Bin Yıldır Arap mı Berberî mi Olduğu Tartışılan Endülüs Fatihi Tarık bin Ziyad, Aslında Kürt müydü?

Parveke / Paylaş / Share

Bin yıldır Arap mı Berberî mi olduğu tartışılan Endülüs fatihi Tarık bin Ziyad, aslında Kürt müydü?

 

     Hem dünya tarihi için, hem Avrupa tarihi için, hem de İslam tarihi için çok önemli bir kişilik olan Endülüs fatihi Tarık bin Ziyad, aynı şekilde gizemli bir isimdir de. Bin yıla yakındır ArapBerberî mi olduğu tartışılan Tarık bin Ziyad’ın, bugün dünyanın geneli Berberî olduğuna inanıyor.

     Endülüs’le ilgili kapsamlı bir çalışma yürüten Kürt araştırmacı yazar ve seyyah İbrahim Sediyani, erken dönem Endülüs İslam Devleti resmî tutanaklarına ve İspanya Krallığı devletinin resmî tarih arşivlerine ulaşarak, Tarık bin Ziyad’ın aslen İran’ın Hamedan şehrinden Cezayir’e köle olarak getirilmiş bir ailenin çocuğu olduğunu ortaya çıkardı.

     İspanya’ya ait İbiza (Eivissa) Adası’na yaptığı bilimsel ve arkeolojik geziden sonra kaleme almaya başladığı ve “Sediyani Seyahatnamesi”nin 13. cildi olan Bir Elimden Fenike Tanrıçaları Tuttu Bir Elimden Endülüs Âlimleri, Ben İbiza Adası’nda Tatil Yaparken Katalonya’nın Bağımsızlık Güneşinin Altında” başlıklı “Endülüs Seyahatnamesi”nin 26. bölümünde Tarık bin Ziyad’ın aile kökenini ve etnik aidiyetini irdeleyen Sediyani, ilginç bulgulara ulaştı. (Makalenin linki: https://www.sediyani.com/?p=47610)

     Sediyani’nin yaptığı araştırmaya göre, Tarık bin Ziyad’ın Berberî olduğuna dair iddiâlar ilk kez 12. yüzyılda başlayarak ortaya atılıyor. Yani Tarık bin Ziyad’dan taa 400 yıl sonra. Bunu ilk yapan ise, kendisi de bir Berberî olan coğrafyacı ve haritacı Şerif el- İdrisî. O’ndan önce ve 12. yüzyıldan önce, Tarık bin Ziyad’ın Berberî olduğunu söyleyen hiçbir kayıt yok, tek bir yazılı belge dahi yok. Tarık bin Ziyad’ın Arap olduğuna dair iddiâlar ise bu tarihten de daha sonra başlayan bir tarihi çarpıtma süreci. Berberî tarihçiler O’nun Berberî olduğunu yazdıktan sonra, “onlardan geri kalmak istemeyen” Arap tarihçiler de Arap olduğunu yazmaya başladılar.

     Tarık bin Ziyad’ı Berberî yapmaya çalışan Berberî tarihçiler, Sediyani’ye göre, biraz da bilgisizliğin kurbanı olmuşlar. Cezayir’de doğup yaşamış Tarık bin Ziyad’ı nispet ettikleri Berberî aşiretlerin tamamı, Tarık’ın doğduğu ve yaşadığı dönemde Cezayir’de değil, Libya topraklarında yaşıyorlardı. Sediyani’ye göre sadece bu bile, Tarık’ı Berberî yapmaya çalışan tarihçilerin nasıl da düzmece bir iddiâyla bunu söylediklerini, hiçbir bilgiye dayanmadan konuştuklarını göstermektedir.  

     Sediyani’ye göre, Tarık bin Ziyad’ın gerçek kimliğini tespit etmek için, bu büyük şahsiyeti kendisine çekmeye çalışan Arap ve Berberî tarihçilerin yazdıklarını bir kenara bırakmamız gerekiyor. “Hiçbir kaynak ve belge göstermeden Tarık’ı Arap veya Berberî yapanların yazdıklarının güvenilir bir tarafı yok çünkü” diyen Sediyani, “Ayrıca, konunun ve Endülüs coğrafyasının tamamen dışında olan İtalyan, Alman ve İngiliz tarihçilerin yazdıklarını da bir tarafa bırakmamız gerekiyor, ki onlar da zaten İslamî kaynakları tarayıp orada yazılanları tekrar ediyorlar” diye de ekliyor. Sediyani şöyle diyor: “Bunu tespit etmenin en güvenilir ve belki tek güvenilir yolu, İspanya’daki erken dönem tarihsel ve resmî kayıtların ne yazdıklarını araştırıp bulmaktır.”

     Böyle düşündükten sonra aylarca süren titiz çalışmalarının sonucunda, erken dönem Endülüs İslam Devleti resmî tutanaklarına ve İspanya Krallığı devletinin resmî tarih arşivlerine ulaşan araştırmacı yazar İbrahim Sediyani, bin yıldır bize anlatılan şeylerden tamamen farklı ve epeyce sarsıcı bilgilere ulaşıyor. İspanya’daki erken dönem tarihsel ve resmî kayıtlarda, Tarık bin Ziyad’ın, İran’ın Hamedan şehrinden bir ailenin çocuğu olduğu açık biçimde yazıyor. Bunlar Endülüs İslam Devleti’nin kendi resmî tarih kayıtları olan ve Tarık bin Ziyad’ın 711 yılında gemilerle Cebelitarık Boğazı’na çıkmasından başlayarak tâ 10. yüzyıl sonuna kadar bütün tarihsel süreci kayıt altına almış olan ve Arapça yazılmış tutanakların, İspanya devletinin resmî tarih kurumu tarafından basılan İspanyolca tercümesi.

     Hamedan’ın Arap İslam orduları tarafından ele geçirilmesi, 645 yılında. Tarık bin Ziyad’ın doğum tarihi ise 670. Arada sadece 25 sene var. Sediyani’nin araştırmasına göre, Tarık bin Ziyad’ın anne ve babası Müslüman Araplar tarafından köleleştirilip Hamedan’dan Cezayir’e getirildikten sadece 25 yıl sonra Tarık Cezayir’de dünyaya geliyor. Tarık bin Ziyad, Müslüman bir ailenin çocuğu değil. Hatta kendisi de hayatının bir dönemine kadar Müslüman değildi. Muhtemelen Zerdüştî idi. Köle statüsünde olan bu insan daha sonra Müslüman oluyor. Müslüman olduktan bir süre sonra da azad ediliyor.

     Bunları tespit ettikten sonra, İranlı bazı İslam âlimi ve tarihçi dostlarıyla iletişime geçen Kürt yazar Sediyani, onlardan, kendisi için Hamedan şehrinin arşivlerine girmelerini, Hamedan’la ilgili tarihî kaynakları ve eski Farsça eserleri tarayıp, Hamedan nüfûsunun 7. yüzyıldaki, yani “İslam fethi” zamanındaki etnik dağılımını kendisine bildirmelerini rica ediyor. Ve haftalarca onlardan gelecek cevapları bekliyor. İran’da bu âlimler hummalı bir çalışmayla ortaya çıkarıyorlar ki, Hamedan şehrinin 7. yüzyıldaki, yani “İslam fethi” zamanındaki nüfûsu tümüyle Kürt.

     Antik Yunan tarihçi Heredot’a göre, Hamedan zaten Kürtler’in ataları olan Medler tarafından kurulan ve şehir yapılan bir yerleşim. Bu nedenle Hamedan şehrinin adındaki “med” ibaresi bile Kürt Med ulusuna âtıf yapıyor ve şehrin ismi “Medler’in yeri” veya “Medler’in yaşadığı yer” anlamına gelmektedir. İslam ordularının İran’ı ele geçirdiği 642 – 645 yıllarında da Hamedan şehrinin halen nüfûsu tümüyle Kürt. Dolayısıyla Sediyani’nin ortaya çıkardığı bilgilere göre, “Tarık bin Ziyad ve ailesinin Kürt olma olasılığı yüzde yüz bir gerçekliktir.”

     Sosyoloji ilminin kurucusu olarak kabul edilen ve 14. yüzyılda yaşamış olan İbn-i Haldun, “Berberî Tarihi” adlı kitabında, Cezayir’de çok sayıda Kürt nüfûsun yaşadığını ve bunların zamanla etnik kimliklerini yitirip “Berberîleştiğini” söylemektedir. Hatta İbn-i Haldun, bu eserinde, sözünü ettiği Kürt aşiretlerinden bazılarının isimlerini de vermektedir.

     Tarık bin Ziyad’ın, gerçekten de – bize anlatıldığı gibi – Emevîler’in Kuzey Afrika Valisi Musa bin Nuseyr’in emri ve görevlendirmesiyle mi İspanya’yı fethe çıktığı yoksa Musa bin Nuseyr böyle bir harekâtı hiç istemediği ve hatta Tarık’ı engellemeye çalıştığı halde, Tarık’ın Musa’yı dinlemeden ve emirlerine uymadan, etrafına birkaç savaşçı toplayarak kendi başına mı hareket ettiği konusunun bile tartışmalı olduğunu belirten yazar İbrahim Sediyani, şunları söylüyor: “Bu önemli hususta farklı kaynaklar arasında tartışmalar var ve birçok tarihçi, Tarık bin Ziyad’ın kendi başına hareket ettiğini söylüyor. Hatta tarihçilerin söylediğine göre, Tarık bin Ziyad kendisine hiç verilmemiş görevleri üstlendi ve bırakın Musa bin Nuseyr’in emriyle İspanya’yı fethe çıkmasını, İspanya’yı fethe çıkarken Musa bin Nuseyr’e haber bile vermedi. İspanya’nın fethi harekâtını öğrendiğinde bilakis Musa bin Nuseyr büyük bir öfkeye kapılıyor ve Tarık bin Ziyad’a kin duymaya başlıyor. Musa bin Nuseyr, Tarık bin Ziyad’ı tutuklayıp zincire vurmayı hatta O’nu öldürmeyi bile düşünüyor.

     Bazı kaynaklarda, Tarık bin Ziyad’ın tüm seferlerinde yanında bir kadın olduğu ve 711 yılında gemilerle Cebelitarık’a geçip İspanya’yı fethettiklerinde de, Tarık’ın yanında Ümmü Hakim adlı bu kadının bulunduğu bilgisinin yazılı olduğunu aktaran Sediyani, “Ancak ilişkilerinin doğası belirsizliğini koruyor; Ümmü Hakim adlı bu kadın Tarık bin Ziyad’ın karısı mı, kızkardeşi mi, yoksa sevgilisi mi, bu bilinmiyor” diyor.

     Dünya tarihinde bir çığır açan ve adetâ dünyanın dînî ve siyasî iklimini tümden değiştiren tarihsel bir kişilik olan Tarık bin Ziyad ile ilgili Kürt yazar İbrahim Sediyani’nin bu araştırması, bazı şeylerin yeniden sorgulanmasına yol açabilecek nitelikte.

     Ancak burada asıl sorgulanması gereken bir husus da, muazzam bir tarihi olan ve dünya tarihinde iz bırakmış pekçok önemli hadise ve değişime imza atmış Kürtler, bu tarihsel miraslarını nasıl kaybettiler ve bugünkü kimliksiz, statüsüz durumlarına nasıl düştüler olmalıdır.

     SEDİYANİ HABER

     19 EYLÜL 2024

 


Parveke / Paylaş / Share

One Reply to “Bin Yıldır Arap mı Berberî mi Olduğu Tartışılan Endülüs Fatihi Tarık bin Ziyad, Aslında Kürt müydü?”

  1. Kendi aklımızı kullanmadığımız sürece, önümüze konulan akılla ! Arap ,Türk, alman fransız, iskoç vs. Olurduk… Ha isteseler kimbilir çin, japon kökenli de olabiliriz. Yüreğinize sağlık üstad. Tarihe mirastır emeğiniz

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir