1925 Şeyh Said Kıyamı, 1879 Şeyh Ubeydullah Kıyamı’nın Devamıdır
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Elâzığ İl Teşkilatı tarafından Elâzığ Atapark’ta düzenlenen Şeyh Said’i Anma ve Anlama Paneli’ne Şeyh Said’in torunu Diyadin Fırat ve Elâzığlı gazeteci – yazar İbrahim Sediyani konuşmacı olarak katıldılar.
Laik – kemalist esaslar üzerine kurulan ve bunu ırkçı – şoven bir çizgide hayata geçiren Cumhuriyet rejimine karşı gerçekleştirilen ilk büyük kıyam hareketi olan 1925 Şeyh Said Kıyamı’nın aziz rehberi Palu’lu Şeyh Said ve dâvâ arkadaşları, Diyarbakır’da idam edilerek şehîd edilmelerinin 88. sene-i devriyelerinde Elâzığ’da düzenlenen bir etkinlikle anıldılar.
QUR’ÂN-I KERÎM TİLAVETİYLE BAŞLADI
Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Elâzığ İl Teşkilatı tarafından Elâzığ Atapark’ta düzenlenen Şeyh Said’i Anma ve Anlama Paneli’ne Şeyh Said’in torunu Diyadin Fırat ve Elâzığlı gazeteci – yazar İbrahim Sediyani konuşmacı olarak katıldılar.
Elâzığ halkının büyük ilgi gösterdiği etkinlik Qûr’ân-ı Kerîm tilaveti ve Kürtçe mevlid okunmasıyla başladı. Okunan Qûr’ân ve edilen dûâlardan sonra 1925 Kürdistan İslamî Kıyamı’nın şehîd âlimleri için bir dakikalık saygı duruşunda bulunuldu.
“KÜRT HALKI ŞEYH SAİD GİBİ ÖNCÜLERE SAHİPTİR”
Programın açılış konuşmasını yapan BDP Elâzığ İl Teşkilâtı Başkanı Turan Çelik, Atapark’ı hınca hınç dolduran vefâkâr Elâzığ halkına teşekkür ederek başladığı konuşmasında, daha çok gündeme ve içinde bulunulan “Barış Süreci”ne değindi. Çelik, sürecin Kürt halkında yeni bir umut ve beklenti doğurduğunu belirterek, Kürt sorununun adalet ve eşitlik temelinde çözümü konusunda herkesin elini taşın altına koyması gerektiğini söyledi. Kürt halkının yüz yıldır baskı, inkâr ve imhâdan başka birşey görmediğini vurgulayan Çelik, “Ama bütün bunlara rağmen halkımız bugün hâlâ dimdik ayaktadır, varlığını ve kimliğini koruma mücadelesini sürdürmektedir. Çünkü Kürt halkı, Şeyh Said gibi öncülere sahiptir” dedi. Şeyh Said’i yalnız anmak değil, aynı zamanda anlamak gerektiğini de ifade eden BDP Elâzığ İl Teşkilâtı Başkanı Turan Çelik, “Şeyh Said’i anladığı ve yolundan sapmadığı müddetçe zafer Kürt halkının olacaktır” şeklinde konuştu.
ŞEYH SAİD – SEYYÎD RIZA BULUŞMASI
Daha sonra kısa birer selamlama konuşması yapmak üzere kürsüye Şeyh Said’in torunu Kasım Fırat ve Seyyîd Rıza’nın torunu Rüstem Polat çıktılar. Şeyh Said’in torunu ile Seyyîd Rıza’nın torununu aynı platformda buluşturan bu selamlama konuşmaları salonda duygusal anların yaşanmasına vesile oldu.
Ardından panel başladı. Moderatörlüğünü Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (Eğitim – Sen) Elâzığ Şube Başkanı Halit Ateş’in yaptığı panelin konuşmacıları Şeyh Said’in torunu Diyadin Fırat ile Şeyh Said ve Kıyamı üzerine yaptığı çalışmalarıyla bilinen Elâzığlı yazar İbrahim Sediyani idiler. Diyadin Fırat konuşmasını Kürtçe, İbrahim Sediyani ise Türkçe yaptı.
“ŞEYH SAİD’İN YOLUNDA OLMAK, HÂK – BÂTIL TERCİHİDİR”
Şeyh Said’in torunu Diyadin Fırat, daha çok Şeyh Said’in kişiliği, aile yaşantısı ve kıyam esnasında yaptığı görüşmelere değindiği konuşmasında, kıyamın seyriyle ilgili önemli noktalara vurgu yaptı. Şeyh Said Efendi’nin hem dînî hem millî bir lider olduğunu ve Müslüman Kürt halkı tarafından bu şekilde görüldüğünü belirten Fırat, Şeyh Said’in insanlığın ve halkının esaretine karşı mücadele ettiğini söyledi. Şeyh Said’in yolunda olup olmamanın “hâk – bâtıl” tercihi ile birebir eşdeğerde olduğuna işaret eden Diyadin Fırat, “Cumhuriyet’ten yana tavır alan aşiretler ve kişiler bugün de bu yolda devam ediyor. Şeyh Said’in yolunda olanlar ise hak, hukuk ve adalet yoluna katıldı” diye konuştu.
“ŞEYH SAİD MUZAFFERDİR”
Şeyh Said dâvâsının Allâh ve Resûlü’nün yolunun doğrultusunda olduğunu söyleyerek konuşmasını sürdüren Şeyh Said’in torunu Diyadin Fırat, “Şeyh Said ve arkadaşları haklı oldukları için unutulmadılar. Haksız olsaydılar unutulup giderlerdi. Şeyh Said Efendi’nin bir fikir hareketi vardır. Yani mağdur bir milletin, halkın dâvâsını gütmüştür. O’nun bir felsefesi var ve o felsefe bugün güçlü bir felsefedir. Yeni kuşaklar, yeni gençler o felsefeyi sahiplendikleri için Şeyh Said Efendi şu an muzafferdir” görüşünü savundu. Şeyh Said’in medresesini tamamladığını ifade eden Fırat, “Şeyh Said özgürlük için mazlumlardan yana zalimlere karşı direndi” değerlendirmesinde bulundu.
Şeyh Said’in mezarının nerede olduğuna dair henüz resmî bir açıklama da yapılmamış olduğunu hatırlatan Diyadin Fırat, Şeyh Said ve arkadaşlarının idam edildikten sonra Dağkapı mevkiîndeki Yenişehir Sineması ve Askerî Gazino arasında bir mevkide olabileceğini söyleyerek, daha sonraki yıllarda bu mevkiye askerî lojmanların yapılmış olmasının mezar yerinin neresi olduğunun belirlenmesini zorlaştırdığını kaydetti.
“DEDE – OĞUL – TORUN” KADER ARKADAŞLIĞI
Daha sonra söz alan araştırmacı – yazar İbrahim Sediyani ise daha çok tarihî bilgiler aktararak gerçekleştirdiği konuşmasında, Şeyh Said’in altıncı göbekten dedesi olan Seyyîd Haşim ile Osmanlı padişâhı IV. Murat arasında Bağdat Seferi ve Kürdistan topraklarını ilk kez ikiye bölüp parçalayan 1639 Kasr-ı Şirin Antlaşması vesilesiyle yaşanan hadiseyi detaylıca anlatarak Çılsıtun Katliâmı’ndan bahsetti. Ardından Şeyh Said’in dedesi Şeyh Ali Septî ve arkadaşı Seyyîd Tâhâ ile başlayan “dede – oğul – torun kader birliğine” değinen Sediyani, “Şeyh Said’in dedesi Şeyh Ali Septî ile Seyyîd Abdulkadir’in dedesi Seyyîd Tâhâ, Mevlânâ Halid’in Şam’daki medresesinde talebedirler. Medresede toplam 118 öğrenci var. Bunlardan ikisi, Şeyh Ali Septî ve Seyyîd Tâhâ. Bunlar en yakın iki arkadaştırlar. Ve ikisinin torunları da, 1925’te Diyarbekir’de birlikte idâm ediliyorlar. Şeyh Ali Septî’nin torunu Şeyh Said ve Seyyîd Tâhâ’nın torunu Seyyîd Abdulkadir” dedi.
Seyyîd Tâhâ’nın oğlu (Seyyîd Abdulkadir’in babası) olan Şeyh Ubeydullâh Nehrî ve Kıyâmı hakkında geniş bilgiler aktaran İbrahim Sediyani, 1879 – 1881 arasında önce İran Şâhlığı’na sonra Osmanlı Sultanlığı’na karşı ayaklanan ve Hakkari’nin Şemdinli ilçesinin Nehrî köyünden olan Şeyh Ubeydullâh Nehrî’nin, tarihte ilk kez “Bağımsız Kürdistan” ülküsünü zikreden ayaklanan ve “Kürdistan İslam Devleti” tabirini ilk kullanan kişi olduğunu kaydetti. Sediyani, “Şeyh Ubeydullâh Nehrî ve Kıyâmı, Kürdistan tarihinin en önemli dönüm noktalarından biridir” şeklinde konuştu.
“1925 ŞEYH SAİD KIYÂMI, 1879 ŞEYH UBEYDULLÂH KIYÂMI’NIN DEVAMIDIR”
Seyyîd Haşim’i anlamadan Şeyh Ubeydullâh Nehrî’yi anlamanın, Ubeydullâh Nehrî’yi anlamadan da Şeyh Said’i anlamanın mümkün olmadığı görüşünü savunan yazar İbrahim Sediyani, “1925 Şeyh Said Kıyâmı, 1879 Şeyh Ubeydullâh Kıyâmı’nın devamıdır” tespitinde bulundu.
“Şeyh Said Efendi hem Kürt milletinin, hem de bütün İslam ümmetinin değeridir” sözleriyle konuşmasını sürdüren Sediyani, “Şeyh Said Kıyâmı, İslamî esaslara dayalı bir Kürdistan devleti kurmak için gerçekleşmiştir. Şeyh Ubeydullâh Nehrî’nin de Şeyh Said’in de amacı aynıdır: Kürdistan İslam Devleti” değerlendirmesinde bulundu.
Konuşmaların tamamlanmasından sonra soru – cevap faslına geçildi. Diyadin Fırat ve İbrahim Sediyani, dinleyicilerin sorduğu soruları cevapladılar.
BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ (BDP) ELÂZIĞ İL TEŞKİLÂTI
ELÂZIĞ
29 HAZİRAN 2013
FOTOĞRAFLAR:
Elazığlı yazar İbrahim Sediyani’nin bir kolunda Şeyh Said’in torunu Diyadin Fırat, bir kolunda da Seyyîd Rıza’nın torunu Rüstem Polat