Güneş’in Batmadığı İmparatorluğa Mezopotamya Güneşi’ni Taşıyorum Viking Bilgelerin Desteğiyle – 13

Parveke / Paylaş / Share

 

     (*) Geçen bölümde başladığımız “Britanya’daki Yahudîler Dosyası”na kaldığımız yerden devam ediyoruz.

     – – – – –

     ■ YAHUDÎ DÜŞMANLIĞININ ANA KAYNAĞI: VATİKAN

     1198 gibi erken bir tarihte Vatikan’daki Papa III. Innocentius ya da gerçek adıyla Lotario dei Conti di Segni (1161 – 1216), İngiltere Kralı Aslan Yürekli I. Richard (1157 – 99) da dahil olmak üzere tüm Hristiyan prenslere, Yahudîler’in Hristiyanlar’dan talep ettiği tüm tefeciliğin affedilmesi çağrısında bulunan bir mektup yazmıştı. Yahudî karşıtı bu fetvâ, Yahudî cemaatinin varlığını imkânsız hale getirecektir. (73)

     Bu fetvâdan bir yıl sonra, 27 Mayıs 1199’da tahta çıkan bir sonraki İngiltere Kralı John (1166 – 1216), hükümdarlığı sırasında York Kalesi’ni yoğun bir şekilde kullandı ve kaleyi kendi güvenliği için kişisel alanı olarak kullandı. Bu süre zarfında kale iyi durumda tutuldu. Bu dönemde, John’un York Kalesi’nde, düzenlenen İrlanda Seferleri sırasında alınan mâhkumlara atıfta bulunularak, kalenin zindan olarak kullanımına ilişkin ilk kayıtlar ortaya çıktı. 13. yy’a gelindiğinde, kalenin korunmasına yardımcı olacak şövalyelerin ve yaylı tüfekçilerin sağlanması karşılığında York çevresindeki çeşitli toprakların verildiği köklü bir kale muhâfızları sistemi mevcuttu. (74)

     İngiltere’de seküler güç, kısa sürede kilisenin inisiyatifini takip etti. İrlanda Lordu’yken Yahudî cemaatine borçlu olan yeni İngiltere Kralı John, ilk başta Yahudîler’e – göstermelik biçimde – hoşgörülü davrandı. Haham Londralı Josce (? – ?) ve oğullarının sözleşmesini onayladı ve bunu İngiltere’deki tüm Yahudîler için geçerli hale getirdi. İngiltere’nin tüm şehirleri arasında yalnızca o şehirdeki Yahudîler’e yönelik sürekli olarak yapılan saldırılara karşı Londra Belediye Başkanı’na sert bir uyarı yazdı. 12 Temmuz 1199’da, tüm İngiltere Yahudîleri arasında Jacob başhahamını yeniden atadı. (75)

     Bir önceki İngiltere Kralı I. Richard döneminde daha sistematize edilen “Yahudîler’in sömürülmesi mekanizması” yeni İngiltere Kral John tarafından da sürdürülmüştür. John’un ilk icraatı, York şehrindeki dokuz yıl önceki Yahudî Katliâmı’nın elebaşı olan Richard Malebysse (1155 – 1209)’yi affedip mallarını geri vermek olmuştur. İki yıl sonra, 10 Nisan 1201’de, başta büyükbabası I. Henry Beauclerc (1068 – 1135)’inki olmak üzere eski tüzüklerden istifade ederek, İngiltere ve Normandiya Yahudîleri için yeni bir belge yayınlamıştır. (76) Bu imtiyazlar, bölgedeki Yahudîler’in 4000 Mark vergi ödemelerine mal olmuştur. (77)

     Öte yandan İngiltere Kralı John, iç barışı koruma hususundaki “hassasiyetini” tekrarlamaktan geri durmamıştır. 1203 yılında Londralılar’a, “Bir köpeğe bile barış sunmuşsak, bu dokunulmaz bir şekilde korunacaktır” diye talimat vermiştir. (78)

     15 Temmuz 1205’te Papa III. Innocentius, Yahudîler’in Hz. İsa (as)’yı çarmıha gerdikleri için ilelebed köleliğe mahkum olduklarına dair fetvâ verdi. (79)

     Ancak Normandiya’nın 1206’da Fransa’nın eline geçmesi, İngiltere açısından olduğu gibi, Anglo-Yahudîler açısından da önemli bir kayıptı. Yahudîler’in İngiltere’ye yerleşmelerinden beri siyasî, kültürel ve linguistik açıdan bu bölge çok önemli olmuştur. İngiltere’ye ilk defa bu bölgeden gelen Yahudîler, burayla bağlarını hep sürdürmüşlerdir. Nitekim İngiliz soyluları gibi İngiltere Yahudîleri de Anglo-Norman bir karakter sahibi olmuşlardı. Fakat Normandiya’nın kaybedilmesi sonrasında onların artık Manş Denizi’nin iki yakasında birden iş yapmaları zorlaşmıştır. Dahası bundan sonra Ada’daki yerel dîn bilginleri öne çıkmış ve dînî sorunlara kendi imkânlarıyla çözüm bulmak zorunda kalmışlardır. Çünkü Yahudîler’in kıta bilginlerine başvurmaları yasaklanmıştır. (80)

     Normandiya’nın kaybedilmesiyle birlikte, İngiltere Kralı John’un, ülkesindeki Yahudîler’e karşı tutumuna yeni bir rûh gelmiş gibi görünüyor. Ülke yönetimi ekonomik açıdan kötüleştikçe, John da yine Yahudîler’i hedef almıştır. 1210 yılındaki İrlanda Seferi’nin ardından ülkede çok büyük bir Yahudî takibatı başlatmış ve 66.000 Mark vergi tahsil edebilmek için çoğunu tutuklatmış, devamında da onlara işkence yaptırmıştır. Hatta bu işkenceler sırasında bazı Yahudîler, serbest kaldıktan sonra hemen kaçmak için istenilen miktara “evet” demişlerdir. Bu süreçte İngiltere’den ayrılan Yahudîler ancak III. Henry of Winchester (1207 – 72)’in krallığının ilk yıllarında geri dönebilmişlerdir. İşkencelerle ilgili bir anlatı çok dikkat çekici ve dehşet vericidir: Papa’ya karşı kazandığı zaferin doruğunda, 1210’da çıkardığı yasayla Kral John, İngiltere’deki dînî kurumlardan en az 100.000 Sterlin (£) ve Yahudîler’den 66.000 Mark (DM) talep etmişti. İkincilerden biri olan, 10.000 Mark’lık kotasını ödemeyi reddeden Bristollü Abraham (? – ?), kralın emriyle, kusmaya hazır oluncaya kadar her gün bir tane olmak üzere yedi dişini çektiriyordu. Kral, kendisinden talep edilen vergiye itiraz eden Bristollü Abraham’ın her gün bir azı dişinin sökülmesini emretmiştir. Sözkonusu Yahudî buna yedi gün boyunca yani yedi dişi sökülene kadar direnmiş, fakat sekizinci dişine sıra geldiğinde ödemeyi kabul etmiştir. (81)

     Çok geçmeden iç savaşın patlak vermesi, İngiltere’deki Yahudîler’in durumlarını daha da zorlaştırdı. Kralın muhalifi durumundaki baronlar hem borçlarından kurtulmak, hem de kralın ajanları olarak görmelerinden dolayı Yahudîler’e saldırdılar. Nitekim Yahudîler, 17 Mayıs 1215’te başkent Londra (London)’yı işgal eden isyancıların ilk hedeflerinden oldular. Bu kez yağmalanan evler yıkılmış ve taşları şehrin surlarının tamirinde kullanılmıştır. (82)

     ■ 1215 “MAGNA CARTA”DAN 1275 “STATUTUM DE JUDAISMO”YA

     İngiltere Kralı John (1166 – 1216), Yahudî cemaatinden mümkün olduğu kadar çok şey elde etmesine rağmen, kendisi ve oğlunun hükümdarlığı sırasında İngiltere’nin anayasal tarihini oluşturan kral, baronlar ve belediyeler arasındaki üçgen mücadele, O’nun tarafında önemli bir unsurdu. 15 Haziran 1215’te imzalanan ve kısaca “Magna Carta” olarak bilinen “Magna Carta Libertatum” (Büyük Özgürlükler Sözleşmesi)’da bile Yahudî tebaasının, mirasçının azlığı döneminde faiz elde etmesini engelleyen maddeler yer alıyordu. (83)

     28 Ekim 1216’da III. Henry of Winchester (1207 – 72)’in tahta çıkışıyla, Yahudîler’in durumu biraz daha iyileşti, ama bu sadece kısa bir süre için. III. Henry’nin uzun süren saltanatının erken dönemlerinde ülke genelinde yaşanan huzurlu ortamdan Yahudîler de nasiplendiler. (84) Tutuklu Yahudîler serbest bırakılmış ve mülklerinin en azından bir kısmı geri verilmiştir. Hatta önceki olayların tekrarının önüne geçilmesi için, Yahudîler’in bulunduğu her şehrin, kendilerine 24 tane şehri kefil olarak seçmesi istenmiştir. Bu olumlu gelişmeler neticesinde, bir önceki kral olan John döneminde ülkeden göç eden Yahudîler’in bir kısmı İngiltere’ye geri dönmüştür. (85)

     Ancak bütün bu kısa süren görece iyileştirmelere rağmen, İngiltere’de Yahudîler için “huzurlu günler” yoktu, bir türlü gelmeyecekti. Kasım 1215’te İtalya’nın başkenti Roma’da düzenlenen “Dördünce Laterano Konsili” (Concilium Lateranense Quartum), Yahudîler aleyhinde dikkat çekici hükümler ihtiva etmekteydi. Bu kararlardan en önemlisi, Hristiyan dünyasında daha önce hiç uygulanmamış olan bir çeşit “rozet takma zorunluluğu”ydu. Konsil, Yahudîler’in Hristiyanlar’la karışmasına kısıtlamalar getirmiş ve tabula veya Yahudî rozetleri gibi farklı kıyafetlerin giyilmesini zorunlu kılmıştır. (86) Bu kararlar İngiltere’de kabul edilmiştir. İngiltere’de, karardan üç yıl sonra, 1218’den itibaren tatbik edilmeye başlanmış ve Yahudîler’in dış kıyafetlerinin görülür bir yerine belirli bir işaret takmaları istenmiştir. (87)

     Canterbury Başpiskoposu Stephen Langton (1150 – 28), bu kararı İngiltere’de ilk faaliyete geçirendi. Rozet, iki parmak uzunluğunda ve dört parmak uzunluğunda dikdörtgen beyaz bir yama şeklini aldı. Kilisenin eylemini İngiliz ilçelerinin benzer uygulamaları izledi. (88) Bunun dışında İngiltere’de Yahudîler’in Hristiyan hizmetçi çalıştırmaları, kiliselere girmeleri, orada mallarını saklamaları, yeni sinagoglar inşâ etmeleri yasaklanmıştır. İkamet ettikleri mahallelerin rahiplerine sadece gayr-ı menkûlleri üzerinden değil, aynı zamanda faiz gelirlerinden de ondalık ödemeleri emredilmiştir. (89)

     1222’de Canterbury Başpiskoposu Stephen Langton, Yahudîler’in yeni sinagoglar inşâ etmelerini, sahibi olmalarını veya İngiltere’deki Hristiyanlar’la karışmalarını yasaklayan bir dizi yasayı kabul eden Oxford Sinodu’nu topladı. (90) (sinod: rahipler meclisi)

     Kilise liderleri, Paskalya’da, “Hz. İsa’yla alay etmek için çarmıha gerilmek gibi ritüel çocuk kurban etme ritüelleri” ile ilgili ilk iddiâları ortaya attılar ve suçlamalar, komplo ve okült uygulamalar temalarını geliştirmeye başladılar. Kral III. Henry, kısa süre sonra Küçük Azîz Hugh olarak anılacak olan Hugh (1246 – 55) adlı bir çocuğun ölümünden sonra Lincoln Yahudîleri’ne karşı ortaya atılan iddiâları destekledi. (91) Bu tür hikâyeler, kilise içinde Yahudîler’e karşı düşmanlığın yükselişiyle aynı zamana denk geliyordu. (92)

     Sözkonusu baskılara rağmen Yahudîler’in durumu nispeten iyiydi. Fakat ülkede paraya ihtiyaç duyulduğu her dönemde olduğu gibi, Kral III. Henry de Yahudîler’in kapısını çalmıştır. O’nun sanata düşkünlüğü ve başarısızlıkla sonuçlanan savaşlar neticesinde ekonomik bir darboğaza girdiği nakledilmektedir. III. Henry reşit olup 1227’de bizzat yönetimi eline almasından itibaren on yıl boyunca toplanan vergi miktarı 65.000 Mark’ı bulmuştur. Oysa bu rakam önceki on yılda toplanan verginin yaklaşık dört katıydı. Bunun dışında 1230’da sefere çıkan ordu mensuplarının Yahudîler’e olan borçlarının faizinin, bazılarının ise anaparasının silinmesiyle alınan dolaylı vergiler ile bu rakam daha da artmıştır. (93) Bununla da kalınmamış, bir Haçlı’dan faiz alınamayacağına dair “Papalık kararnamesi” uygulanmıştır. Hatta şahsen gitmek yerine para yardımı yapanlar da bu kapsam içinde yer almışlardır. Yahudîler’in ticarî faaliyetlerini felce uğratan bu kararlar kaçınılmaz olarak faiz oranlarının yükselmesine sebep olmuştur. (94) Bir yandan da aynı dönemde onlara seyahat ve yerleşim hususunda kısıtlamalar getirilmiştir. Örneğin Kral, 1234’te Warwickshire şerifine, Yahudîler’in izin verilmeyen yerlerde yaşamalarının önüne geçilmesini emretmiştir. 1235’te Buckinghamshire şerifine, 1237’de de Northamptonshire şerifine benzer talimatlar vermiştir. (95)

     Aynı dönemde yaşanan “ritüel cinayetleri” söylentisı, Yahudîler’i zorlayan diğer bir husus olmuştur. Yahudîler’in, Norwich’te Hristiyan bir çocuğu sünnet edip O’na Jurnin adını verdikleri, sonrasında Hz. İsa’nın çarmıha gerilmesiyle alay etmek için kendisini alıkoydukları iddiâ edilmiştir. Çocuğun babası titiz bir çalışmadan sonra oğlunu bulmuş ve Piskopos William de Rele (? – ?)’nin de desteğiyle halkı Yahudîler’e karşı kışkırtmıştır. Yapılan yargılama sonrasında dört Yahudî suçlu bulunmuş ve önce atların arkasında sürüklendikten sonra şehir meydanında idam edilmişlerdir. (96)

     Bu nedenle birçok kez Yahudîler’in ilçelerden uzaklaştırılması için krala dilekçeler gönderildi ve Yahudîler 1190’da Bury St. Edmunds’tan, 1234’te Newcastle’dan, 1235’te Wycombe’dan, 1236’da Southampton’dan, 1242’de Berkhamsted’den, 1244’te Newbury’den ihraç edildiler. (97) Leicester’in 6. Kontu Simon de Montfort (1208 – 65), Yahudî nüfûsunu Leicester’den sürmek için, 1231’de “benim zamanımda veya mirasçılarımdan herhangi birinin zamanında ve dünyanın sonuna kadar” ifadelerinin yer aldığı bir ferman yayınladı. Eylemini, “rûhumun iyiliği, atalarımın ve haleflerimin rûhları için” şeklinde gerekçelendirdi. (98) Yahudîler o dönemde O’nun kontrolü dışındaki banliyölere sığınmış gibi görünüyor.

     İngilter Kralı III. Henry, Yahudîler’i Hristiyanlık’a dönüştürmeye yardımcı olmak için 1232’de Londra’da Domus Conversorum’u inşâ etmişti ve çabalar 1239’dan sonra yoğunlaştı. 1250’lerin sonlarında (99) İngiltere’deki Yahudîler’in % 10 kadarı, büyük ölçüde ekonomik koşulların bozulmaları nedeniyle dîn değiştirmişti (100).

    1244’te başkent Londra (London)’daki St. Benedickt Mezarlığı’nda, bacaklarına, kollarına ve göğsüne İbranice olduğu düşünülen yazılar yazılmış Hristiyan bir çocuğa ait bir ceset bulundu. Yazının Hristiyanlık’a hakaret içerikli olduğu düşünülmüş ve çocuğun da çarmıha gerilmiş olabileceğiyle ilgili tahmin yürütülmüştür. Olay, önceden de yapıldığına inanılan bir “ritüel cinayet” olarak yorumlanmıştır. Akabinde yaşanan gerginlikler üzerine Londra’dan birçok Yahudî kaçtı. Bu arada sözkonusu ceset St. Paul Kilisesi’nin yetkilileri tarafından defnedilmiş ve hakkında çeşitli mucizeler anlatılmıştır. (101)

     Papalık, Yahudîlik ve Yahudîler’e yönelik kısıtlamalara ilişkin teolojik bağlılığını geliştirmeye devam etti. İngiltere’de bir dizi Benediktin tarikatı, Yahudîler’e karşı özel bir düşmanlık gösterdi ya da bundan çıkar sağlamaya çalıştı. Örneğin, Yahudî ritüel cinayetlerine ilişkin kurgusal hikâyeler, görünüşe göre rakip yerel kültler oluşturmaya çalışan Benediktin manastırlarından ortaya çıktı. Worcester’da Piskopos William de Blois (? – 1236), Yahudîler’e yönelik daha sıkı kısıtlamalar getirilmesi için bastırdı ve Papa IX. Gregorio ya da gerçek adıyla Ugolino dei Conti di Segni (1170 – 1241)’ye, özellikle evlerinde Yahudîler için çalışan Hristiyanlar’a rozet takılması ve yasaklar da dahil olmak üzere, Yahudîler ve Hristiyanlar arasında ayrımcılığın uygulanmasına yardım etmesi için bir mektup yazdı. (102)

     Yahudî cemaatinin kraliyet hazinesi açısından değeri, 13. yy’da iki durum nedeniyle önemli ölçüde azalmıştı: Kralın diğer kaynaklardan elde ettiği gelir sürekli olarak artmıştı ve Yahudîler’in katkıları hem mutlak hem de göreceli olarak azalmıştı. Kral bunun yanısıra kredi alabileceği başka kaynaklar da bulmuştu. “Papa’nın tefecileri” olarak adlandırılan İtalyan tüccarlar, zaman zaman Yahudîler’in güvenliği için O’na para sağlıyordu. Yahudîler’in borç verme faaliyetlerini yürütmelerine izin verilen alanın daralması, onların kâr araçlarını azaltırken, kral daimî haraçlarıyla faizlerin otomatik olarak artmasını engelledi. İngiltere’deki Yahudîler, 13. yy’ın ortalarına gelindiğinde kıtadaki Yahudîler gibi, kralın malları haline gelmişti. Onlara dayatabileceği haraçların bir sınırı yokmuş gibi görünüyordu, ancak onları sermayeden tamamen mahrum etmek açıkça kendi çıkarına aykırıydı; bu sermaye olmadan O’na faiz kazandıramayacaklardı. (103)

     Kral III. Henry’nin Yahudîler’e uyguladığı büyük malî baskı, onların borçlarını tahvil satışına geri ödemeye zorlamalarına neden oldu ve Yahudî karşıtı kızgınlığı körükledi. (104) 1241’de 20.000 Mark, 1244’te 40.000 Sterlin, 1250’de iki kez 50.000 Sterlin’lik vergilendirme, 1240 – 55 yıllarındaki vergilendirmenin, 1221 – 39 yıllarında toplanan vergilendirmenin üç katı olduğu anlamına geliyordu. Nakit ödemelerin karşılanamaması üzerine tahvillere değerinin çok altında bir bedel karşılığında el konuldu, bu da arazi servetinin saray mensuplarına devredilmesiyle sonuçlandı. (105) Yahudî tahvilleri, daha zengin baronlar ve III. Henry’nin kraliyet çevresinin üyeleri tarafından, ödeme temerrütleri yoluyla daha az toprak sahiplerinin topraklarını ele geçirmenin bir yolu olarak satın alındı ​​​​ve kullanıldı. (106)

     Kraliyet kredileri ve borç piyasasını istikrarsızlaştırdıkça hoşnutsuzluk daha da arttı. Krediler genellikle borç verene borçlunun arazilerini alma hakkı veren tahviller aracılığıyla güvence altına alınıyordu. Faiz oranları nispeten yüksekti ve borçlular genellikle vadelerini geciktiriyordu. Ancak geri ödemeler ve ödenen fiilî faizler müzakere konusuydu ve bir Yahudî borç verenin borçlarını haciz etmesi, alışılmadık bir durumdu. (107) Yahudîler Kraliyet tarafından aşırı vergilendirildiğinden, hızla nakit toplamak için borç tahvillerini indirimli fiyatlarla satmak zorunda kaldılar. İndirimli tahviller, zengin saray mensupları tarafından satın alınacak ve bunlar daha sonra kredileri geri alabilecek ve kredileri güvence altına alan arazileri talep edebilecekti. (108) Bu, özellikle 1240’lardan itibaren borçlu şövalyelerin ve diğerlerinin toprak zenginliklerinin transferine neden oldu. Çünkü Yahudîler’e uygulanan vergiler sürdürülemez derecede yüksekti. (109) Leicester’in 6. Kontu Simon de Montfort gibi liderler daha sonra Londra’da (500 Yahudî’nin öldüğü yer), Worcester, Canterbury ve diğer birçok kasabada orta rütbeli toprak sahiplerinin mülksüzleştirilmesine karşı öfkeyi, Yahudî karşıtı şiddeti körüklemek için kullandılar. (110)

     Kral III. Henry, 1253’te sinagogların inşâsını durdurmaya ve (para cezalarını kabul etmek yerine) Yahudî rozetlerinin takılmasını güçlendirmeye çalışan “Yahudîlik Tüzüğü” (Statute of Jewry)’nü kabul etti. (111) Hristiyan hizmetçilerin Yahudîler için çalışmasının yasaklanması, cinsel temas “riskini” azaltmak içindi ve bu da yasaktı. Bu tüzüğün gerçekte III. Henry tarafından ne ölçüde uygulandığı belirsizliğini koruyor. (112) Yasaların kendisi, Katolik Kilisesi’nin mevcut açıklamalarını takip ediyordu. (113)

     Dönem dönem vergi talep edilmesine alışık olan Yahudîler, 1253’te gelirlerinin üçte biri gibi çok yüklü bir vergi talebiyle karşı karşıya kaldılar. Kral bununla yetinmeyip, bir şekilde kendisine hizmet etmemiş olan tüm Yahudîler’i sürgün etmekle tehdit etti ve birçok sinagogu kapattı. Ayrıca, tüm erkek Yahudîler’in rozetlerini görünecek biçimde takmaları yeniden vurgulandı. Gerekli olmadıktan sonra Yahudîler’in kilise ve şapellere girmeleri yasaklandı. 1254’te Henry Kıta Avrupası’ndayken yerine bakan kardeşi Richard of Cornwall (1209 – 72), Yahudîler’den 10.000 Mark fidye topladı. Kral olmak isteyen Richard, harcamalarını karşılamakta zorlanınca bu vergiyi talep etmiştir. (114)

     Bu dönemde istenen vergiler ağırdı. Kral açgözlü davranıyor ve merhametsizce ağır vergiler koyuyordu. Öyle ki, sonrasında Yahudîler bu vergileri ödeyebilmek için, ziynet eşyalarını bile kullanıyorlardı. (115) Koşulların bu denli ağırlaşmasına bağlı olarak 1254’te Yahudîler biraraya gelmişler ve Londralı Elias ben Moses (? – ?) öncülüğünde bir heyeti Prens Richard’a göndererek, ülkeden ayrılmak istediklerini belirtmişlerdir: “Lordum, açıkça görüyoruz ki Kral bizi göğün altından silmeyi amaçlıyor. Tanrı adına, merhametli bir kralın hâkimiyetinde başka bir ülkeye yerleşebilmemiz için, evlerimizi ve eşyalarımızı bırakarak bir daha geri dönmemek üzere, buradan güvenli bir şekilde ayrılmamıza izin vermesini istiyoruz.” Onların bu talebi karşısında İngiliz yetkililer, “Nereye gideceksiniz, ey zavallı varlıklar?…” diyerek izin vermemişlerdir. (116) 1255’te Kral, onlardan tekrar yüklü miktarda (8000 Mark) vergi talep ettiğinde Yahudîler ayrılmak istediklerini bir kez daha dile getirmişler ve kendilerinin yerini İtalyan bankerlerin alabileceğini belirtmişlerdir. Lakin yine olumlu yanıt alamamışlardır. (117)

     1230’lu ve 50’li yıllarda “çocuk kurban etme” hikâyelerini içeren pekçok Yahudî karşıtı söylenti dolaşıyordu. (118) Bunlar arasında, yukarıda da kısaca değindiğimiz, 1255’teki “Lincolnlü Küçük Azîz Hugh” hikâyesi de yer alıyor. (119) Olay, Kraliyet tarafından onaylanan ilk suçlama olması nedeniyle özellikle önemli kabul ediliyor. (120) Ağustos 1255’te, Tevrat tosafotu Berechiah de Nicole (? – 1270)’ün kızının evliliğini kutlamak için Lincoln’de toplanan bazı önde gelen Yahudîler, Hugh adında sekiz yaşında bir oğlan çocuğunu öldürmek suçlamasıyla tutuklandılar. İddiâlara göre Yahudîler çocuğu kaçırmış, akabinde çocuğun çarmıha gerileceği bir tören yapılması için diğer şehirlerdeki Yahudîler’e de haber vermişler. Nitekim sonrasında sözkonusu canlandırmanın yapılıp, çocuğun başına dikenli taç giydirilmiş olduğu ve işkencelerden sonra çarmıha gerildiği, son olarak da kalbine bir mızrak saplanarak öldürüldüğü ileri sürülmüştür. (121) Yahudîler’in, çocuğun cesedini gömmüş olmalarına rağmen toprağın O’nu dışarı attığını ve Copin (? – ?) adındaki bir Yahudî’nin evinin yakınındaki kuyudan gözüktüğü iddiâ edilmiştir. Bu arada çocuğu arayanlar, O’nun en son o Yahudî’nin evine girerken görüldüğünü duymuşlardır. (122) Çocuğun cesedi bir “şehîd” gibi karşılanıp Lincoln Kilisesi’ne defnedilirken, sözkonusu ritüeli hazırlamakla suçlanan Copin suçunu itiraf etmiş ve diğer Yahudîler’in de bundan haberdar olduğunu söylemiştir. Devamında Copin bir atın arkasına bağlanarak sürüklenip idam edilmiştir. Suç ortağı olduğu düşünülen 91 Yahudî daha yargılanmak üzere Londra’ya götürülmüş ve bunlardan 18’i idam edilmiştir. (123)

     İdam edilenlerin mülkleri Kraliyet tarafından kamulaştırıldı. Kral III. Henry, Şubat 1255’te Yahudî cemaatini kardeşi Richard of Cornwall’a 5000 Mark karşılığında ipotek ettirmiş ve bir yıl boyunca tüm haklarını kaybetmişti. (124) III. Henry böylece idam durumları dışında buradan hiçbir gelir alamıyordu. (125)

     Hikâye, sonraki İngiliz edebiyatında anıldı ve popüler halk kültürüne çağdaş bir balad aracılığıyla girdi. Bu, İngiliz tarihçi ve Hristiyan dîn adamı Thomas Fuller (1608 – 61)’in yazdığı ve ölümünden bir yıl sonra (1662) yayınlanan “History of the Worthies of England” (İngiltere’nin Değerlileri Tarihi) kitabında gerçek olarak aktarılmıştı. (126)

     1250’lerin sonlarında, III. Henry hükûmet üzerinde tam kontrole sahip olmadığından, baronlar Yahudî tahvillerinin yeniden satışına sınırlama getirilmesini istedi. Yahudî kredileri sonraki savaşta motive edici bir faktör haline geldi. III. Henry’nin 1258’e kadar uyguladığı aşırı Yahudî vergilendirmesi, Yahudî karşıtı yasa ve propaganda politikaları çok önemli ve olumsuz bir değişime neden olmuştu. (127)

     1260’larda Yahudî tefecilere olan borç düzeyi aslında 1230’lara göre daha düşük olmasına rağmen, III. Henry’nin politikaları, toprak sahibi sınıfların Yahudîler’e olan borçlarının, kredileri güvence altına almak için kullandıkları topraklardan mahrum kalmalarına yol açacağından korkmalarına neden olmuştu. Yahudîler’in aşırı vergilendirilmesi ve koşullar ne olursa olsun onları toplamaya zorlaması da bunda etkili olan faktörlerden biriydi. Diğeri ise kralın, borcunu ödeyemeyenlerin topraklarını ellerinden almak için Yahudî kredileri satın alan saray mensuplarına ve akrabalarına verdiği destekti. Bunlar Simon de Montfort ve destekçilerinin isyanlarına destek sağlamak için kullandıkları korkulardı. (128) III. Henry’nin baronlarla yaşadığı iç savaş sırasında da Yahudîler yine hedef olmaktan kurtulamadılar. Özellikle Provence’taki Yahudîler’in ve Languedoc’taki Katharlar’ın büyük düşmanı Simon de Montfort’un aynı isimli oğlu bu saldırılarda başı çektiler. Simon de Montfort’un liderliğindeki muhalifler, girdikleri her şehirde Yahudîler’i ilk hedef olarak belirlediler, bilhassa ticarî kayıtları imhâ etmek için özen gösterdiler. Simon’un oğullarından Henry de Montfort (1238 – 65), babası ve dedesinin izinden gitmiş, Kingston’daki Yahudîler’i yağmalamıştır. Canterbury, Worcester, Lincoln, Bristol ve Bedford’da benzer saldırılar yaşanmıştır. (129) Baronların savaşının patlak vermesiyle birlikte, krala ya da yüksek baronlara olan tüm borçluluk izlerini ortadan kaldırmak için şiddetli önlemler alındı. 1263 – 65 yılları arasında Londra, Canterbury, Northampton, Winchester, Cambridge, Worcester ve Lincoln’daki Yahudiler yağmalandı ve arşivler (resmî kayıt sandıkları) ya yok edildi ya da baronların Ely’deki karargâhlarına bırakıldı. (130)

     1231’de Yahudîler’i Leicester kasabasından kovmuş olan Simon de Montfort, Lewes Savaşı (14 Mayıs 1264)’ndan sonra gücünün zirvesindeyken, baron destekçilerinin elinde bulunanlar da dahil olmak üzere yaklaşık 60 kişinin Yahudîler’e olan borçlarını ve faizlerini iptal etti. (131) Montfort, ganimeti paylaşmakla suçlanmıştı ancak savaştan sonra korunmaları için ferman yayınladı. (132) Bununla birlikte, aralarında iki oğlunun da bulunduğu en yakın müttefikleri şiddete ve cinayetlere öncülük etmişti, bu nedenle O’nu kampanyanın olası sonuçlarından habersiz olarak görmek mantıksız görünüyor. Baronların Mayıs 1264’teki “Lewes zaferi”nin ardından Yahudî karşıtlığı zirveye ulaşmıştır. Montfort’un, kısa süren yönetimi sırasında Yahudîler’in birçok varlığına el konulmuş, sinagoglarına girilmiş ve birçoğu katledilmiştir. (133)

     Bu dönemde, sonradan İngiltere Kralı olacak olan Veliaht Prens I. Edward Longshanks (1239 – 1307), Yahudîler’in faaliyetleri neticesinde ortaya çıkan başka bir sorundan rahatsızlık duymaktadır. Onların borç verdiği ve ekonomik olarak işleri bozulan birçok soylunun arazisi daha büyük soyluların eline geçmiş, böylece büyük baronların gücü artmıştır. İç savaş sonrasında yönetimdeki etkisi artan Prens Edward, monarşinin gücünün korunması amacıyla kardeşi Edmund Crouchback (1245 – 96) ile birlikte küçük baronların hoşuna gidecek bir reform hazırlamıştır. Böylece Rochester Piskoposu Walter de Merton (1205 – 77) tarafından Ocak 1269’da Maliye Bakanlığı’na teslim edilen “Yahudî Hükümleri” yasalaşmıştır. Buna göre; Yahudîler’in arazi teminatı karşılığında kredi vermeleri yasaklanmış olup, mevcut kredilerdeki arazi teminatı da iptal edilmiştir. Bu karar, haliyle Yahudîler’in tefecilik faaliyetlerine büyük bir engel teşkil etmiştir. (134)

     Henry de Montfort ölüp isyancılar yenilgiye uğratıldığında, Kral III. Henry’nin politikası tersine döndü ve elinden geldiğince borçlar yeniden ödendi. Ancak III. Henry’nin malî durumu çok zayıftı ve 1250’lerde başlatmaya çalıştığı Haçlı Seferi’ni de sürdürmek istiyordu. Parlamento, Yahudî maliyesinin, özellikle de Hristiyanlar tarafından kötüye kullanılmasını kısıtlayan bir yasa olmadan bu yasaya uymayı reddetti. 1269’da III. Henry, daimî ücret kiralarına sınırlama getirmeyi, Yahudî kredilerinin Kraliyet’in izni olmadan Hristiyanlar’a satışına son verilmesini ve Hristiyanlar tarafından satın alınan kredilerden faiz alınmasının yasaklanmasını kabul etti. Bunlar, 1239’dan bu yana daha geniş bir krizin alevlenmesine yardımcı olan şikayetlerdi. 1271’de Yahudîler’in mülk sahibi topraklara sahip olma yasağını kabul etti ve önceki yasanın tekrar uygulanmasını emretti. (135) Bununla birlikte, bu politikalar, bir sonraki kral I. Edward döneminde hızla yeniden ortaya çıkacak daha geniş korkuları gidermede yeterli olmayacaktır.

     20 Kasım 1272 tarihinde tahta çıkan bir sonraki İngiltere Kralı I. Edward Longshanks, kral olduktan sonra Yahudîler’le ilgili politikasını hemen ortaya koymuştur. Yahudîler’i hem dînî hem ekonomik gerekçelerle sevmiyordu. Müslümanlar’a karşı savaşma umudunu yitirmiş olan “Haçlı rûhu” O’nu Yahudîler’e yönlendirmiştir. (136) Bu nefretinin en önemli sebebi, kendisinin dîndar bir adam olmasıdır. 1266’da geçirdiği bir gemi kazası sonrasında verdiği söz, dîndarlığının sebebi olarak ileri sürülmüştür. Sistersiyenler için manastır kurmuş ve kutsal yerleri ziyaret etmek konusunda hassas olmuştur. Başta Dominikenler olmak üzere dilenci tarikatlarına yakın ilgi duymuş ve onlardan çok etkilenmiştir. (137)

     Daha saltanatının ilk yıllarında bu konuda adımlar atmıştır. 1274 sonlarında Haçlı Seferi’nden dönerken, 1275 başlarında annesi Kraliçe Eleanor of Castile (1241 – 90)’yi ziyaret etmiş ve bu ziyaret sırasında annesi oğlundan, feodal olarak kendisine bağlı bölgelerdeki Yahudîler’i çıkarmasını istemiştir. Bunu kabul eden I. Edward, sözkonusu kararı 12 Ocak 1275’te uygulamaya koymuş ve kraliçeye bağlı olan Marlborough, Gloucester ve Worcester’deki Yahudîler’in başka şehirlere nakledilmesi talimatını vermiştir. (138)

     1270’li ve 1280’li yıllarda Kraliçe Eleanor, bu süreç boyunca geniş araziler ve mülkler biriktirdi ve bu, satın almalarını tefecilikten kazanç sağlamak olarak gören kiliseyle yaygın bir kızgınlığa ve çatışmaya neden oldu. (139) 1275’e gelindiğinde, cezaî vergilendirmenin bir sonucu olarak, kraliyet, Yahudî cemaatinin zenginliğini, vergilerin çok az getiri sağlayacağı ölçüde aşındırmıştı. (140)

     İngiltere Kralı I. Edward Longshanks, Galliler’e ve İskoçlar’a karşı uyguladığı şiddet nedeniyle tanınıyor, ancak Yahudîler’le ilgili “itibarı” pek tanınmıyor. (141) Bu, Yahudî tarihiyle ilgilenen, genel tarih eserlerinde, eylemlerini ve önyargılarını açıklama konusunda başarısız olan bir “kör nokta” gören bilim insanları için bir tartışma konusu olmuştur. (142) Ancak çağdaşları için O’nun “itibarı” dikkat çekiciydi ve “Expulsion” (Sürgün / Sınırdışı Edilme) olayları küresel bağlamda bile görülüyordu. Örneğin, ölümünden sonra kendisine ithaf edilen ve geniş çapta dağıtılan “Commendaatio Lamentabilis”te, Yahudîler’i kovma konusunda Mısır Firavunları’ndan daha üstün olduğu söyleniyordu. (143)

     İngiltere Kralı I. Edward’ın “Antisemitizm” (Yahudî düşmanlığı)’i hükûmet politikasının bir aracı olarak kullanan ilk İngiliz hükümdarı olduğu söylenebilir. O’nun hükümdarlığından önce krallar genellikle Yahudîler’den vergi alma yeteneklerini korumaya çalışmış, dolayısıyla onlara yönelik şiddeti ve diğer saldırıları sınırlamak için harekete geçmişlerdi. Antisemitizm, tacın kendisinden ziyade tacın muhalifleri tarafından kullanılmıştı, ancak I. Edward’ın hükümdarlığı sırasında Antisemitizm, İngiliz devletinin çıkarları doğrultusunda kasıtlı olarak konuşlandırıldı ve bir “devlet politikası” olarak geliştirildi. (144) I. Edward, hoşnutsuzluğu Yahudîler üzerinde odaklamak veya onlara karşı hareket etmenin itibarını kazanmak için tasarlanmış önlemler almaya başladı; en önemlisi, tüm Yahudî cemaatini suçlu olarak etiketleyen “yazı tura atma” iddiâları aracılığıyla. (145) Aynı zamanda, “Yahudîler tarafından dîne küfretme” iddiâları gibi, Yahudîler’e karşı gerçekleştirilen belirli eylemlere de güçlü bir ilgi duyduğu görülüyor.

     Kral I. Edward’ın bazı eylemlerinin ardındaki motivasyonlar konusunda anlaşmazlıklar var. Kimi İngiliz tarihçilerde, Edward’ın bazı eylemlerini, esas olarak vergilendirme bağışları karşılığında Parlamento’ya verilen bir imtiyaz olarak görülebilecek olan “Sınırdışı Etme” de dahil olmak üzere, tamamen malî amaçlı olarak görme eğilimi var. Bu, İngiliz tarihçiler arasında geleneksel görüş olma eğilimindedir (146), ancak özellikle sınırdışı edilmeye doğru yapılan diğer eylemleri gözönünde bulundururken kendi “samimî dînî bağnazlığını” (147) hafife alma riski (148) taşır.

     Ancak bu bakış açısı, İngiliz tarihçilerin İngiliz tarihini ve Birleşik Krallık devletini aklama çabasından başka birşey değildir. Dolayısıyla bu yaklaşım tamamen milliyetçi bir hissiyat barındırıyor ve bilimsel olmaktan uzaktır. Nitekim siyasî bir yaklaşımdır.

     Diğer tartışma konuları arasında, I. Edward’ın Yahudîler’i Hristiyanlık’a dönüştürme veya tefecilik yasaklandığında onlara borç verme yerine alternatif istihdam sağlama girişimlerinin gerçek olup olmadığı yer alıyor. Bunlar “tek taraflı olumlu adımlar” veya başarısız olacağı kesin olan “alaycı eylemler” olarak yorumlanabilir. Resmî açıklamalar ve gerekçeler dışında bununla ilgili bir belgesel kayıt bulunmadığından, I. Edward’ın aklından ne geçtiğini bilmemiz mümkün değil. Zirâ o tarihte yaşamıyorduk ve orada da değildik. Fakat İngiliz akademisyenler, sanki bütün bu olaylar yaşanırken Edward’ın yanında imişler gibi anlattıklarına ve devleti aklamaya çalıştıklarına göre, bunu da onlara sormak lazım. I. Edward’ın aklından ne geçtiğini dahi bildiklerinden eminim. Nitekim bilmedikleri hiçbir şey yoktur ve İngiliz akademisyenler neyi savunursa, “bilimsel tarih” odur.

     Kral I. Edward’ın Yahudîler’e yönelik kısıtlamaları, aralarında Hereford piskoposları Thomas de Cantilupe (1218 – 82) ve Richard de Swinefield (? – 1317) gibi isimlerin de bulunduğu kilise liderlerinin, Yahudî topluluklarına karşı daha sert önlemler alınması için kampanya yürüttüğü bir ortamda gerçekleşti. Bu konuda, O’nun hükümdarlığı boyunca, Yahudî rozetlerinin takılmasının zorunlu kılınması ve sosyal iletişimin kısıtlanması yoluyla Yahudîler’i Yahudî olmayanlardan ayırmaya yönelik giderek daha sert çağrılar getiren Vatikan tarafından desteklendiler.

     Yahudîler, çoğunlukla uzun süredir bulundukları bazı kasabalardan kovuldular. I. Edward’ın izniyle, Ocak 1275’’te annesi Eleanor’un çeyiz topraklarından kovuldular; bunlar arasında Marlborough, Gloucester, Cambridge ve Worcester gibi kasabalar da vardı. Diğer yerel sınırdışı edilmeler Newcastle-upon-Tyne, Warwick, Wycombe (1234), Northamptonshire (1237), Newbury (1243), Derby (1261), Romsey (1266), Winchelsea (1273), Bridgnorth (1274) ve Windsor (1283)’da gerçekleşti. Yahudîler’in, kasaba tüzüğü uyarınca I. Edward tarafından oluşturulan yeni Kuzey Galler ilçelerinden herhangi birine girmeleri yasaklandı. (149)

     1270’lerden itibaren Kraliyet, Yahudîler’in elinde bulunan borç tahvillerini satmaya zorlayarak borçlu İngiliz toprak sahiplerinden arazi edinimini hızlandırdı. 1200’lerin başlarından bu yana, Yahudî cemaati imkânlarının çok ötesinde vergilendiriliyordu ve bu da az sayıdaki zengin Yahudî tefecinin borçlarını desteklemek zorunda kaldığı sermayenin azalmasına yol açıyordu. Yahudîler’in arazi varlıklarını elinde tutmalarına da izin verilmedi. Temerrüde düşmüş bir borcu telafi etmek için arazilere ilişkin tahviller satılabilirdi. Devam eden aşırı vergiler, Yahudî borç verenleri, I. Edward ve Kraliçe Eleanor tarafından satın alınacak sermayelerini serbest bırakmak için tahvillerini çok ucuza satmaya zorlayacaktı. Yahudî tahvillerinin satın alınmasına erişim aslında bir tür kraliyet himayesiydi. (150)

     1270’lere gelindiğinde bu durum Yahudî cemaatini umutsuz bir duruma sürüklerken, Edward, Eleanor ve birkaç kişi daha büyük yeni mülkler elde etti. Ancak çağdaşları, sorunun Yahudî karşıtı inançların artmasına katkıda bulunan “Yahudî tefeciliğinden” kaynaklandığını düşünüyorlardı. Eleanor’un “Yahudî tefeciliğine” katılması ve orta halli toprak sahiplerinin mülksüzleştirilmesi, O’nun hem toprak sahibi sınıf üyeleri hem de kilise tarafından eleştirilmesine neden oldu. Ucuza alınan bir mülkün muhteşem bir örneği, favori bir konut haline gelen Leeds Kalesi’nin Amiral William de Leybourne (1242 – 1310) tarafından Edward ve Eleanor’a bırakılmasında görülebilir. (151)

     Bu işlemlerle ilgili hoşnutsuzluk oluştu ve toprak sahibi sınıfların Yahudîler’e yönelik hem malî hem de sosyal kısıtlamalar getirilmesi yönündeki siyasî talepleriyle beslendi. Endişeler kilise tarafından da dikkate alındı; Canterbury Başpiskoposu John Peckham (1230 – 92), “Yahudîler’in Kraliyet sarayının koruması altında Hristiyanlar’dan tefecilikle gaspettiği toprakları satın almaması” konusunda uyarıda bulunmak için O’na bir mektup yazdı. (152)

     Edward, İngiltere Kralı olduktan sadece iki yıl sonra, 1274’te Haçlı Seferleri’nden dönmüştü. 1275 yılında bazı deneysel kararnameler çıkardı. Tefeciliğe karşı Kilise yasaları yakın zamanda “İkinci Lyon Konsili” (1274)’nde her zamankinden daha hararetli bir şekilde yinelenmişti ve “Statutum de Judaismo” (Yahudîlik Yasası)’da Yahudîler’in tefecilikle borç vermelerini kesinlikle yasaklamış, ancak onlara borç vermelerine izin vermişti: Ticaret ve el sanatlarıyla meşgul olmak ve hatta on yılı aşmayan bir süre için çiftlikleri ele geçirmek, ancak bunları açıkça toprak mülkiyetinin tüm feodal avantajlarından hariç tutmak. (153)

     Ne var ki, Yahudîler’in genel olarak geçimlerini sağlamalarının bir yolu olarak görülen bu toprak sahibi olma izni yanıltıcıydı. Çiftçiliğe bir anda başlanamaz, el sanatları da bir anda edinilemez. Dahası, İngiltere’de 13. yy’da loncalar zaten tüm vasıflı emek üzerinde tekel oluşturuyordu ve pazarların çoğunda yalnızca “Guild Merchant” (Lonca Tüccarları) üyeleri olan kişiler satın alıp satabiliyordu. (154)

     İngiltere Kralı I. Edward, 1275 yılında “Statutum de Judaismo” (Yahudîlik Yasası)’yu kabul ederek, Yahudî topluluğunun faaliyetlerini kısıtladı. En önemlisi de, tefecilik (faiz talep etme) uygulamasını yasakladı. Yasaya göre; tefecilik yapmaya devam edenlerin alacaklarını tahsil edememeleri durumunda rehin verilen arazilere el konulmasına izin verilmeyecek ve alacağın tahsili için Kraliyet yardım etmeyecektir. (155)

     Tüzük, mevcut kredileri iptal etmemiş ancak şartlarını değiştirmiştir. Buna göre; 13 Ekim 1275’ten itibaren, mevcut kredilere ilave faiz eklenmeyecek, o tarihe kadar birikmiş olan faizler ile anapara tahsil edilebilecektir. (156)

     Yahudîler’in Britanya’dan sınırdışı edilmesine yönelik ilk büyük adım, 1275’teki “Yahudîlik Yasası” (Statutum de Judaismo)’yla atıldı. Tüzük, faizle borç vermeyi yasakladı ve Yahudîler’in daha önce yasak olan arazileri kiralamasına izin verdi. Bu hak sonraki 15 yıl için tanındı ve güyâ Yahudîler’e yeniden uyum sağlamaları için bir süre tanındı. (157) Fakat bu gerçekçi olmayan bir beklentiydi. Özellikle diğer işlere giriş genel olarak kısıtlanmış olduğundan. (158) I. Edward ayrıca Yahudîler’i Hristiyan vaizleri dinlemeye zorlayarak onları “dîn değiştirmeye” çalıştı. (159)

     İngiltere Kralı I. Edward, Yahudîler’i tefecilikten mahrum bırakarak, onların o zamanlar feodal İngiltere’de var olan yaşam koşulları altında geçimlerini kazanmalarını fiilen engelliyordu. Prensipte “Yahudîlik Yasası”, onları nihaî olarak sınırdışı edilmelerinden onbeş yıl önce sınırdışı ediyordu.

     Yahudîler’den bazıları, alınacak mallar karşılığında borç para vererek kanundan kaçmaya çalıştı.

     Diğerleri, Londra’da Musevîlik’ten Hristiyanlık’a geçen (tabiî hepsi zûlüm ve baskılar sonucunda dîn değiştirdiler) Yahudîler’in yerleştirildiği bir ikamet kampı olan “Domus Conversorum”a katıldı.

     Bir kısmı da ülkeyi terketti.

     – – – – –

     (*) “Britanya’daki Yahudîler Dosyası”na seyahatnamenin bir sonraki bölümünde devam edeceğiz.

sediyani@gmail.com

     DİPNOTLAR:

(73): Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903

(74): İbrahim Sediyani, Güneş’in Batmadığı İmparatorluğa Mezopotamya Güneşi’ni Taşıyorum Viking Bilgelerin Desteğiyle – 11, Sediyani Seyahatnamesi, cilt 15, bölüm 11, İngiltere ve Galler gezisi, 9 Nisan 2024

(75): Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903

(76): Cecil Roth, A History of the Jews in England, s. 32, Clarendon Press, Oxford 1964

(77): James MacMullen Rigg, The Jews of England in the Thirteenth Century, The Jewish Quarterly Review, sayı 15, s. 14, Ekim 1902, https://www.jstor.org/stable/i263172

(78): Robin R. Mundill, The King’s Jews, s. 12, Continuum Publishing, Londra 2010

(79): Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903

(80): Cecil Roth, A History of the Jews in England, s. 34, Clarendon Press, Oxford 1964

(81): Roger of Hoveden, The Annals, Comprising The History of England and of Other Countries of Europe from AD 732 to AD 1201, cilt 2, s. 117 – 119, H. G. Bohn Publishing, Londra 1853

(82): Cecil Roth, A History of the Jews in England, s. 36, Clarendon Press, Oxford 1964

(83): Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903

(84): James MacMullen Rigg, The Jews of England in the Thirteenth Century, The Jewish Quarterly Review, sayı 15, s. 14, Ekim 1902, https://www.jstor.org/stable/i263172

(85): Cecil Roth, A History of the Jews in England, s. 38, Clarendon Press, Oxford 1964

(86): David Wilkins, Concilia Magnae Britanniae et Hiberniae ab Anno MCCLXVIII ad Annum MCCCXLIX, cilt 2, s. 591, S. T. P. Archidiacono Suffolciensi, et Canonico Cantuariensi Collecta, Concilia I. London, Londra 1737 / Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903 / Gerald Richardson, The English Jewry Under Angevin Kings, s. 179, Methuen & Co. Publishing, Londra 1960 / Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 364 – 365, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013

(87): David Wilkins, age / Gerald Richardson, age / Joe Hillaby – Caroline Hillaby, age

(88): Joseph Jacobs, age

(89): David Wilkins, age / Gerald Richardson, age

(90): Jewish History 1220 – 1229, Jewish History, https://web.archive.org/web/20210715173946/http://www.jewishhistory.org.il/history.php?startyear=1220

(91): Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 46 – 47, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013

(92): Gavin Langmuir, History, Religion and Antisemitism, s. 298, University of California Press, Berkeley 1990

(93): Cecil Roth, A History of the Jews in England, s. 43 – 44, Clarendon Press, Oxford 1964

(94): age, s. 53

(95): Robin R. Mundill, The King’s Jews, s. 15, Continuum Publishing, Londra 2010

(96): Matthew Paris, English History: From the Year 1235 – 1273, cilt 1, s. 277, Henry G. Bohn Publishing, Londra 1852

(97): Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903

(98): John Robert Maddicott, Simon De Montfort, s. 15, Cambridge University Press, Cambridge 1996 / Robin R. Mundill, England’s Jewish Solution, s. 265, Cambridge University Press, Cambridge 2002 / Oliver D. Harris, Jews, Jurats and the Jewry Wall: A Name in Context, Transactions of the Leicestershire Archaeological and Historical Society, sayı 82, s. 113 – 133, 2008, https://www.academia.edu/218466/Jews_jurats_and_the_Jewry_Wall_a_name_in_context

(99): Patricia Skinner, Jews in Medieval Britain, Robert C. Stacey, “The English Jews Under Henry III: Historical, Literary and Archaeological Perspectives”, s. 51, Boydell Press, Woodbridge 2003

(100): Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 48 – 49, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013

(101): Matthew Paris, English History: From the Year 1235 – 1273, cilt 2, s. 21 – 22, Henry G. Bohn Publishing, Londra 1853

(102): Nicholas Vincent, Two Papal Letters on the Wearing of the Jewish Badge, 1221 and 1229, Jewish Historical Studies, sayı 34, s.  209 – 210, 1994 – 96, https://www.jstor.org/stable/29779960

(103): Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903

(104): Richard Huscroft, Expulsion: England’s Jewish Solution, s. 93 – 96, Tempus Publishing, Stroud 2006

(105): Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 364 – 365, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013

(106): age, s. 52 – 53

(107): John Tolan, England’s Jews: Finance, Violence and the Crown in the Thirteenth Century, s. 140, University of Pennsylvania Press, Philadelphia 2023 / Paul Hyams, The Jewish Minority in Medieval England, 1066 – 1290, Journal of Jewish Studies, sayı 25, s. 270 – 293, Nisan 1974, https://www.liverpooluniversitypress.co.uk/doi/10.18647/682/JJS-1974

(108): Paul Hyams, agm, s. 291

(109): John Carmi Parsons, Eleanor of Castile: Queen and Society in Thirteenth Century England, s. 123 ve 149 – 151, St. Martin’s Press, New York 1995 / Marc Morris, A Great and Terrible King: Edward I and the Forging of Britain, s. 86, Windmill Books, Londra 2009 / Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 13 ve 364, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013 / John Tolan, England’s Jews: Finance, Violence and the Crown in the Thirteenth Century, s. 140 ve 170, University of Pennsylvania Press, Philadelphia 2023 / Paul Hyams, agm

(110): Robin R. Mundill, England’s Jewish Solution, s. 41 – 42, Cambridge University Press Cambridge 2002

(111): Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 103, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013

(112): Patricia Skinner, Jews in Medieval Britain, Robert C. Stacey, “The English Jews Under Henry III: Historical, Literary and Archaeological Perspectives”, s. 51 – 52, Boydell Press, Woodbridge 2003

(113): Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 103, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013

(114): James MacMullen Rigg, The Jews of England in the Thirteenth Century, The Jewish Quarterly Review, sayı 15, s. 15, Ekim 1902, https://www.jstor.org/stable/i263172

(115): Matthew Paris, English History: From the Year 1235 – 1273, cilt 2, s. 340, Henry G. Bohn Publishing, Londra 1853

(116): Matthew Paris, English History: From the Year 1235 – 1273, cilt 3, s. 76, Henry G. Bohn Publishing, Londra 1854

(117): age, s. 114

(118): Richard Huscroft, Expulsion: England’s Jewish Solution, s. 96, Tempus Publishing, Stroud 2006

(119): Patricia Skinner, Jews in Medieval Britain, Robert C. Stacey, “The English Jews Under Henry III: Historical, Literary and Archaeological Perspectives”, s. 52, Boydell Press, Woodbridge 2003

(120): Richard Huscroft, Expulsion: England’s Jewish Solution, s. 102, Tempus Publishing, Stroud 2006

(121): Matthew Paris, English History: From the Year 1235 – 1273, cilt 3, s. 138, Henry G. Bohn Publishing, Londra 1854

(122): age, s. 139

(123): age, s. 140

(124): Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903

(125): Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 656 – 657, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013

(126): Thomas Fuller, History of the Worthies of England, J. G. W. L. & W. G. Publishing, Londra 1662

(127): Richard Huscroft, Expulsion: England’s Jewish Solution, s. 102, Tempus Publishing, Stroud 2006

(128): Patricia Skinner, Jews in Medieval Britain, Robert C. Stacey, “The English Jews Under Henry III: Historical, Literary and Archaeological Perspectives”, s. 53, Boydell Press, Woodbridge 2003

(129): Cecil Roth, A History of the Jews in England, s. 61, Clarendon Press, Oxford 1964

(130): Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903

(131): Adrian Jobson, The First English Revolution: Simon de Montfort, Henry III and the Barons’ War, s. 132, Bloomsbury Publishing, Londra 2012 / Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 656 – 657, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013

(132): Charles Lethbridge Kingsford, Song of Lewes, s. 59 ve 80, Clarendon Press, Oxford 1890 / Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903

(133): James MacMullen Rigg, The Jews of England in the Thirteenth Century, The Jewish Quarterly Review, sayı 15, s. 16, Ekim 1902, https://www.jstor.org/stable/i263172

(134): Cecil Roth, A History of the Jews in England, s. 65, Clarendon Press, Oxford 1964

(135): Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 53 – 55, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013

(136): Thomas Frederick Tout, Edward The First, s. 161, Macmillan & Co. Publishing, Londra 1893

(137): age, s. 69

(138): Robin R. Mundill, The Jewish Entries From the Patent Rolls, 1272 – 1292, Jewish Historical Studies, sayı 32, s. 33, 1990 – 1992, https://www.jstor.org/stable/i29779876

(139): Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 13, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013

(140): Richard Huscroft, Expulsion: England’s Jewish Solution, s. 90 – 91, Tempus Publishing, Stroud 2006 / Joe Hillaby – Caroline Hillaby, age, s. 364 – 365

(141): Tony Kushner, The Jewish Heritage in British History, Colin F. Richmond, “Englishness and Medieval Anglo-Jewry”, s. 46, Frank Cass & Co. Publishing, Londra 1992

(142): age, s. 43 – 46

(143): Debra Higgs Strickland, Edward I, Exodus and England on the Hereford World Map, Speculum, sayı 93, s. 455 – 456, Nisan 2018, https://eprints.gla.ac.uk/130830/1/130830.pdf

(144): John Robert Maddicott – David Michael Pallister, The Medieval State: Essays Presented to James Campbell, Robert C. Stacey, “Anti-Semitism and the Medieval English State”, s. 163 – 177, Hambledon Press, Londra & Rio Grande 2000

(145): age, s. 165

(146): Patricia Skinner, Jews in Medieval Britain, Robin R. Mundill,, “Edward I and the Final Phase of Anglo-Jewry”, s. 56, Boydell Press, Woodbridge 2003

(147): Paul Hyams, The Jewish Minority in Mediaeval England (1066 – 1290), Journal of Jewish Studies, sayı 25, s. 288, Nisan 1974, https://www.liverpooluniversitypress.co.uk/doi/10.18647/682/JJS-1974

(148): Tony Kushner, The Jewish Heritage in British History, Colin F. Richmond, “Englishness and Medieval Anglo-Jewry”, s. 45, Frank Cass & Co. Publishing, Londra 1992

(149): Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903 / Alison Taylor, Cambridge: The Hidden History, s. 82, Tempus Publishing, Stroud 1999 / Joe Hillaby – Caroline Hillaby, The Palgrave Dictionary of Medieval Anglo-Jewish History, s. 141 – 143, Palgrave Macmillan Publishing, Basingstoke 2013

(150): Michael Prestwich – Richard H. Britnell – Robin Frame, Thirteenth Century England: Proceedings of the Durham Conference 1995, cilt 6, Robert C. Stacey, “Parliamentary Negotiation and the Expulsion of the Jews from England”, s. 93 – 94, Boydell Press, Woodbridge 1997 / Joe Hillaby – Caroline Hillaby, age, s. 360 – 365

(151): Joe Hillaby – Caroline Hillaby, age, s. 13

(152): Marc Morris, A Great and Terrible King: Edward I and the Forging of Britain, s. 225, Windmill Books, Londra 2009

(153): Isidore Singer, The Jewish Encyclopedia, cilt 5, Joseph Jacobs, “England”, s. 161 – 174, Funk & Wagnalls Publishing, New York 1903

(154): age

(155): Statutum de Judaismo ile ilgili tüm kaynaklar

(156): Paul Brand, Jews and the Law in England (1275 – 90), The English Historical Review, sayı 115, s. 1140, Kasım 2000, https://www.sfu.ca/~poitras/ehr_statute-of-jewry_00.pdf

(157): Michael Prestwich, Edward I, s. 345, Yale University Press, Londra & New Haven 1997

(158): Richard Huscroft, Expulsion: England’s Jewish Solution, s. 118 – 120, Tempus Publishing, Stroud 2006

(159): John Tolan, England’s Jews: Finance, Violence and the Crown in the Thirteenth Century, s. 172, University of Pennsylvania Press, Philadelphia 2023

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 15

 


Parveke / Paylaş / Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir