6 AĞUSTOS
BÜYÜK BRİTANYA VE KUZEY İRLANDA BİRLEŞİK KRALLIĞI
Sabah uyandığımda, yeni ve yorucu bir güne kendimi hazır hissediyordum. Dünkü yorgunluktan eser yoktu.
Büyük Britanya ve Kuzey İrlanda Birleşik Krallığı’na ait İngiltere ülkesinde, bu ülkedeki bir haftalık sürem boyunca ikamet yerim olacak olan Yorkshire ve Humber (İng. Yorkshire and the Humber) bölgesinin York şehrinde, dün muhteşem bir gün geçirdim. Bu tarihî şehrin her köşesini gezdirdiler bana. Hem de yürüyerek.
Fakat bugün yürüyerek değil, arabayla gezeceğiz. Uzağa gidiyoruz. York şehrinden ayrılacağız ve doğuya, Kuzey Denizi (İng. North Sea; İsk. German Ocean; Nrv. Nordsjøen; İsv. Nordsjön; Dan. Nordsøen; Friz. Noardsee; Alm. Nordsee; Flm. Noordzee; Frsz. Mer du Nord) kıyısına gideceğiz.
İngiltere’nin Kuzey Denizi kıyısındaki iki turistik şehrini gezeceğiz. Önce Scarborough, ardından kuzeyindeki Whitby.
Scarborough’a gitme sebebimiz, buradaki “Rotunda Museum” (Rotunda Müzesi) adlı meşhur dinozor müzesini gezmek. Orada dinozorların izini süreceğiz ve siz sevgili gönüldaşlarımızı tarihöncesine götüreceğiz. Whitby’ye gitme sebebimiz ise, buranın kadim bir Viking yerleşimi olması ve ayrıca İngiltere’nin bugün en gözde turistik ilçesi.
Ayrıca dünkü yürüyerek yaptığımız geziyi, kıymetli kardeşim Nevzat Töre ile beraber yapmıştık. Fakat bugünkü arabayla uzak geziye, Nevzat hânımını ve oğlunu da getirecek. Ailece gezeceğiz.
Nevzat’ın amcasıoğlu ve aynı zamanda işçisi olup, bekâr olan Serhat Töre’nin evinde kalıyorum, bir hafta boyunca da O’nun York’un doğusundaki Tang Hall semtinde bulunan evinde misafir edileceğim.
Sabah kalktığımda Serhat yoktu, çünkü erkenden işe gidiyor çocuk. Evde yalnızdım. Kalkıp kendime bir asma çay yaptım. Bir yandan sabah çayımı yudumlarken, bir yandan da cep telefonumdan “haberler”e, daha doğrusu “spor haberleri”ne baktım. Mâlum; transfer dönemi. Kim hangi oyuncuyu almış / alıyor, bakıyorum…
Öylece Nevzat’ın gelmesini bekliyorum. Bir süre sonra telefonum çalıyor. Arayan Nevzat:
– Selamun aleykum, Sediyani abê.
– Ve elli kilo selam. 🙂
– 🙂 🙂
– 🙂 🙂
– Abi nasılsın? Rahat ettin mi?
– Hem de o biçim…
– Abi orda rahat etmiyorsan, seni bir otele de yerleştirebiliriz haa…
– Laa saçmalama Nevzat, ne oteli? Burası çok iyi.
– Ne bileyim? Sonra mahçup olmiyax yani. 🙂
– Yok olmazsınız, benim Almanya’daki evim de böyle. 🙂
– İyi o zaman. Biz yarım saat kadar sonra ordayız, seni alacağız. Ona göre hazır ol.
– O. K.
– Hadi görüşürüz abi.
– Görüşürüz abican.
Yarım saat sonra geliyorlar. Kapıyı arkamdan kapatıp, dışarı çıkıyorum. Araba evin önünde beni bekliyor.
Arabanın direksiyon koltuğunda Nevzat, arka koltukta ise Faslı olan eşi Necwa Hanım ve 2 yaşındaki dünya tatlısı ve bir o kadar afacan oğulları Noyan var. Selam veriyor ve direksiyonun yanındaki yan koltuğa oturuyorum.
İngiltere’de direksiyonlar sağda, trafik akışı ise soldan. Ama bu benim yabancı olduğum bir durum değil. Daha önce Pakistan, Kenya, Bangladeş gibi ülkelerde de şahit olmuştum buna.
Yolculuğumuz başlıyor…
İstikamet, İngiltere’nin en doğusundaki, Kuzey Denizi kıyısındaki Scarborough ilçesi. Aramızdaki uzaklık, 65 km.
Tang Hall semtinden çıktıktan sonra Heworth mahallesini, sonra da Huntington semtini geride bırakarak York şehrini terkediyoruz ve A 64 otoyoluna çıkıyoruz.
2 yaşındaki Noyan, yolculuk boyunca bizim neşemiz. O kadar tatlı ki, alıp yiyesi geliyor insanın. Bir o kadar da afacan, iki dakika yerinde tutamıyorsun. Özellikle konuşmaya başladığında, gerçekten alıp yemek istiyorsun. Çok tatlı konuşuyor. 🙂
Dün akşam evde babası ona birşey öğretmiş, yol boyunca tekrarlayıp duruyor: “İbo şelebzij, baba namüşij.” (İbo şerefsiz, baba namussuz.) 🙂 🙂 🙂
Tabiî Noyan her böyle söylediğinde, biz gülmekten kırılıyoruz…
Biz yolda Nevzat’la sohbet derken, Noyan arkadan lafını gönderiyor. Nevzat her konuştuğunda, Noyan arkadan “Baba namüşij” (Baba namussuz) diye sesleniyor, ben her konuştuğumda, Noyan arkadan “İbo şelebzij” (İbo şerefsiz) diye sesleniyor.
Nevzat:
– İbrahim abi, İngiltere’yi nasıl buldun? Beklediğin gibi çıktı mı?
Noyan:
– Baba namüşij. (Baba namussuz.)
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
Ben:
– Valla çok güzel, hoşuma gitti. Bu kadar güzel olduğunu tahmin etmiyordum.
Noyan:
– İbo şelebzij. (İbo şerefsiz.)
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
Nevzat:
– İyi, mamoste. Beğendiğine sevindim.
Noyan:
– Baba namüşij. (Baba namussuz.)
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
Nevzat, eşi Necwa Hanım’a dönerek:
– You know, Ibrahim is a very famous writer. He has 10 books. If you knew about his scientific studies, especially about Kurdish history and the history of religions, you would be amazed. (Biliyor musun, İbrahim çok ünlü bir yazardır. 10 tane kitabı var. Özellikle Kürt tarihi hakkında ve dînler tarihi hakkında yaptığı bilimsel çalışmaları bilsen, hayret edersin.)
Noyan:
– İbo şelebzij. (İbo şerefsiz.)
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
Necwa cevap vererek ve bana dönerek:
– Is that so? Very wonderful, Mr. Ibrahim, congratulations. So how did you meet Nevzat? (Öyle mi? Çok güzel, İbrahim Bey, tebrik ederim. Peki Nevzat’la nasıl tanıştınız?)
– Ben:
– Nevzat was also one of my followers. He messaged me one day. That’s how we met. (Nevzat da benim takipçilerimden biriydi. Bir gün mesaj attı bana. Böylece tanıştık.)
Noyan:
– Baba namüşij. (Baba namussuz.)
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
Noyan durmadan bize böyle küfredince, annesi Necwa Hanım öfkeleniyor ve Nevzat’a fırça çekiyor:
– Nevzat! Why do you always teach Noyan such bad things? How many times have I told you to teach him good things. Don’t make the child like yourself! (Nevzat! Neden Noyan’a hep böyle kötü şeyler öğretiyorsun? Sana kaç defa dedim, ona güzel şeyler öğret diye. Çocuğu da kendine benzetme!)
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
Bütün yolculuğumuz böyle geçti; Noyan’dan küfür yiyerek ve gülmekten kırılarak…
York ile Scarborough arasında şehir yani büyük yerleşim birimi hemen hemen hiç yok. 55 dakika süren yolculuğumuz boyunca ıssız topraklardan geçerek yol alıyoruz. Sadece yer yer karşımıza çıkan köy ve kasabalar var. 65 km’lik York – Scarborough yolculuğunda, sırasıyla Stockton on the Forest, Flaxton Moor, Barton Hill, Whitwell-on-the-Hill, Crambeck Village, Crambeck, Musley Bank, Malton, Old Malton, Scagglethorpe, Rilington, Scampston, West Knapton, East Knapton, West Heslerton, Sherburn, Potter Brompton, Ganton, Willerby, Staxton, Eastfield, Crossgates ve Musham Bank köy ve kasabalarının içinden veya yanından geçerek, Scarborough şehrine varıyoruz.
Scarborough’a, şehrin güneyinden giriyoruz…
Burası, Weaponness Vadisi. Girişte, doğu (gidiş yönümüze göre, sağ) tarafımızda Mere adlı bir göl var.
Mere, Scarborough şehrinin güney girişinde, Weaponness Vadisi’nde bulunan doğal bir göl.
Gölün tarihteki eski şekli hatta ismi ile bugünkü şekli ve ismi arasında değişiklikler var. Örneğin İngiltere’nin başkenti Londra (İng. London)’da 1731 – 1907 yılları arasında periyodik olarak yayınlanan aylık “The Gentleman’s Magazine” adlı dergide, coğrafyacı ve haritacı Thomas Bowen (? – ?) tarafından 1766 tarihinde yayınlanan bir haritada, bu gölden, “a lake called Byard’s Lake” (Byard Gölü adı verilen bir göl) denilerek bahsedilmektedir. Burdan, Mere Gölü’nün 18. yy’da isminin Byard Gölü olduğunu öğreniyoruz.
Eskiden 40 dönümlük (16 hektarlık) bir alanı kaplayan York – Kuzey Midland Demiryolu Hattı’nın York’tan Scarborough’a inşâsı, 1845 yılında Mere Gölü’nü ikiye böldü. Bunun ve drenaj, peyzaj gibi diğer faktörlerin etkisiyle, gölün yüzey alanı artık 16 dönüm (6, 5 hektar) civarındadır.
Geride bıraktığımız 20. yy’da Mere Gölü, kürekli tekneler, bir kafe ve “putting green” ile Scarborough Corporation’a ait popüler bir turistik cazibe merkeziydi. Ayrıca tatilcilerin dublon kazabileceği “Treasure Island”a seferler düzenleyen “Hispaniola” adında minyatür bir İspanyol kalyonu da vardı. Gölün taranması ve bakımı zamanla azaldı; artan silt ve yosun, su yoluyla yapılan faaliyetlerin durmasına neden oldu.
Mere Gölü günümüzde Oliver’s Mount Country Park’ın bir parçasıdır ve “Scarborough Mere Angling Club” tarafından balık tutma gölü olarak yönetilmekte. Güney ucu ise su kayağı yapanlar tarafından kullanılmakta.
Mere Gölü, benim Britanya topraklarında gördüğüm 2. göl.
Scarborough şehrine girdikten sonra, A 64 otoyolundan çıkıyoruz ve sağa dönerek “Valley Road” (Vadi Yolu) adlı caddeye giriyoruz. Bu yol üzerinde, deniz kıyısına varana kadar seyrediyoruz. Sonra kıyıya az bir mesafe kala, bir dairede sola dönüp, “Vernon Road” adlı caddeye giriyoruz. Gitmek istediğimiz yer, bu caddenin hemen başında.
Arabayı uygun bir yere park edip dışarı çıkıyoruz…
Britanya’daki en ünlü dinozor müzesi olan “Rotunda Museum” (Rotunda Müzesi) adlı müzenin önündeyiz. Bugünkü geziye bu müzeyi gezerek ve tarih-öncesi dönemde yaşamış dinozor kardeşlerimizle hoşça vakit geçirerek başlayacağız.
Açık ve yüksek bir alandayız. Rotunda Müzesi’nin önündeyiz ve diğer tarafa baktığımızda ise üstten Cliff Köprüsü (İng. Cliff Bridge)’ne ve hemen ardındaki Kuzey Denizi sularına bakıyoruz.
Cliff Köprüsü, daha önce Spa Köprüsü olarak bilinirdi. Bu bir yaya köprüsü. Vadiyi “St. Nicholas Cliff”ten “The Spa”ya kadar kaplayan köprü 1827 yılında tamamlanmıştır.
Scarborough’da 17. yy’da kaplıca sularının keşfedilmesiyle, ilçenin güney kısmı binlerce ziyaretçi almaya başlamıştı. Ancak “The Spa”ya “South Bay” sahilinden ulaşmak kolay olsa da, ilçenin “St. Nicholas Cliff” bölgesinden ulaşmak için dik bir iniş gerekiyordu.
Orijinal “Spaw”a ve mineral kaynağına erişim sağlamak için, yeni kurulmuş olan “Cliff Bridge” şirketi, 1826 yılında “Spa”yı şirketten kiralamak ve “St. Nicholas Cliff”ten “Spa”ya kadar vadinin uçurumunu kaplayacak zarif bir demir yaya köprüsü inşâ ederek ticarî potansiyelini en üst düzeye çıkarmak için kuruldu. Köprü hemen bir sonraki yıl, 1827’de tamamlandı. Ancak hızlı inşaat hızına rağmen, yaklaşık 7000 Sterlin (£)’e (2023’te 765.000 £’e eşdeğer) mal oldu, bu da tahmin edilen masrafın iki katıydı. 19 Temmuz 1827’de bir açılış töreni düzenlendi ve bu törende köprüden yüksek hızda atlar tarafından bir posta arabası çekildi.
Çok kullanılan köprü, kısa sürede bir gişe köprüsü haline geldi ve köprünün “St. Nicholas Cliff” ucuna bir gişe kuruldu. Düzenli kullanıcılar için, köprüye ve “Spa”ya bir, iki veya dört haftalık süreler için sınırsız erişim sağlayan sezonluk biletler mevcuttu.
1951 yılında “Corporation of Scarborough” şirketi köprüyü satın aldı, geçiş ücretlerini kaldırdı ve geçiş ücreti kulübesini yıktı.
Cliff Köprüsü, 22 Aralık 1953’te “İngiltere Ulusal Miras Listesi”nde “II. Derece Listelenmiş Bir Bina” olarak kaydedilmiştir. II. Derece, üç listeleme derecesinin en düşüğüdür ve “ulusal açıdan önemli ve özel ilgi çeken binalar” için uygulanır.
Köprü, köprünün tüm genişliğini kaplayan yeni ahşap kirişler, ana köprü tabliyesinin değiştirilmesi, tüm metal bileşenlerin yenilenmesi ve yeniden boyanması dahil olmak üzere, 700.000 £’lik bir genel yenileme projesi için Kasım 2009’dan Nisan 2010’a kadar halka kapalıydı. Köprü yenilemesi, Kuzey Yorkshire İlçe Konseyi’ni “2011 Tarihî Köprü ve Altyapı Ödülleri”nde üç ana kazananlardan biri yaptı.
Vadiden 23 m yüksekteki köprü, 126 m uzunluğunda ve 4, 1 m genişliğindedir. Köprünün, taş dayanakları olan düz, sivrilen taş iskeleler üzerinde dört adet segmental destekli demir kemeri var. Yürüyüş yolu 126 m uzunluğunda. Çok açıklıklı dökme demir ise köprünün nadir bir örneği.
Gördüğüm muhteşem manzara karşısında adetâ büyüleniyorum. Nevzat’a dönerek, şöyle diyorum:
– Ya abican burası muhteşem yaa, çok güzel bir yer…
Noyan:
– İbo şelebzij. (İbo şerefsiz.)
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
Nevzat da aynı fikirde:
– Evet abi, buralar gerçekten çok hoş. Zaten bu yüzden bir sürü turist geliyor buraya.
Noyan:
– Baba namüşij. (Baba namussuz.)
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
– 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂 🙂
Köprünün hemen arkasında, deniz kenarında bembeyaz bir deniz feneri var. “Scarborough Lighthouse” adlı bu deniz fenerini, baktığımız yerden görebiliyoruz.
Scarborough İskelesi Deniz Feneri (İng. Scarborough Pier Lighthouse), Scarborough Belediye Meclisi’nin sahibi olduğu ve işlettiği, Vincent İskelesi’nde aktif bir navigasyon yardımcısı. Deniz feneri 1806 yılından kalmadır, ancak I. Dünya Savaşı (1914 – 18) esnasında, 1914’teki Alman bombardımanında aldığı hasarın ardından yeniden inşâ edilmesi gerekmiştir.
1732 yılında, “York Kontluğu’ndaki Scarborough İskelesi ve Limanı’nı Genişletmek için Parlamento Yasası” çıkarıldı. 20 yıl sonra, 14. yy’dan kalma eski iskeleyi genişletme çalışmaları William Vincent (? – ?) adlı bir mühendis tarafından üstlenildi (adı daha sonra yeni yapıyla ilişkilendirildi).
Vincent İskelesi’nden bir ışığın gösterildiğine dair en erken referans 1804 yılındandır ve 1806’da üzerinde Nixon (? – ?) adlı bir araştırmacı tarafından tasarlanıp inşâ edilen bir deniz feneri olduğu kesin olarak tanımlanmıştır: Düz çatılı dairesel bir tuğla bina, üstünde kömürle çalışan bir mangal. Gelgit feneri olarak çalışıyordu. Çok geçmeden mangal kaldırıldı ve ışık, kulenin içindeki bir ışık odasına yerleştirilen ve dikdörtgen bir pencereden gösterilen altı don yağı mumuyla sağlandı. Başlangıçta kalay kaplama alevi güçlendirdi; 1818’de bakır bir reflektör yerleştirildi.
1843 yılında kulenin yüksekliği 5, 2 m artırılarak toplam yüksekliği 16 m’ye çıkarıldığında önemli iyileştirmeler yapıldı; aynı zamanda liman başkanı ve bekçisi için yeni konaklama yerleri sağlandı. Ertesi yıl yeni bir fener odası eklendi ve içine şehrin gaz tesislerine bir bağlantıyla beslenen en son “bude-light” biçimi yerleştirildi. Denize doğru kırmızı, limana doğru beyaz parlıyordu ve 13 deniz mili (24 km) öteden görülebiliyordu. Geceleri lamba yakılırdı ve gündüzleri iskeleler arasında 3, 7 m ve limanın içinde 3 m su derinliği olduğu sürece kırmızı bir bayrak dalgalandırılırdı (daha sonra, bayrağın kullanımının yerini küre şeklinde bir gün işareti aldı). Bude-light, çok parlak olmasına rağmen gaz tüketimi açısından çok maliyetliydi ve 1845’te, menzili sadece 4 nmi (7, 4 km) olan çok daha küçük 4 inçlik beş mantolu bir gaz brülörü ile değiştirildi. 1850’de konaklama bloğuna ek bir kat eklendi.
Dünyanın o güne dek gördüğü en büyük savaş olan I. Dünya Savaşı sırasında, deniz feneri elektrik enerjisine dönüştürülmüştü. 16 Aralık 1914’te Alman İmparatorluk Donanması, Scarborough, Hartlepool ve Whitby’ye bir baskın düzenledi. Scarborough 520’lik mermilerle vuruldu ve 18 insan öldürüldü. Kasabaya atılan son atış, deniz fenerinin merkezine isabet etti; mermi patlamasa da, kuleyi oldukça dengesiz bırakacak kadar yapısal hasara yol açtı. Üç gün sonra, üst yarısı yıkıldı. Yeniden inşâsı için kamu fonu yoktu ve sadece 500 £’e sigortalıydı.
Savaştan sonra, Scarborough Kasabalılar Loncası onarımların maliyetini karşılamak için halktan bağış topladı; sonunda bu şekilde 2225 £ topladılar ve 22 Aralık 1931’de yeniden inşâ edilen deniz feneri tekrardan aydınlatıldı. Yeniden inşâ edilen kule 15 m yüksekliğindeydi ve sekizgen bir fener de tepesindeydi. Başlangıçta kırmızı ışık gösteriyordu, ancak bunun artık şehrin ışıklarından ayırtedilemediği yönünde şikâyetler vardı, bu yüzden özelliği beyaz izofaz ışık olarak değiştirildi. Ayrıca bir sis düdüğü de sağlandı.
Bitişikteki konaklama yerleri 1937 yılında liman başkanı tarafından boşaltıldı (1952’den beri Scarborough Yat Kulübü’nün merkezi olarak hizmet veriyorlar). 1940’ta ışığı yönetme sorumluluğu Liman Komiserleri’nden Belediye Meclisi’ne devredildi.
Ortam çok güzel. Manzara harikulade. Keyfimiz ise oldukça yerinde ve mutluyuz.
Scarborough şehrini gezmeye, Britanya’daki en ünlü dinozor müzesi olan ve kapısının önünde olduğumuz Rotunda Müzesi’ni gezerek başlayacağız.
Büyük bir heyecanla, müzenin kapısından içeriye adımımızı atıyoruz…
Ben ve Nevzat:
– Bismillahirrahmanirrahim, başlıyoruz…
Noyan:
– İbo şelebzij, baba namüşij. (İbo şerefsiz, baba namussuz.)
sediyani@gmail.com
SEDİYANİ SEYAHATNAMESİ
CİLT 15
FOTOĞRAFLAR:
Bugün, İngiltere’nin Kuzey Denizi kıyısındaki iki turistik şehrini gezeceğiz. Önce Scarborough, ardından kuzeyindeki Whitby. (İNGİLTERE)
Burası, Weaponness Vadisi. Girişte, doğu (gidiş yönümüze göre, sağ) tarafımızda Mere Gölü var. (İNGİLTERE)
Scarborough şehrine girdikten sonra, A 64 otoyolundan çıkıyoruz ve sağa dönerek “Valley Road” (Vadi Yolu) adlı caddeye giriyoruz. Bu yol üzerinde, deniz kıyısına varana kadar seyrediyoruz. Sonra kıyıya az bir mesafe kala, bir dairede sola dönüp, “Vernon Road” adlı caddeye giriyoruz. Gitmek istediğimiz yer, bu caddenin hemen başında. (İNGİLTERE)
Britanya’daki en ünlü dinozor müzesi olan “Rotunda Museum” (Rotunda Müzesi) adlı müzenin önündeyiz. Bugünkü geziye bu müzeyi gezerek ve tarih-öncesi dönemde yaşamış dinozor kardeşlerimizle hoşça vakit geçirerek başlayacağız.
Açık ve yüksek bir alandayız. Rotunda Müzesi’nin önündeyiz ve diğer tarafa baktığımızda ise üstten Cliff Köprüsü (İng. Cliff Bridge)’ne ve hemen ardındaki Kuzey Denizi sularına bakıyoruz. (İNGİLTERE)
Vadiden 23 m yüksekteki köprü, 126 m uzunluğunda ve 4, 1 m genişliğindedir. Köprünün, taş dayanakları olan düz, sivrilen taş iskeleler üzerinde dört adet segmental destekli demir kemeri var. Yürüyüş yolu 126 m uzunluğunda. Çok açıklıklı dökme demir ise köprünün nadir bir örneği. (İNGİLTERE)
Köprünün hemen arkasında, deniz kenarında bembeyaz bir deniz feneri var. “Scarborough Lighthouse” adlı bu deniz fenerini, baktığımız yerden görebiliyoruz. (İNGİLTERE)
Scarborough Cliff Bridge, 6 Ağustos 2023