1:6, 15 ve 25, 2:6, 4:1 – 4, 10:92, 19:95 – 96

(11183): Maneckji Nusserwanji Dhalla, History of Zoroastrianism, s. 171 – 172, Oxford University Press, New Yok 1938 / Nora Elisabeth Mary Boyce, History of Zoroastrianism, cilt 1, s. 205 – 208, Brill Publishing, Leiden 1975 / ayrıca bkz. Encyclopaedia Iranica, cilt 1, Nora Elisabeth Mary Boyce, “Amurdad” maddesi, s. 997 – 998, Routledge & Kegan Paul Publishing, New York 1983

(11184): Encyclopaedia Iranica, cilt 12, Antonio Panaino, “Hordad” maddesi, Mazda Publishing, Costa Mesa 2004

(11185): Arda Viraf, 23:6 – 8

(11186): Bundhaişn, 26:8

(11187): Arda Viraf, 35:13

(11188): Bundhaişn, 27:1 – 2

(11189): Siroza, 1:7

(11190): Denkard, 7:2:19 ve devamı

(11191): Encyclopaedia Iranica, cilt 2, fasikül 4, “Armenia and Iran” maddesi, “Armenian Religion” bölümü, s. 438 – 444, 1986

(11192): Avesta, Yasna, 35:6

(11193): Avesta, Gahan

(11194): Ketayun Mezdapur, Hayat-ı İctimaî-yi Zen der İran, s. 48 – 53, Tahran 1369

(11195): Avesta, Vendidad

(11196): Avesta, Gahan, “Yesene Hat”, 53:3 – 4

(11197): Avesta, Gahan, “Yesene Hat”, 53:5 – 6

(11198): Avesta, Gahan, “Yesene Hat”, 53:6 – 9

(11199): Aysel Tabak, Avesta’da Kadın, Jin Dergisi, 15 Eylül 2021, https://kadineki.com/detay/avestada-kadin/

(11200): Avesta, Gahan, “Yesene Hat”, 53:3 – 4

(11201): Aysel Tabak, Avesta’da Kadın, Jin Dergisi, 15 Eylül 2021, https://kadineki.com/detay/avestada-kadin/

(11202): Encyclopedia Religion and Ethics, Louis Herbert Gray, “Family (Persian)” maddesi, s. 745, T & T Clark Publishing, Edinburg 1926

(11203): Avesta, Vendidad, 4:47

(11204): Avesta, Yasna, 53:46

(11205): Avesta, Vendidad, 4:44

(11206): Jamshid CawasjiKatrak, Marriage in Ancient Iran, s. 6, Krishnamoorthy Publishing, Bombay 1965

(11207): Pouneh Abdollahifard, Zerdüştîlik İnancında Kadının Konumu, Doğu Esintileri: İranoloji, Fars Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, sayı 13, s. 263 – 286, 2020, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1155284

(11208): Avesta, Vendidad, 9:12 – 16

(11209): Pouneh Abdollahifard, Zerdüştîlik İnancında Kadının Konumu, Doğu Esintileri: İranoloji, Fars Dil ve Edebiyat Araştırmaları Dergisi, sayı 13, s. 263 – 286, 2020, https://dergipark.org.tr/tr/download/article-file/1155284

(11210): Mary Boyce, A History of Zoroastrianism, cilt 1, s. 308, dipnot 83, Brill Publishing, Leiden & Köln 1972

(11211): Martin Schwartz, Women in the Old Avesta: Social Position and Textual Composition, Bulletin of the Asia Institute, sayı 17, s. 4, 2007, https://zoroastrian.org/wp-content/uploads/2023/03/Schwartz.pdf

(11212): Almut Hintze, Review of Evil Good and Gender: Facets of the Feminine in Zoroastrian Religious History, Journal of the Royal Asiatic Society, sayı 13, s. 403, Kasım 2003, https://www.researchgate.net/publication/231943052_Evil_Good_and_Gender_Facets_of_the_Feminine_in_Zoroastrian_Religious_History_BY_Jamshed_K_Choksy_pp_xii_166_New_York_Peter_Lang_2002

(11213): Nirbhai Singh, Philosophy of Sikhism: Reality and Its Manifestations, s. 1 – 3, Atlantic Publishers, Yeni Delhi 1990 / William Owen Cole – Piara Singh Sambhi, Sikhism and Christianity: A Comparative Study, “Themes in Comparative Religion” series, s. 117, Palgrave Macmillan Publishing, Wallingford 1993 / Eleanor M. Nesbitt, Sikhism: A Very Short Introduction, s. 21 – 23, Oxford University Press, Oxford 2005 / Opinderjit Kaur Takhar, Sikh Identity: An Exploration of Groups Among Sikhs, s. 147, Taylor & Francis Publishing, Abingdon 2016

(11214): Encyclopaedia Britannica, Charles Joseph Adams, “Classification of Religions” maddesi, https://www.britannica.com/topic/classification-of-religions/Morphological

(11215): Pashaura Singh – Louis E. Fenech, The Oxford Handbook of Sikh Studies, s. 299 – 301, Oxford University Press, Oxford 2014

(11216): Giorgio Shani, The Construction of a Sikh National Identity, South Asia Research, sayı 20, s. 1 – 17, Mart 2000, https://journals.sagepub.com/doi/10.1177/026272800002000101

(11217): Patwant Singh, The Sikhs, s. 17, Alfred A. Knopf Publishing, New York 2000

(11218): Gurinder Singh Mann, The Making of Sikh Scripture, s. 21 – 25, Oxford University Press, Oxford 2001 / William James, God’s Plenty: Religious Diversity in Kingston, s. 241 – 242, McGill–Queen’s University Press, Montreal 2011 / Louis Fenech – William Hewat McLeod, Historical Dictionary of Sikhism, s. 17 ve 84 – 85, Rowman & Littlefield Publishing, Lanham 2014

(11219): Sonali Bhatt Marwaha, Colors of Truth: Religion, Self and Emotions – Perspectives of Hinduism, Buddism, Jainism, Zoroastrianism, Islam, Sikhism and Contemporary Psychology, s. 205 – 206, Concept Publishing, Yeni Delhi 2006

(11220): Martin E. Marty – R. Scott Appleby, Fundamentalisms and the State: Remaking Polities, Economies and Militance, s. 278, University of Chicago Press, Chicago & Londra 1993

(11221): H. S. Singha, The Encyclopedia of Sikhism, s. 20 – 21 ve 103, Hemkunt Press, Yeni Delhi 2000 / Pashaura Singh, The Guru Granth Sahib: Canon, Meaning and Authority, s. 101 – 102, Oxford University Press, Oxford & Yeni Delhi 2003

(11222): William Owen Cole – Piara Singh Sambhi, The Sikhs: Their Religious Beliefs and Practices, s. 200, Sussex Academic Press, Brighton 1995 / Geoff Teece, Sikhism: Religion in Focus, s. 4, Black Rabbit Books, Londra 2004 / Sewa Singh Kalsi, Sikhism: Religions of the World, s. 41 – 50, Chelsea House Publishers, Philadelphia 2005

(11223): Gregory M. Reichberg – Henrik Syse – Nicole M. Hartwell, Religion, War and Ethics: A Sourcebook of Textual Traditions, s. 672 – 674, Cambridge University Press, Cambridge 2014

(11224): Devdutt Pattanaik, Where Hinduism and Sikhism Meet, Mumbai Mirror, 9 Haziran 2019, https://mumbaimirror.indiatimes.com/others/sunday-read/where-hinduism-and-sikhism-meet/articleshow/69705554.cms

(11225): Kamala Elizabeth Nayar – Jaswinder Singh Sandhu, The Socially Involved Renunciate: Guru Nanak’s Discourse to the Nath Yogis, s. 106, State University of New York Press, Albany 2012

(11226): Wikipedia (İngilizce), “Sikhism” maddesi, https://en.wikipedia.org/wiki/Sikhism#Sikh_people / Vikipedi (Türkçe), “Sihizm” maddesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Sihizm

(11227): Guru Granz Sahib, s. 1, 17. yüzyıl

(11228): Wikipedia (Almanca), “Sikhismus” maddesi, https://de.wikipedia.org/wiki/Sikhismus

(11229): Michael L. Hadley, The Spiritual Roots of Restorative Justice, Pashaura Singh, “Sikhism and Restorative Justice: Theory and Practice”, s. 199 – 202, State University of New York Press, Albany 2001

(11230): William Hewat McLeod, The A to Z of Sikhism, s. 70 – 71, Scarecrow Press, Lanham & Toronto & Plymouth 2009

(11231): Louis Fenech – William Hewat McLeod, Historical Dictionary of Sikhism, s. 65 ve 121 – 122, Rowman & Littlefield Publishing, Lanham 2014

(11232): Vikipedi (Türkçe), “Sihizm” maddesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Sihizm

(11233): What is the Role and Status of Women in Sikh Society?, Real Sikhism, https://web.archive.org/web/20150806014920/http://www.realsikhism.com/index.php?subaction=showfull&id=1248311765&ucat=7

(11234): Veena R. Howard, Dharma: The Hindu, Jain, Buddhist and Sikh Traditions of India, I. B. Tauris Publishing, Londra 2017

(11235): What is the Role and Status of Women in Sikh Society?, Real Sikhism, https://web.archive.org/web/20150806014920/http://www.realsikhism.com/index.php?subaction=showfull&id=1248311765&ucat=7

(11236): Jean Holm – John Bowker, Women in Religion, Continuum International Publishing, Londra & New York 1994

(11237): Bhupindara Kaura, Status of Women in Sikhism, s. 56, Shiromani Gurdwara Parbandhak Committee Publishing, Amritsar 2000

(11238): Aad Guru Granth Sahib, Shiromani Gurdwara Parbandhak Committee, Amritsar 1983 / Ansar Raza, Sri Guru Granth Sahib – A Brief History: Sri Guru Granth Sahib is the Most Respected and Sacred Book of the Sikhs, Al Islam, https://www.alislam.org/articles/sri-guru-granth-sahib-brief-history/

(11239): Aad Guru Granth Sahib, Shiromani Gurdwara Parbandhak Committee, Amritsar 1983

(11240): Jagraj Singh, A Complete Guide to Sikhism, s. 285, Unistar Books, Chandigarh 2009

(11241): Who are Sikhs? What is Sikhism?, SikhNet, https://www.sikhnet.com/pages/who-are-sikhs-what-is-sikhism

(11242): Michael McDowell – Nathan Robert Brown, World Religions at Your Fingertips, s. 232, Alpha Books, New York 2009

(11243): Wolfgang Kintscher, Polizeischutz für Sikh-Tempel – Weltweites Echo nach Anschlag, Westdeutsche Allgemeine Zeitung, 17 Nisan 2016, https://web.archive.org/web/20160418160746/http://www.derwesten.de/staedte/essen/polizeischutz-fuer-sikh-tempel-weltweites-echo-nach-anschlag-id11741889.html

(11244): Bevölkerung 2001 nach Religionsbekenntnis und Staatsangehörigkeit, Statistik Austria, 14 Aralık 2015

(11245): Christine Moliner, L’Immigration Sikhe en France: Des Plaines du Pendjab à la Seine-Saint-Denis, Hommes & Migrations, sayı 1268 – 1269, s. 130 – 137, 2007, https://www.persee.fr/doc/homig_1142-852x_2007_num_1268_1_4637

(11246): Gerhard Mumelter, Ohne Sikhs Gäbe Es Keinen Parmesan Mehr: Rund 50.000 Indische Sikhs Melken die Kühe der Poebene – In Novellara Steht der Zweitgrößte Sikh-Tempel Europas, Der Standard, 13 Ekim 2008, https://www.derstandard.at/story/1220460704901/ohne-sikhs-gaebe-es-keinen-parmesan-mehr

     SEDİYANİ HABER

     18 MAYIS 2024

 


Parveke / Paylaş / Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir