Bir Elimden Fenike Tanrıçaları Tuttu Bir Elimden Endülüs Âlimleri, Ben İbiza Adası’nda Tatil Yaparken Katalonya’nın Bağımsızlık Güneşinin Altında – 24

Parveke / Paylaş / Share

 

     (*) İki bölüm önce başladığımız “Endülüs Dosyası”na kaldığımız yerden devam ediyoruz.

     – – – – –

     Biz, Berberîler’in Araplar tarafından zorla “Müslümanlaştırılması” konusuna geri dönelim ve bıraktığımız 660’lı yıllardan anlatmaya devam edelim…

     642 – 69 yılları arasında Kuzey Afrika (Mağrîb)’e yapılan ilk Arap askerî seferleri, İslam’ın yayılmasıyla sonuçlandı. Mısır’daki bir üsten yapılan bu ilk akınlar, merkezî halifeliğin emri yerine yerel inisiyatifle gerçekleşmişti. Ancak halifeliğin merkezi Arabistan’daki Medine-i Münevvere’den Suriye’deki Şam (Dîmeşk)’a taşındığında Emevîler (661’den 750’ye kadar hüküm süren bir Müslüman hanedanı), Akdeniz’e hakim olmanın stratejik gerekliliğinin Kuzey Afrika cephesinde uyumlu bir askerî çaba gerektirdiğini öngörüyordu. 665 – 89 yılları arasında da Kuzey Afrika’da yeni bir Arap istilâsına tanık olundu.

     Emevî Halifesi Muaviye bin Ebû Sûfyan (602 – 80), Kuzey Afrika’nın fethinin daha kolay gerçekleştirilmesi için bir ordugâh şehrinin kurulması teklifini uygun bularak, bu görevi İfrîqiye Generali Uqbe bin Nafî bin Abdulqays el- Qureyşî el- Fihrî (622 – 83)’ye verdi. (155) Daha sonra Uqbe bin Nafî liderliğindeki ve binlerce kişinin daha genişlettiği 10.000 Müslüman’dan oluşan bir kuvvet bölgeye geldi. Şam’dan yola çıkan ordu, Afrika’ya doğru yürüdü ve öncülüğü ele geçirdi. (156) 670 yılında Uqbe bin Nafî komutasındaki bir Arap ordusu, bugünkü Tunus’un başkenti olan Tunus şehrinin yaklaşık 160 km güneyinde Qayrewan kentini kurdu. (157) Bu coğrafyadaki ilk Arap şehridir. Müslümanlar şehri batıdaki ve bugünkü Cezayir’in dağlık bölgelerindeki Numidyalılar’a karşı yapılacak operasyonlar için bir üs olarak kullandılar.

     Kuzey Afrika topraklarını işgal edip ele geçirmeye başlayan Araplar, “Dîn” adına bu coğrafyayı “Araplaştırmaya”, demografisini bozmaya ve asimilasyon politikalarını hiç vakit kaybetmeden uygulamaya başladılar. Tunus’un bu bölgelerini ele geçirip Qayrewan kentini kurduktan sonra, bu şehre doğudan getirilen Arap nüfûs yerleştirildi. (158)

     Qayrewan kentini kurduktan hemen sonra Müslümanlar, burada bir cami inşâ ettiler. Kuzey Afrika’daki ilk cami olan “Uqbe bin Nafî Camii” (Cami’ul- Uqbe bin Nafî) veya diğer adıyla “Qayrewan Büyük Camii” (Cami’ul- Qayrewan’el- Kebir), halen Kuzey Afrika’daki en büyük İslam anıtlarından biridir. (159) Arap general Uqbe bin Nafî tarafından 670 yılında Qayrewan şehrinin kuruluşunda inşâ edilen cami, 9000 m2’nin üzerinde bir alanı kaplar. İslam dünyasının en eski ibadet yerlerinden biridir ve Mağrîb’deki daha sonraki tüm camilere örneklik teşkil etmiştir. (160) İki yüzyıl sonra (9. yy), Ağlebîler döneminde yapılan kapsamlı çalışmalar, camiye bugünkü görünümünü kazandırmıştır. (161)

     Görevini hızlı ve başarılı şekilde yerine getiren Uqbe bin Nafî, yeni kurdukları şehri hareket üssü yaparak sahildeki Bizanslılar ve iç kısımlardaki Berberîler üzerine akınlar yapmaya başlamıştı. Ancak 672 yılında Mısır Valisi Muaviye bin Hudeyc bin Cefne es- Sekunî el- Kindî (? – 672)’nin ölümü üzerine, 674’te Uqbe bin Nafî görevinden azledildi, hatta Qayrewan şehri bile terkedildi. Yeni vali Ebû Muhacir Dinar el- Ensarî (? – 683), Berberî kabileleriyle işbirliği yaparak bütün gücünü Bizans’la mücadeleye verdi. (162)

     Uqbe bin Nafî’nin yerini alan Ebû Muhacir Dinar’ın Aşağı Numidya tarım vadilerindeki köylere ardı ardına ve tekrarlanan saldırıları, koordine olmayan Numidya kabilelerini, geniş bir Hristiyan konfederasyonu adına dönüştürülmüş bir Numidya lideri olan Altava Kralı Aksil (? – 688) veya Araplar’ın verdiği isimle Kusayla aracılığıyla sonunda bir modus vivendi oluşturmaya zorladı. (163) Telemsan’da yaşayan Aksil (Kusayla), maiyetiyle birlikte Müslüman oldu ve karargâhını Qayrewan yakınlarındaki Takirwan’a taşıdı. (164) Ebû Muhacir, her ikisi de Aksil (Kusayla) tarafından yönetilen Altava Krallığı ve Ewrebe kabilesini İslamî nüfûz alanına dahil ederek, günümüzde Doğu Cezayir olan bölgeye başarılı bir şekilde ilerledi. (165)

     Bu sırada Uqbe bin Nafî, Mısır’dan Şam’a gelerek Halife Muaviye’ye şikâyette bulundu, fakat Konstantinopolis (bugünkü İstanbul) muhasarası bütün şiddetiyle devam ettiği için, Muaviye Uqbe’yi yeni kuvvetlerle Kuzey Afrika’ya gönderemedi. Bu olaylar cereyan ederken, 680 yılında Halife Muaviye öldü. Yerine geçen oğlu Yezid bin Muaviye bin Ebû Sûfyan (646 – 83), Uqbe bin Nafî’yi 681’de tekrar Kuzey Afrika’nın fethine memur etti. (166)

     682 yılında Mısır’a geri dönen Uqbe bin Nafî, Ebû Muhacir Dinar ve Aksil (Kusayla)’i zincire vurdurdu. Önce terkedilmiş olan – ve kendisinin kurduğu – Qayrewan’ı alarak tahkim etti. Qayrewan’dan Orta Mağrîb’e doğru ilerleyerek Zab ve Tahert’te karşılaştığı Berberî ve Bizans kuvvetlerini mağlup etti. (167) Daha sonra batıya doğru ilerledi. Atlas Okyanusu’na doğru ilerleyerek, Draa Nehri Vadisi’ne ve günümüzde Fas olarak bilinen Sus bölgesine girdi. (168) Daha sonra Atlaslar’ı geçerek, bugünkü Fas topraklarının kuzeybatısında, Atlas Okyanusu ve Cebel-i Tarık Boğazı kıyısında bulunan Tence’ye kadar ulaştı. Buradan güneye dönerek, Müslümanlar için büyük tehlike teşkil eden Büyük Atlaslar ve Sus Berberîleri üzerine yürüdü. Bunları itaat altına aldıktan sonra güneyde Anti Atlaslar ve batıda okyanusa kadar olan sahada başta Masmude ve Lemtune kabileleri olmak üzere bütün Berberîler’i hakimiyet altına aldı. (169)

     İspanyol tarihçi Luis García de Valdeavellano y Arcimís (1904 – 85), bu süreçle ilgili olarak şunları kaydediyor: “Arap reisleri, Bizanslılar’a ve Berberîler’e karşı yaptıkları istilâlarda Afrika egemenliklerini büyük ölçüde genişletmişlerdi ve 682 yılı gibi erken bir tarihte Uqbe Atlantik kıyılarına ulaşmıştı. Ancak Tence’yi işgal edemedi, çünkü geri dönmek zorunda kaldı. Tarihte ve efsanelerde Kont Julian olarak tanınan bir adam tarafından Atlas Dağları’na doğru geri döndürüldü.” (170)

     Uqbe bu işgal akınları sırasında hareket üssü olan Qayrewan’dan oldukça uzaklaşmıştı. Yanındaki kuvvetleri de işgal ettikleri ülkeleri itaat altında tutabilecek güçte değildi. İngiliz tarihçi Edward Gibbon (1737 – 94) şöyle yazıyor: “Uqbe, yeni dünyalar için iç çeken bu Muhammedî İskender, son fetihlerini koruyamadı. Bizanslılar’ın ve yerli Afrikalılar’ın Müslüman işgaline karşı evrensel isyanıyla, Atlantik kıyılarından geri çağrıldı.” (171)

     Uqbe bin Nafî seferdeyken, zincire vurmuş olduğu Altava Kralı Aksil (Kusayla) zindandan kaçmayı başardı ve memleketine geri dönerek Uqbe aleyhine harekete geçti. Geç de olsa tehlikeyi farkeden Uqbe, ordusunu kısımlara ayırarak Qayrewan’a dönmeye karar verdi. Ancak sahil yolunu değil güneyde çöl yolunu takip etti. Uqbe’ye saldırmaya hazırlanan Aksil (Kusayla), yolunu gözlüyordu. Uqbe, bugünkü Cezayir topraklarında bulunan Biskire’nin hemen yakınında yer alan Tehude’de Aksil (Kusayla)’in kuvvetleriyle karşılaştı. 683 yılında bu mıntıkada cereyan eden karşılaşmada, Berberî kral Aksil (Kusayla), kendisini zincire vurmuş olan Arap işgal kuvvetlerinin komutanı Uqbe bin Nafî’yi feci şekilde öldürdü ve intikamını aldı. Uqbe’nin ölümünden sonra Arap orduları, Aksil (Kusayla)’in başkent olarak aldığı Qayrewan’dan çekildi. (172)

     Bu arada, Arabistan ve Suriye’de Emevî monarşisinin rakip güçleri arasında yeni bir iç savaş şiddetleniyordu. Bu, Emevî Halifesi Muaviye’nin 680 yılındaki ölümü ile 685’te Abdulmelik bin Mervan bin Hakem (647 – 705)’in tahta çıkışı arasında bir dizi dört halifenin ortaya çıkmasıyla sonuçlandı. Çekişme ancak 692’de isyancı liderin ölümüyle sona erdi. (173)

     Uqbe bin Nafî’nin öldürülmesi ve doğuda Emevî hanedanı arasında başlayan iktidar mücadeleleri, Kuzey Afrika’yı kaderiyle başbaşa bırakmıştı. Berberî – Bizans ittifakı, Araplar’ı Mısır sınırına kadar çekilmeye mecbur etmiş, sahil kısımları Bizans’ın, iç kısımlar Berberîler’in eline geçmişti. Qayrewan’ı zapteden Aksil (Kusayla), Ewras bölgesindeki Berberî kabilelerini etrafında toplamaya başladı. Mısır Valisi Abdulazîz bin Mervan bin Hakem (? – 705), kardeşi olan Emevî Halifesi Abdulmelik bin Mervan bin Hakem’den yardım istedi. Halife, Zuheyr bin Qays el- Belewî (? – 688) kumandasındaki bir orduyu Mısır’a gönderdi. Berka üzerinden Tunus’a doğru harekete geçen Zuheyr, 688 yılında Qayrewan yakınında Aksil (Kusayla) kumandasındaki Berberî – Bizans kuvvetlerini yenilgiye uğrattı. Aksil (Kusayla) de savaş meydanında hayatını kaybetti. Qayrewan tekrar Müslüman Araplar’ın eline geçti. (174)

     Zuheyr bu başarıdan sonra kaybedilen toprakları tekrar ele geçirmek maksadıyla batıya doğru ilerlemeye başladı. Ancak Bizans kuvvetleri tarafından arkadan kuşatılma ihtimali karşısında geri dönmek zorunda kaldı. Bizans İmparatoru II. Iustinianus (669 – 711), Kuzey Afrika’da tekrar duruma hakim olmak için Konstantinopolis (bugünkü İstanbul)’dan bir donanma gönderdi. Sicilya’dan da takviye alan Bizans kuvvetleriyle yapılan savaşta Müslüman Araplar yenildi ve Zuheyr bin Qays öldürüldü. (175)

     Bu hadise, bu çatışmanın sadece Bizans’a karşı olmadığı konusunda, Berberîler arasında bir aydınlanmaya neden oldu. (176)

     Müslüman Araplar’ın uğradığı bu son yenilgi, Berberîler’i yeniden harekete geçirdi. Aurès bölgesindeki Berberî kabileleri bir kadın liderin etrafında toplanmıştı. Berberî Kraliçesi Dihya (? – 701) veya Araplar’ın taktığı isimle Kahina, Mağrîb’in Müslümanlar tarafından işgaline karşı yerli direnişine öncülük etti. Daha önce anlattığımız üzere, 695 – 700 tarihleri arasında beş yıl boyunca Aurès Dağları’ndan Ğadames Vahası’na kadar özgür bir Berberî devletini yönetti ama sonunda Aurès’te hâlâ kendi adını taşıyan Bir el- Kahina Kuyusu’nun yakınındaki çatışmada katledildi. (177)

     693 yılında Emevî Halifesi Abdulmelik bin Mervan, Araplar’ın Kuzey Afrika’daki ilerleyişine yönelik Bizans tehdidini ortadan kaldırmak için Hasan ibn-i Numan el- Ğassanî (? – 703) komutasındaki 40.000 kişilik bir orduyu Sirenayka ve Trablusgarb (bugünkü Libya)’a gönderdi. Merkezden ilk defa bu kadar büyük bir ordu gönderiliyordu. Tunus’a ulaşana kadar hiçbir direnişle karşılaşmadılar. Hasan ibn-i Numan’ın ilk hedefi Bizans’ın elinde bulunan Kartaca (bugünkü Tunus) idi. İslam donanması da bu sefere katılıyordu. Şehir fazla mukavemet etmeden teslim oldu. Burada Kartaca’yı ele geçirdiler ve Bizerte civarında Bizanslılar’ı ve Berberîler’i mağlup ettiler. (178)

     Kartaca’nın zaptından sonra Berberî Kraliçesi Dihya (Kahina) üzerine yürüyen Hasan ibn-i Numan, Berberîler’e karşı yaptığı savaşı kaybederek geri çekildi. Şehir tekrar Bizans’ın eline geçti. Hasan ibn-i Numan, Emevî Halifesi Abdulmelik bin Mervan’dan istediği takviye kuvvetlerini aldıktan sonra Kartaca’yı ve Bizans’ın eline geçen diğer şehirleri zaptetti. 698 yılında Araplar, Kartaca’yı ele geçirdi ve doğu Berberî kıyılarının fethini tamamladı. Ancak Bizans’ın yeniden fetih girişimlerini öngörerek onu yok etmeye karar verdiler. Duvarlar yıkıldı, tarım arazileri talan edildi, su kemerleri ve limanlar kullanılamaz hale getirildi. Bunun yerine, üslerini büyük ölçüde genişletilen Tunus’ta kurdular; ancak Qayrewan 9. yy’ın sonlarına kadar valinin başkenti olarak kaldı. (179)

     698 yılına gelindiğinde Araplar Kuzey Afrika’nın çoğunu Bizanslılar’dan almıştı. Bölge üç vilayete bölünmüştü: Fustat (bugünkü Kahire)’taki valisi ile Mısır, Qayrewan’daki valisi ile İfriqiye ve Tence’deki valisi ile Libya ve Moritanya’nın yanısıra bugünkü Tunus, Cezayir ve Fas topraklarını da içeren Mağrîb.

     Bundan sonra sıra Kraliçe Dihya (Kahina) idaresindeki Berberîler’e gelmişti. Dihya (Kahina), 688 yılında Berberî kabilelerinin savaş lideri olarak Aksil (Kusayla)’in yerini aldı ve “Emevî hanedanının tecavüzcü Arap İslam ordularına” karşı çıktı. Emevîler’in İfrîqiye Valisi Hasan ibn-i Numan el- Ğassanî (? – 703) Mısır’dan yürüdü ve Bizans’ın büyük şehri Kartaca’yı ve diğer şehirleri ele geçirdi. Yenecek başka bir düşman arayan kendisine, Kuzey Afrika’daki en güçlü hükümdarın “Berberîler’in Kraliçesi” Kahina (Dihya) olduğu söylendi ve bunu duyunca Numidya’ya yürüdü. 698 yılında ordular, Cezayir’deki Meskiana Muharebesi’nde, günümüzün Umm’ul- Buağî vilayetindeki Meskiana yakınlarında karşılaştı. (180)

     Müslümanlar kıyı bölgelerini sorunsuz bir şekilde ele geçirirken, Müslümanlar’ın iç bölgelere doğru ilerlemesiyle Berberî direnişi başladı. Dihya (Kahina) “kavurulmuş toprak” stratejisini benimsedi ve Nin’de kazanılan zaferin ardından Müslümanlar’ı İfriqiye’den çekilmeye zorlamayı başardı. En geç bu zaferden sonra Dihya (Kahina), Berberîler tarafından “askerî lider” ve “kraliçe” olarak tanındı. Dihya (Kahina), Emevîler’in İfrîqiye Valisi Hasan ibn-i Numanı o kadar güçlü bir şekilde mağlup etti ki, Hasan İfriqiye’den kaçtı ve dört veya beş yıl boyunca Sirenayka’da (Libya) saklandı. Düşmanın çok güçlü olduğunu ve geri dönmek zorunda olduğunu anlayınca, dağ ve çöl kabileleri üzerinde çok az etkisi olan, ancak yerleşik vaha sakinlerinin önemli desteğini kaybettiği bir kavrulmuş toprak harekâtına başladığı söylendi. O’nun umutsuz kararı Arap ordularının cesaretini kırmak yerine yenilgiyi hızlandırdı. (181)

     Bazı Müslüman mahkumların Dihya (Kahina) tarafından serbest bırakıldığı söyleniyor. Muhtemelen Hasan ibn-i Numanın akrabası olan Xalid bin Yezîd el- Qaisî (? – ?), Dihya (Kahina) tarafından üçüncü oğul olarak evlat edinildi. Ancak bu evlat edinmenin O’nun çöküşü olduğu söyleniyor, çünkü bazı aktarımlara göre, iç siyasî zayıflığın olduğu bir dönemde bu evlatlık oğul tarafından ihanete uğradı: Direnişçi Berberîler zafer için herşeyi fedâ etmekten yorulmuştu; İbn-i Haldun’a göre O’nun da despotik bir şekilde hüküm sürdüğü söyleniyor. (182)

     Kendisiyle savaştığın baş düşmanın akrabasını evlatlık edinmek, kabul edilmeli ki, pek de akıllıca bir davranış değil, hatta aptalca. Dihya (Kahina) gibi zeki ve öngörülü bir kadın böyle bir hatayı nasıl ve niçin yaptı, bilinmez.

     Emevîler’in İfrîqiye Valisi Hasan ibn-i Numan sonunda geri döndü ve Dihya (Kahina) tarafından yakalanarak evlat edinilen subay Xalid bin Yezîd el- Qaisî ile iletişime geçerek O’nun yardımıyla Dihya (Kahina)’yı bugünkü Tunus’ta Cezayir sınırlarına yakın bir bölgede 701 yılında vuku bulan Tabarka Muharebesi’nde mağlup etti. (183)

     Dihya (Kahina), Mağrîb’in Müslümanlar tarafından işgaline karşı yerli direnişine öncülük etti. 695 – 700 tarihleri arasında beş yıl boyunca Aurès Dağları’ndan Ğadames Vahası’na kadar özgür bir Berberî devletini yönetti ama sonunda Aurès’te hâlâ kendi adını taşıyan Bir el- Kahina Kuyusu’nun yakınındaki çatışmada katledildi. (184)

     Dihya (Kahina)’ya karşı olan Berberî muhalefetinin destekçileri, daha sonra Arap işgalcileri “kurtarıcılar” olarak karşılayıp kutladılar. (185)

     Ölümünün koşulları kesin olarak belirlenemez. Bazıları O’nun savaşta öldüğünü ama aynı zamanda yakalanmamak için kendini zehirleyerek intihar ettiğini iddiâ ediyor. (186) Biyolojik oğulları ya O’nunla birlikte öldüler ya da canını kurtarabilmek için Müslüman oldular.

     Bazı rivayetlere göre Dihya (Kahina) işgalci Araplar’la savaşırken elinde kılıçla öldü. Diğer kaynaklar O’nun düşman tarafından ele geçirilmemek için zehir içerek intihar ettiğini söylüyor. (187) İbn-i Haldun’a göre, öldüğünde 127 yaşındaydı. (188) Bu açıkça O’nu çevreleyen birçok efsaneden bazısı. Her iki durumda da başı kesildi ve ölümünün kanıtı olarak başı Şam’daki Emevî Halifesi’ne gönderildi. (189)

     Birçok tarihçiye göre, oğulları Bagay ve Xençla dîn değiştirip Müslüman oldular (190) ve Berberî ordusunu İberya’ya götürdüler.

     Dihya (Kahina)’nın ölümüyle Berberîler’in ortak direnişi sona erdi. Sonraki yüzyıllardan günümüze dek, Berberîler ile Araplar arasında İslam bayrağı altında (yani iki taraf da Müslüman olduğu halde) başka etnik çatışmalar da yaşandı, mâlumunuz.

     Hasan ibn-i Numan daha sonra Kartaca’yı, Tunus’tan çekildiğinde onu geri alan Bizanslılar’dan geri aldı. Yakınlarda, bugün Tunus ülkesinin başkenti olan Tunus şehrini kurdu ve burayı Akdeniz’deki Emevî donanmasının üssü olarak kullandı. Bizanslılar Mağrîb’i terkedip Akdeniz adalarına çekilmek zorunda kaldılar. Ancak 705’te O’nun yerine o zamanki Mısır valisi Abdulazîz bin Mervan’ın himayesi altındaki Ebû Abdurrahman Musa bin Nuseyr bin Abdurrahman Zeyd el- Bekrî el- Laxmî (640 – 716) getirildi. Musa bin Nuseyr, şu anda Fas olan yere saldırdı, Tence’yi ele geçirdi ve üç yıllık bir seferde Sus Nehri’ne ve Tafilalt Vahası’na ilerledi. (191)

     Başarılı general Musa bin Nuseyr, İfrîqiye valiliğine atandı. O’na diğer Berberî isyanlarını bastırma ve yerli nüfûsu “Müslümanlaştırma” sorumluluğu verildi. Orduları, ilerleyen Müslüman Araplar’a karşı savaşan, çeşitli diînlerden oluşan Berberîler’i vahşice bastırdı. İslam orduları, Berberî halka karşı korkunç bir katliâm gerçekleştirdi. Araplar’ın “fetih” adını verdiği işgalleri, 708 yılına gelindiğinde Atlas Okyanusu kıyılarına ulaştı. Topladığı, kılıç zoruyla İslam’a geçen Berberîler’den ve diğer bölgelerden insanlardan oluşan çok sayıda mevlâ ile tanınıyordu. Musa bin Nuseyr ve iki oğlu, isyancıları mağlup ederek, savaşta esir aldığı 300.000 insanı köleleştirdi. Halife’nin payına 60.000 köle düşmüştü. Halife onları köle olarak sattı ve geliri İslam devletinin hazinesine gitti. Ayrıca 30.000 mahkum, zorla askere alındı. (192)

     Lübnan asıllı ABD’li tarihçi, Arap tarihi, Ortadoğu tarihi ve İslam tarihi profesörü ve Semitik diller uzmanı Philip Khuri Hitti (1886 – 1978), 300.000 köle gibi rakamların abartılı olduğunu iddiâ etmiştir. (193) Ancak bu tarihsel gerçek, Hint tarihçi Kishori Saran Lal (1920 – 2002) tarafından kanıtları ve belgeleriyle doğrulanmıştır. (194)

     Musa, halen Müslüman istilâlarına karşı savaşan Bizans donanmasıyla da uğraşmak zorunda kaldı. Böylece kendine ait bir donanma kurdu ve bu donanma, bugünkü İspanya’nın Balear Takımadaları’na ait olan İbiza (Eivissa), Mallorca ve Menorca gibi adaları fethetmeye devam etti. Mağrîb’e doğru ilerleyen güçleri 700 yılında Cezayir’i ele geçirdi.

     Arap İslam ordularının Kuzey Afrika’da işledikleri kötülükler ve bilhassa yerli Berberî halkına uyguladıkları zûlümler, Müslümanlar’ın “Dîn” adına, “Allah” adına izledikleri Arap milliyetçisi politika, ırkçı uygulamaları, Türkiye’deki resmî Diyanet İşleri Başkanlığı tarafından hazırlanıp yayınlanan “İslam Ansiklopedisi”nde de bizzat itiraf edilmiş, fazla ayrıntıya girmekten kaçınarak değinilmiştir. “İslam Ansiklopedisi”nde belirtildiğine göre, Emevî hanedanının takip etmekte olduğu Arapçı politika sebebiyle gayr-ı Arap unsurlardan Müslüman olsalar bile cizye alınması, devlet idaresinde söz sahibi olmalarına imkân verilmemesi ve onların adetâ ikinci sınıf tebaa muamelesi görmesi, Berberîler arasında Emevî hanedanına karşı çeşitli hoşnutsuzlukların doğmasına ve isyanların çıkmasına zemin hazırlamıştır. (195)

     Kuzey Afrika’nın Arap İslam orduları tarafından işgali 647 yılında başlamıştı, 709’da sona erdi. 709 yılına gelindiğinde Kuzey Afrika’nın tamamı Arap halifeliğinin kontrolü altındaydı. Mümkün olan tek istisna, “Herkül’ün Afrika Sütûnu”ndaki Septe idi. (196)

     Kuzey Afrika, İslam Halifeliği’nin kontrolü altında olmasına rağmen, hâlâ İslam’ın yayılmasına direnen nüfûs kesimleri vardı. Irkçı Emevî zihniyeti ve Müslüman Araplar, Berberî halkının “aşağı bir ırk” olduğunu düşünüyordu ve bir Berberî Müslüman dahi olsa, Arap olmadığı için, bir Arab’ın alacağından daha az maaş alarak İslam ordusuna katılmaları sağlanıyordu. Bu, Berberîler arasında büyük bir memnuniyetsizliğe yol açmıştı. (197) Öyle ki, bu memnuniyetsizlik, Mağrîb’in Arap valisi Yezid bin Ebû Mûslim Dinar es- Sekafî (? – 721)’nin, mülkiyetini belirtmek için adını kollarına dövme yapmalarını emrettikten sonra, korumalarından birinin elinde ölümüne yol açtı. (198)

     Berberî krallıkları sonunda 7. ve 8. yy’lardaki Arap işgalleri ​​tarafından bastırıldı ve ortadan kaldırıldı. Bu, Berberî nüfûsunu etkileyen, “Araplaştırma” olarak bilinen kültürel ve dilsel asimilasyon sürecini başlattı. “Araplaştırma”, Berberîler arasında Arap dilinin ve Arap kültürünün yayılmasını içeriyordu; bu da Arapça’nın “anadil” olarak benimsenmesine ve İslam’a geçişe yol açtı. Özellikle 7. yy’dan 17. yy’a kadar Mağrîb’e yapılan Arap göçleri bu süreci hızlandırmıştır. (199)

     711 yılına gelindiğinde Berberîler’in İslam’a geçmesinin yardım ettiği Emevî güçleri tüm Kuzey Afrika’yı fethetmişti. Berberîler arasında İslam’ın yayılması, Müslüman Araplar’ın ırkçı ve ayrımcı tutumu nedeniyle, Araplar’ın hakim olduğu İslam Halifeliği’ne desteklerini garanti etmiyordu. Yönetici Araplar, Berberîler’e ağır vergiler uygulayarak, dîn değiştirenlere ikinci sınıf Müslüman muamelesi yaparak ve en kötüsü onları köleleştirerek kendi öz benliklerine yabancılaştırdılar. (200)

     Tıpkı ondan önce Kürdistan’da, Anadolu’da, İran’da, Kafkasya’da, ondan sonra da Hint Yarımadası’nda, Türkistan’da, Balkanlar’da yaptıkları gibi.

     – – – – –

     (*) “Endülüs Dosyası”na seyahatnamenin bir sonraki bölümünde devam edeceğiz.

sediyani@gmail.com

     DİPNOTLAR:

(155): İslam Ansiklopedisi, cilt 5, Hakkı Dursun Yıldız, “Berberîler” maddesi, s. 480, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1992

(156): Northern Africa, History Guild, https://historyguild.org/northern-africa/

(157): Lambert M. Surhone – Mariam T. Tennoe – Susan F. Henssonow, Uqba Ibn Nafi, Betascript Publishing, Mauritius 2011 / Barry Cunliffe, By Steppe, Desert and Ocean: The Birth of Eurasia, s. 363, Oxford University Press, Oxford & New York 2015

(158): İslam Ansiklopedisi, cilt 5, Hakkı Dursun Yıldız, “Berberîler” maddesi, s. 480, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1992

(159): Wikipedya (Arapça), “جامع عقبة بن نافع maddesi, https://ar.wikipedia.org/wiki/%D8%AC%D8%A7%D9%85%D8%B9_%D8%B9%D9%82%D8%A8%D8%A9_%D8%A8%D9%86_%D9%86%D8%A7%D9%81%D8%B9 / Wikipedia (İngilizce), “Great Mosque of Kairouan” maddesi, https://en.wikipedia.org/wiki/Great_Mosque_of_Kairouan / Wikipedia (Almanca), “Hauptmoschee von Kairouan” maddesi, https://de.wikipedia.org/wiki/Hauptmoschee_von_Kairouan / Vikipedi (Türkçe), “Kayrevan Ulu Camii” maddesi, https://tr.wikipedia.org/wiki/Kayrevan_Ulu_Camii

(160): Great Mosque of Kairouan, Discover Islamic Art, https://web.archive.org/web/20130407201059/http://www.discoverislamicart.org/pc_item.php?id=monument%3BISL%3Btn%3BMon01%3B2%3Ben

(161): M’hamed Hassine Fantar, De Carthage à Kairouan: 2000 Ans d’Art et d’Histoire en Tunisie, s. 23, Édition Agence Française d’Action Artistique, Paris 1982

(162): İslam Ansiklopedisi, cilt 5, Hakkı Dursun Yıldız, “Berberîler” maddesi, s. 480, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1992

(163): Ibn Warraq, Why I am not a Muslim, Prometheus Books, New York 2003

(164): Gary Paul Nabhan, Cumin, Camels and Caravans: A Spice Odyssey, s. 128, University of California Press, Londra & Berkeley & Los Angeles 2014

(165): Jamil M. Abun-Nasr, A History of the Maghrib in the Islamic Period, s. 29 – 30, Cambridge University Press, Cambridge & New York & Melbourne 1987

(166): İslam Ansiklopedisi, cilt 5, Hakkı Dursun Yıldız, “Berberîler” maddesi, s. 480, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1992

(167): age

(168): Muhammad al-Fasi – Ivan Hrbek, General History of Africa, cilt 3, H. Monès, “The Concuquest of North Africa and Berber Resistance” bölümü, s. 236, Heinemann Educational Publishers, Paris & Oxford & Portsmouth & İbadan & Gaborene 1998

(169): İslam Ansiklopedisi, cilt 5, Hakkı Dursun Yıldız, “Berberîler” maddesi, s. 480, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1992

(170): Michael Ugarte, Trilogy of Treason: An Intertextual Study of Juan Goytisolo, University of Missouri Press, Columbia 1982

(171): Edward Gibbon, The History of the Decline and Fall of the Roman Empire, bölüm 51: “The Conquest Of Persia, Syria, Egypt, Africa and Spain, by the Arabs or Saracens – Empire of the Caliphs, or Successors of Mahomet – State of the Christians & Co., Under Their Government”, Strahan & Cadell Publishing, Londra 1789

(172): Muhammad al-Fasi – Ivan Hrbek, General History of Africa, cilt 3, H. Monès, “The Concuquest of North Africa and Berber Resistance” bölümü, s. 236, Heinemann Educational Publishers, Paris & Oxford & Portsmouth & İbadan & Gaborene 1998

(173): Emevîler ile ilgili tüm kaynaklar

(174): Edward Gibbon, The History of the Decline and Fall of the Roman Empire, bölüm 51: “The Conquest Of Persia, Syria, Egypt, Africa and Spain, by the Arabs or Saracens – Empire of the Caliphs, or Successors of Mahomet – State of the Christians & Co., Under Their Government”, Strahan & Cadell Publishing, Londra 1789 / Jamil M. Abun-Nasr, A History of the Maghrib in the Islamic Period, s. 30, Cambridge University Press, Cambridge & New York & Melbourne 1987 / İslam Ansiklopedisi, cilt 5, Hakkı Dursun Yıldız, “Berberîler” maddesi, s. 480, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1992 / Muhammad al-Fasi – Ivan Hrbek, General History of Africa, cilt 3, H. Monès, “The Concuquest of North Africa and Berber Resistance” bölümü, s. 236, Heinemann Educational Publishers, Paris & Oxford & Portsmouth & İbadan & Gaborene 1998

(175): age / age / age / age

(176): H. Monès, age

(177): Charles André Julien – Roger Le Tourneau, Histoire de L’Afrique du Nord, s. 13, Édition Praeger, New York 1970

(178): Jamil M. Abun-Nasr, A History of the Maghrib in the Islamic Period, s. 30 – 31, Cambridge University Press, Cambridge & New York & Melbourne 1987

(179): Clifford Edmund Bosworth, Historic Cities of the Islamic World, s. 536, Brill Academic Press, Leiden 2007

(180): Mohamed Talbi, Un Nouveau Fragment de l’Histoire de l’Occident Musulman (62 – 196 / 682 – 812): L’Épopée d’al Kahina, cilt 19, s. 19 – 52, Cahiers de Tunisie, Tunus 1971 / Philippe Sénac – Patrice Cressier, Histoire du Maghreb Médiéval: VIIe-XIe Siècle, s. 111, Édition Armand Colin, Paris 2012

(181): Encyclopédie Berbère, cilt 27, Yves Modéran, “Kahena” maddesi, s. 4102 – 4111, Édition Édisud, Aix-en-Provence 2005 / Mohamed Talbi, age

(182): Zeit der Heldinnen: Lebensbilder Außergewöhnlicher Jüdischer Frauen, Gerda Hoffer, “Dahiya Cahena”, s. 13 – 25, Deutscher Taschenbuch-Verlag, Münih 1999

(183): Mohamed Talbi, Un Nouveau Fragment de l’Histoire de l’Occident Musulman (62 – 196 / 682 – 812): L’Épopée d’al Kahina, cilt 19, s. 19 – 52, Cahiers de Tunisie, Tunus 1971 / Encyclopédie Berbère, cilt 27, Yves Modéran, “Kahena” maddesi, s. 4102 – 4111, Édition Édisud, Aix-en-Provence 2005

(184): Charles André Julien – Roger Le Tourneau, Histoire de L’Afrique du Nord, s. 13, Édition Praeger, New York 1970

(185): Kahina: Die Unerschrockene Berberkönigin, Afrika-Junior, https://www.afrika-junior.de/inhalt/wissen/afrikanische-persoenlichkeiten/kahina-die-unerschrockene-berberkoenigin.html

(186): Ancient History Encyclopedia, Joshua J. Mark, “Kahina” maddesi, https://www.worldhistory.org/Kahina/#google_vignette

(187): Encyclopédie Berbère, cilt 27, Yves Modéran, “Kahena” maddesi, s. 4102 – 4111, Édition Édisud, Aix-en-Provence 2005

(188): İbn-i Haldun, Kitab’el- İber we Diwan’el- Mubtedâ we’l- Xeber fi Eyyam’il- Arab we’l- Acem we’l- Berber wemen Âṣarahum min Zawî’s- Sultan’il- Ekber, Cezayir 1851

(189): Candice Goucher, Women Who Changed the World: Their Lives, Challenges and Accomplishments Through History, ABC-CLIO Publishing, Santa Barbara 2022

(190): Description of 100 Francs 1940, Algeria, https://notescollector.eu/pages/en/notes.php?noteId=1284

(191): Jamil M. Abun-Nasr, A History of the Maghrib in the Islamic Period, s. 31 – 32, Cambridge University Press, Cambridge & New York & Melbourne 1987

(192): Daniel Pipes, Slave Soldiers and Islam: The Genesis of a Military System, s. 124, Yale University Press, Londra & New Haven 1981 / Paul B. Fenton – David G. Littman, Exile in the Maghreb: Jews under Islam, Sources and Documents, 997 – 1912, s. 1, Fairleigh Dickinson University Press, Madison & Teaneck 2016

(193): Philip Khuri Hitti, The Arabs: A Short History, s. 98 – 99, Regnery Publishing, Washington D. C. 1996

(194): Kishori Saran Lal, Theory and Practice of Muslim State in India, s. 103, Aditya Prakashan Publishing, Yeni Delhi 1999

(195): İslam Ansiklopedisi, cilt 5, Hakkı Dursun Yıldız, “Berberîler” maddesi, s. 481, Türkiye Diyanet Vakfı Yayınları, İstanbul 1992

(196): Charles Diehl, L’Afrique Byzantine: Histoire de la Domination Byzantine en Afrique (533 – 709), s. 589, Édition Leroux, Paris 1896 / Clifford Edmund Bosworth, Historic Cities of the Islamic World, s. 536, Brill Academic Press, Leiden 2007

(197): Abd al-Wahid Dhannun Taha, The Muslim Conquest and Settlement of North Africa and Spain, s. 198, Routledge Publishing, Londra & New York 1989

(198): Timothy Joseph Stapleton, A Military History of Africa, s. 22, ABC-CLIO Publishing, Santa Barbara 2013

(199): Clive Holes, Arabic Historical Dialectology: Linguistic and Sociolinguistic Approaches, s. 42, Oxford University Press, Oxford 2018

(200): Daniel Pipes, Slave Soldiers and Islam: The Genesis of a Military System, s. 124, Yale University Press, Londra & New Haven 1981 / Paul B. Fenton – David G. Littman, Exile in the Maghreb: Jews under Islam, Sources and Documents, 997 – 1912, s. 1, Fairleigh Dickinson University Press, Madison & Teaneck 2016

     SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ

     CİLT 13

 


Parveke / Paylaş / Share

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir